3. Ceza Dairesi 2019/4111 E. , 2019/12647 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1) Adli Tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının tespit edilebilmesi için muayenenin olaydan en az 6 ay geçtikten sonra yapılması gerektiği, müşteki hakkında yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olduğuna dair 16.06.2014 tarihli raporun ise olay tarihinin…
**3. Ceza Dairesi 2019/4111 E. , 2019/12647 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: 1) Adli Tıp kriterlerine göre yaralanmanın yüzde sabit ize neden olup olmadığının tespit edilebilmesi için muayenenin olaydan en az 6 ay geçtikten sonra yapılması gerektiği, müşteki hakkında yaralanmanın yüzde sabit iz niteliğinde olduğuna dair 16.06.2014 tarihli raporun ise olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden müştekinin yapılan muayenesi sonucu düzenlendiği anlaşılmakla, muayene süresi yönünden adli tıp kriterlerine uygun olmayan rapor esas alınmak suretiyle eksik inceleme ile hüküm kurulması, 2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 tarihli ve 2015/1167 Esas- 2017/247 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi hükmü gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 3) Sanığın, müştekiyi yüzde sabit iz oluşacak şekilde kasten yaralaması eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğinde olması ve basit tıbbi müdahale ile giderilmesinin mümkün bulunmaması karşısında, kurulan hükümde temel cezanın TCK'nin 86/1. maddesine göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, TCK'nin 86/2. maddesine göre belirlenmesi sureti ile eksik ceza tayin edilmesi, 4) Tarafların aşamalardaki beyanları ve alınan doktor raporlarına göre sanık ile müştekinin karşılıklı olarak birbirlerini yaralamaları şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli Esas 2002/4-238-2002/367 sayılı Kararında belirtildiği üzere, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin tespit edilememesi durumunda sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; 5) Gerekçeli kararın hüküm fıkrasında uygulama maddesi olarak TCK'nin 87/1-c maddesi yerine TCK'nin 87/3. maddesinin gösterilmesi, 6) 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi gereğince hak yoksunları uygulanırken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas - 2015/85 Kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.06.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.