Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/59 E. , 2024/2962 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/59 Karar No : 2024/2962 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Odası VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, …
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/59 E. , 2024/2962 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/59 Karar No : 2024/2962 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Odası VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, sahibi ve mesul müdürü olduğu ... Eczanesini muvazaalı işlettiğinden bahisle 6643 sayılı Kanun'un 30/c maddesi uyarınca hakkında 180 gün süre ile sanat icrasından men cezası verilmesine ilişkin ... Bölge ... Eczacı Odası Haysiyet Divanı'nın ... tarihli ve ... sayılı kararının aynen kabul ve tasdik edilmesine ilişkin Türk Eczacılar Birliği Yüksek Haysiyet Divanı'nın... tarih ve...sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, eczane programının kurulu olduğu bilgisayarlar ve Farmakoma ödediği yıllık ücret miktarı hususunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, eczanelerin mali tablosu açısından önemli olan SGK iskonto oranı ve bunun tespiti için gerekli olan eczane yıllık satış hasılatının bildirilmesi konusunda bilgi sahibi olmadığı, bu hususlarda gerçekle bağdaşmayan bilgiler öne sürdüğü, sadece iki çalışanı olmasına rağmen çalışanlardan birinin soyadını bilmediği, ayrıca kalfası tarafından çek ödeme tarihlerinde hesabına yatırılan paraların, düğün harcamalarına destek olmak adına kendisine verdiği 40-50.000-TL'nin geri ödemesine yönelik olduğuna ilişkin savunmasının, ödemelerin özellikle çek ödeme tarihlerine denk gelmesi ve toplamda 96.650-TL'ye ulaşmış olması karşısında itibar edilebilecek nitelikte olmadığı, eczacılık mesleğinin, bir kamu hizmeti olan sağlık hizmetinin yürütümü ve sunumu için ve de toplum sağlığı açısından taşıdığı önem ve davalı idarece tespit edilen hususlar ve davacının kalfası ile arasındaki hayatın olağan akışına aykırı maddi ve hukuki ilişki dikkate alındığında, davacının idare tarafından yeterince tespitle ortaya konulduğu üzere gerçekte eczacılık faaliyeti sürdürmemekte olup, muvazaa fiilini işlediği kanaatine ulaşıldığından, 180 gün süre sanat icrasından men cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; 21/10/2021 tarih ve 31635 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununun 30. maddesinin Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edildiği, anılan kararın Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğinin ayrıca karara bağlandığı, yürürlüğe girmenin dokuz ay süre ile ertelenmiş olmasının, 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanununun 30. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere Yasama Organına dokuz ay süre verilmesi amacını taşımakla birlikte bir diğer amacın da iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle düzenlemenin dokuz ay süreyle yürürlükte kalmasının sağlanması olduğu, bu nedenle, uyuşmazlığa konu işlemin tesis edilmesine dayanak alınan disiplin cezası verilmesini düzenleyen hüküm Anayasa Mahkemesince iptal edilmekle birlikte henüz yürürlüğe girmediği açık olan Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bakılan davada uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi yöndeki düşüncenin kabulü halinde, Anayasanın 153. maddesi hükmünün ihlal edilerek hukuki boşluğa sebebiyet verileceği, bu durumun ise, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının, Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih ile kararın yürürlüğe gireceği tarih arasında idarece disipline aykırı eylemlere karşı hiçbir disiplin cezası verilememesi ve daha önce verilip de henüz yargılama süreci devam eden tüm disiplin cezalarının da iptali sonucunu doğuracağı, böylece azımsanmayacak bir süreçte işlenen ve disiplin cezasını gerektiren tüm fiilerin yaptırımsız kalmasına sebebiyet vereceği, bu bakımdan uyuşmazlığın görüldüğü tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinin anılan kararının henüz yürürlüğe girmemiş olması nedeniyle incelemenin yürürlükte bulunan yasal düzenleme kapsamında yapıldığı, dosya kapsamında, davacının eczanesini S.A ve M.A ile birlikte muvazaalı işlettiği yönünde verilen şikayet dilekçesi kapsamında yapılan denetimde görevinin başında bulunduğunun tespit edildiği, yine dosya içerisinde yer alan denetim tutunaklarında davacının 2016 yılından itibaren bütün denetimlerde görevinin başında olduğunun görüldüğü, anılan tarihten önceki denetim tutanakları incelendiğinde ise, davacının çoğu zaman görevinin başında olduğunun anlaşıldığı, eczaneye ilişkin bütün işlemlerin herhangi bir kişiye vekaletname verilmeksizin davacı tarafından yürütüldüğü, çalıştığı depoların sorumlularından eczane ile ilgili işlemlerde davacı ile muhatap olup olmadıklarına yönelik herhangi bir bilginin ve ifadenin alınmadığı, 16/01/2020 tarihli denetimde davacı tarafından eczane ile ilgili soruların hiçbirisine yanıt verilmediği, eczanede bulunan iki bilgisayardan birisinde eczane işletim programının yüklü olmasının