11. Ceza Dairesi 2023/804 E. , 2023/7700 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1117 Değişik iş SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ:
**11. Ceza Dairesi 2023/804 E. , 2023/7700 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1117 Değişik iş SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticilerinin dolandırıcılığı İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığının 11.04.2022 tarihli ve 2021/10875 Soruşturma, 2022/2226 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Adıyaman 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.04.2022 tarihli ve 2022/1117 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.04.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.12.2022 tarihli ve 2022/13545 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/158166 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/158166 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, somut olayda, müşteki vekilinin 01/12/2021 tarihli dilekçesi ile şüpheli ...'nin ... Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinde yönetim kurulu başkanı, müşteki ...'un yönetim kurulu başkan yardımcısı, diğer müşteki ...'un ise yönetim kurulu üyesi olduğu, genel kurullarda alınan kararlarda şirket adına üçüncü kişiler lehine teminat verme, ipotek tesis etme, müteselsil kefalet yetkileri münferiden yönetim kurulu başkanı olmak üzere tek imza ile diğer ortak ve yönetim kurulu üyelerine tanınmadığı, 08/05/2017 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu başkanı şüpheli ...'nin şirket adına münferit imza ile şirketi ilzam ve temsile yetkili olduğunun belirtildiği, ancak adı geçen şüpheli dahil olmak üzere hiçbir ortağa bankalar nezdinde şirketi borçlandırıcı işlem yapmaya yönelik borçlandırıcı işlemlerine yönelik teminat verme, ipotek tesis etme, kefalet ve borçlandırma yetkisi verilmediği, şüphelinin müştekilerin sahte imzalarını içerir 13/06/2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketin 3. kişiler lehine mal alımı için teminat mektubu düzenleme, şirketin herhangi bir kayda bağlı olmaksızın 3. kişiler için borçlanabileceği, yükümlülük altına girebileceği, 3. kişiler lehine teminat verebileceği/kefil olabileceğine dair karar verildiği, şüpheli tarafından sahte imzalarla 15/04/2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirketin bankalarda bulunan gayri nakdi kredi limitlerinden 3. Kişiler lehine mal alımı için teminat mektubu düzenlenmesi ve bankalardan para çekmeye şirket adına kredi almaya, ipotek ve taahhüt altına koymaya, ...'nin şirket ünvanı altına koyacağı münferit imzası ile şirketi her türlü konuda temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair karar alındığı, söz konusu yönetim kurulu kararlarının hem sahte imza ile düzenlendiği hem de kararların alındığı toplantıların yönetim kurulu toplantılarına ilişkin çağrı usullerinin yerine getirilmeden yapılmış olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, şüpheli ...'nın müştekilerin yerine geçerek müştekiler adına sahte imzalar atmak suretiyle şirketi batık hale getirdiği, kendi lehine, şirket ve müvekkil aleyhine kararlar aldığı, ipotekler tesis ettiği ve teminat mektupları aldığı, alınan teminat mektuplarının da şüphelinin kendi diğer şirketleri lehine kullanıldığından bahisle şikayetçi olması üzerine, başlatılan soruşturma neticesinde Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığınca "...bilirkişi raporunda şüpheli ...'nin 13/06/2017 tarihli yönetim kurulu kararı ve genel kurul ve toplantı ve müzakere defterinin 15/04/2021 tarih ve 011 sayılı 11. sayfasındaki karar olmasaydı da söz konusu şirket yönetim kurulu başkanı olarak ipotek tesis etme ve teminat verme yetkisinin bulunduğu, bu nedenle şüpheli ...'nin yapmış olduğu sahteciliğin faydasız sahtecilik kapsamında kaldığı, bu nedenle ceza verilmesine yer olmadığı anlaşıldığından özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Özel belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi, kullanılması gerektiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda soruşturma kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunda genel kurul kararlarında yer alan sahte olduğu iddia edilen imzaların müştekiler ile şüphelilere ait olmadığı gerekçe gösterilerek, özel belgede sahtecilik suçunun oluşmadığının kabul edildiği, ancak münhasıran şikayete konu imzaların müştekiler veya şüphelilere ait olmadığından bahisle özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarının mevcut olmadığının kabulünün mümkün olmadığı, özel belgede sahtecilik suçunun diğer unsurları olan gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi, kullanılması hususları yönünden de değerlendirme yapılması gerektiği, bu halde şikayete konu imzaların müştekiler ve şüphelilere ait olmadığı hususunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karara dayanak teşkil etmeyeceği cihetle, müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği tüm hususlar ile dosyada mevcut tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin üzerine atılı suçla ilgili delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi vekillerinin Kemer ve Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılıklarına hitaben yazmış oldukları dilekçelerinde; ... Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin 08.05.2017 tarihli genel kurul kararı ile şirket yönetim kurulu başkanı olarak şüpheli ...'nin, yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak şikâyetçi ... ve yönetim kurulu üyeliğine ise şikâyetçi ...'un seçildiğinin, bahse konu genel kurul kararında yönetim kurulu başkanı olan şüpheli ...'nin şirket adına münferit imza ile şirketi temsile yetkili olduğunun belirtildiğinin ancak şirket ana sözleşmesinde ve başkaca genel kurul kararlarında şirketin üçüncü kişiler lehine teminat, ipotek verme ve kefil olma yetkisinin mevcut olmadığının, bununla birlikte genel kurul kararından hemen bir ay kadar sonra 13.06.2017 tarihinde şüpheli ... tarafından sahte bir yönetim kurulu kararı düzenlendiğinin, söz konusu kararda şikâyetçilerin imzalarının sahte olarak atıldığının ve şirketin üçüncü kişiler lehine mal alımı için teminat mektubu düzenleyebileceği, herhangi bir kayda bağlı olmaksızın üçüncü kişiler için borçlanma ile yükümlülük altına girebileceği ve üçüncü kişiler lehine teminat verebileceği/kefil olabileceğine karar verildiğinin, sahte yönetim kurulu kararının Adıyaman 1. Noterliğince 2017/6300 yevmiye numarasıyla tasdik ettirildiğinin, yine söz konusu karardan dört yıl kadar sonra şüpheli ... tarafından şikâyetçilerin sahte imzalarını içerir 15.04.2021 tarihli yönetim kurulu kararının düzenlendiğinin ve kararın "şirketin bankalarda bulunan gayri nakdi kredi limitlerinden 3. Kişiler lehine mal alımı için teminat mektubu düzenlenmesi ve bankalardan para çekmeye şirket adına kredi almaya, ipotek ve taahhüt altına koymaya, ...'nin şirket ünvanı altına koyacağı münferit imzası ile şirketi her türlü konuda temsil ve ilzama yetkili olmasına karar verildi" şeklinde olduğunun, bu kararın da noterde tasdik ettirildiğinin, sahte yönetim kurulu kararlarının kullanılarak, ... Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ait ...Mevkii, 713/3 Parsel, 713/4 Parsel ve 713/14 parsellerde bulunan 3 adet gayrimenkul üzerine Türkiye Halk Bankası A.Ş. lehine ipotekler konulduğunun, tapuda lehine Türkiye Halk Bankası A.Ş.ye ipotek verildiği görünen...Otelcilik Turizm Ticaret Limited Şirketi ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, söz konusu dönemde şirketin tek ortağının ve yetkilisinin şüpheli ... olduğunun, şüpheli ...'nin, sahte yönetim kurulu kararlarını Türkiye Halkbankası A.Ş.ye ibraz etmek suretiyle, gerek kendi sahibi ve yetkilisi olduğu...Otelcilik Turizm Ticaret Limited Şirketi, gerek kendisi ve Nazan Bağci lehine kullandığı kredi veya başkaca finansal işlemlere teminat olacak şekilde ... Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'ne ait gayrımenkulleri haksız şekilde ipotek verip, şirketi onlarca milyon Türk lirası zararla karşı karşıya bıraktığının iddia olunması üzerine başlatılan soruşturmada, "...sahteciliği iddia edilen yönetim kurulu ve genel kurul kararı olmasaydı da şüpheli ...'nin 08/05/2017 tarihli genel kurul ile 3 yıllık süreliğine ... Turizm Tic. San. A.Ş ünvanı altına koyacağı münferit imzası ile şirketi her konuda temsil ve ilzama yetki olmasına ittifakla karar verildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 23/05/2017 tarih, 9331 sayı, 622 sayfasında 08 tescil ve ilan edildiği...eylemin faydasız sahtecilik kapsamında olduğu...şirketin herhangi bir zarara uğramadığı..." şeklindeki gerekçelerle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 23.05.2017 tarihli ticaret sicil gazetesi incelendiğinde, 08.05.2017 tarihli genel kurul toplantısını müteakip aynı tarihli ve 9 sayılı yönetim kurulu kararına göre şüpheli ...'nin şirketi temsil ve ilzam ile ipotek ve taahhüt altına koymaya yetkilendirildiği, bununla beraber bu karardaki imzanın da şikâyetçilerin elinden çıktığını gösterir bulgulara rastlanmadığının uzmanlık raporu ile belirlenmesi karşısında; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarihli ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında, önceden verilen rıza üzerine imza atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği, rızanın açık ve zımni olabileceği dikkate alınarak, belirtilen yönetim kurulu kararının da sahte olarak alınıp alınmadığının kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde tespit edilmesi, gerekirse yeniden ifadelere başvurularak bu hususta adli tıp kurumunda inceleme yaptırılması, hukuk mahkemelerinde görülen dava dosyalarının ilgili suretlerinin, şirket ana sözleşmesinin, genel kurul toplantılarına ait tüm belgelerin, şirkete ait defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılması, şirketin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının belirlenmesi, somut olayda hile unsurunun bulunması durumunda dolandırıcılık suçunun, bulunmaması durumunda ise hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun bu bağlamda değerlendirilmesi, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerekmesi nedeniyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Adıyaman 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.04.2022 tarihli ve 2022/1117 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2023 tarihinde karar verildi.