görülmesi üzerine davacıya bunun nedeninin sorulduğunda herhangi bir cevap verilmediğinin belirtilmesine karşın anılan tutanağın davacı ve/veya yanında çalışanlar tarafından imzalanmadığı, davacıya 02/03/2020 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında eczane iletişim sisteminin bir bilgisayarda yüklü olmasının sebebi sorulduğunda ise bir tane bilgisayarda işlemlerin görüldüğünü ifade ettiğinin belirtilmesine karşın 02/07/2010 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında iki bilgisayarda da işletimin yüklü olduğu ancak ana bir tane bilgisayarın bulunduğunun reçete girişlerinin ikinci bilgisayarda da yapıldığının ifade edilmesinin davalı idarece belirtildiği gibi davacının eczanenin genel işleyişine hakim olmadığını göstermediği, davalı idare tarafından vergi ödemeleri konusunda insiyatif kullanılmaması, mevcut vergi borçlarının faiziyle SGK alacaklarından kesilmesinin olağan karşılanmasının eczanenin mali konularıyla çok yakından ilgilenmediğini gösterdiği belirtilmekte ise de davacı tarafından bu hususun kişisel bir tercih olduğu, ayrıca sürekli çıkan vergi afları nedeniyle 5 yıl sonra parayı faizsiz ödemek sureti ile ilgili parayı kullandığınının belirtildiği, öte yandan, eczanenin yıllık hasılatını ve aylık cirosunu bilmediği yönünde herhangi bir belirlemenin bulunmadığı (davacı tarafından aylık ciro ve yıllık hasılat sorulduğundan cevap verilmiştir) da göz önüne alındığında eczanenin mali konuları ile ilgilenmediğinden bahsedilemeyeceği, davacı hakkındaki şikayet dilekçesinde S.A ve M.A ile birlikte eczaneyi muvazaalı işlettikleri yönünde ifadeler bulunduğu halde davacının yanında kalfası olarak çalışan R.E. ile birlikte muvazaalı olarak işletildiği belirlemesinin yapıldığı ancak ilgili kişilere yönelik herhangi bir soru sorulmadığı, eczaneyi muvazaalı olarak işlettiği iddia edilen R.E. ile diğer çalışanın ifadelerine başvurulmadığı, eczaneye ilaç ihtiyacının temini konusunda davacının bir dahlinin bulunmadığı belirtilmekte ise de davacı tarafından verilen ifade de çalışanların kendisine sorarak ilgili ilaçları temin ettiğinin belirtildiği, telefoncuların isimlerini bilmemesinin ve çalışanların ilaç temin eden firmalarla görüşmesinin, Farmakom için ne kadar ödediğini ve SGK iskontasını tam olarak bilmemesinin, kalfası olarak görev yapan R.E 'nin davacının hesabına toplamda yaklaşık 96.500-TL hesabına yatırmasının (davacı anılan paranın R.E'nin düğün yaptığı sırada kendisine yaptığı borç nedeniyle verildiğini ifade ediyor) R.E. dışındaki diğer çalışanın soyadını bilmemesinin ve diğer belirlenen hususların muvazaayı her türlü şüpheden uzak bir şekilde kanıtlamaya yeterli olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, Anayasa'nın 48. ve 49. maddeleriyle güvence altına aldığı, çalışma hakkının sınırlandırılmasına yönelik dava konusu işlemin sırf kanaate dayalı olarak tesis edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle, inceleme konusu olayda, muvazaa olduğu hususunun objektif bilgi ve belgelere dayandırılmadığı, başka bir anlatımla muvazaa iddiasının kanıtlanamaması karşısında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık aksi yöndeki mahkeme kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesi ile istinaf isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı Türk Eczacıları Birliği tarafından; davacının eczane ile ilgili en temel konulara (SGK iskonto oranı, ilaç temini, eczane yazılım programları, vb.) dahi hakim olmadığının görüşme tutanakları ile sabit olduğu, davacının eczacı kalfası... ile aralarındaki para alış verişini açıklayamadığı, kredi kartı ve hesap bilgileri ile ilgili beyanlarını kanıtlayamadığı, insan sağlığının sözkonusu olduğu bir yerde davacının eczaneden, eczanede sunulan hizmetten ve en temel idari ve mali konulardan habersiz olmasının muvazaadan başka bir şeyle izah edilmesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle muvazaalı eczane işletme eylemi sabit olan davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. Davalı ... Eczacı Odası tarafından; Bölge İdare Mahkemesince davacının eczanesinin muvazaalı olarak işletildiği olgusunun objektif bilgi ve belgelere dayandırılmadığı, muvazaa iddiasının açıkça kanıtlanamadığı belirtilmekle birlikte, muvazaanın altında "iradenin gizlenmesi" amacının bulunduğu, bu nedenle muvazaanın bilgi ve belge ile ispatlanmasının sözkonusu olamayabileceği, dosyadaki tüm verilerin bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu halde muvazaa tablosunun çok açık şekilde görüleceği, nitekim eczanesini her gün kendisinin açıp kapadığını ve aylık 1000 adet SGK reçetesini sisteme girdiğini ifade eden davacının eczane ile ilgili en temel konularda dahi bilgi sahibi olmamasının kabulünün mümkün bulunmadığı, soruşturma dosyası bir bütün olarak değerlendirildiğinde açık ve belirgin bir muvazaa tablosunun ortaya çıktığı, davacının eczanesini muvazaalı olarak işlettiğine yönelik yazılı bir belge bırakmasının beklenemeyeceği belirtilerek, hukuka aykırı Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 17/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.