5. Hukuk Dairesi 2025/9907 E. , 2026/4392 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/358 Esas, 2023/433 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkem…
5. Hukuk Dairesi 2025/9907 E. , 2026/4392 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/358 Esas, 2023/433 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı idare ve davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.03.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve yetki belgesine istinaden davalı ... vekili Avukat ... gelmişler, diğer davalılar vekili duruşmaya katılmamıştır. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Kars ile, ... ilçesi, ... köyü 1 07... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; gerçek değerin tespitini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.05.2013 tarihli ve 2012/95 Esas, 2013/168 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arazi niteliğindeki ... köyü, 1 07... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki çite biçilen değerde bir isabetsizlik görülmediği gibi, taşınmazın zeminine gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiş; ancak sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değeri belirlenirken Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanması gerekirken, bu oranın % 5 olarak kabulü ile az bedel tespiti, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda münavebe ürünü olarak alınan buğday, fiğ ve patatesin dekar başına verim miktarları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden, değerlendirme tarihi olan 2012 yılı dekar başına üretim masrafı (kalem kalem masraf dökümü) ve hasat dönemindeki ortalama toptan kg. satış fiyatı ise ilgili resmi kuruluşlardan getirtilip rapor denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, taşınmazın değeri belirlenirken, bilirkişi raporunda döner sermaye faizi ve genel idare giderleri, masraflara dahil edilmek suretiyle az bedele hükmedilmesi, taşınmazın bilirkişi raporunda yazılı özellikleri, konumu gözetilerek, gelir metoduna göre tespit edilen m² birim bedeline objektif değer arttırıcı unsur ilave edilmesi gerekirken objektif değer artışına hükmedilmemesi, taşınmazın kamulaştırmasından arta kalan kısımlarının geometrik durumu, yüz ölçümü ve bilirkişi kurulu raporundaki özellikleri gözetildiğinde bu kısmın işe yaramaz hale geldiği anlaşıldığından arta kalanın tüm bedeline hükmedilmesi ve davacı idare adına tesciline karar verilmesi gerektiği gözetilmeden daha az değer azalışı öngören bilirkişi kurulu raporu esas alınarak eksik bedele hükmedilmesi, dava 4 aylık süre içinde sonuçlandırılmadığından 15.06.2012 tarihinden karar tarihine kadar faiz yürütülmesi gerektiği hâlde faiz bitiş tarihinin gösterilmemesi doğru olmadığı gibi davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olduğunu, münavebeye esas alınan ürünlerin hatalı belirlendiğini, verilere uyulmadığını, kapitalizasyon faiz oranının %6 olması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; aynı bölgede daha yüksek objektif değer artışı oranları uygulandığını, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini, münavebe yönteminin hatalı olduğunu, ilk karardaki bedele faiz işletilmediğini, bedelin ...’a ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yasal faiz işletilmesi yerindedir. 3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmış olup; davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Davalı ... dışında ve karar başlığında davalı olarak gösterilen tüm davalılar hakkında ilk kararda husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve bozma ile işbu davalılar hakkında verilen hükmün kesinleşmiş olduğu hâlde, işbu davalıların fark kamulaştırma bedelinin olmadığının düşünülmemesi hatalıdır. 5. Dava konusu taşınmazın tamamının bedeline hükmedildiği hâlde, hükmün, bedelin tespitine ilişkin kısmında, infazı zorlaştırıcı şekilde taşınmaz alanının hatalı yazılması ve taşınmazın tamamının bedeline hükmedildiği halde tescil hususunda karar verilmemesi hatalı olup bu hususların resen gözetilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekir. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararına ilişkin tashih şerhinin (3) numaralı bendinde yer alan “ harita mühendisi tarafından düzenlenen 08/06/2020 tarihli ek raporu ve krokisinde dava konusu 33505,83 m²lik yerin krokide B harfiyle gösterilen 15191,87 m²lik kısmının” ibaresinin çıkartılması, yerine “tamamının” kelimesinin yazılması, aynı bentte yer alan “davalılara derhal ödenmesine,veraset ilamındaki hisseleri oranında ödemenin temini için” ibaresinin çıkartılması, yerine “davalı ...'a” ibaresinin yazılmasına, devamla Mahkeme kararının karar başlığında 2,3,4 ve 5 sayıları ile davalı olarak gösterilen tüm davalıların ve vekillerinin karar başlığından çıkartılması, ayrı bir bent olarak “Dava konusu Kars ili, ... ilçesi, ... köyü 1 07... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline”, ve “ İlk kararla hüküm altına alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş olan 66.316,47 TL bedele 15.06.2012 tarihinden ilk karar tarihi olan 17.05.2013 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine” cümlelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalı ...'a ödenmesine,10.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılardan ... vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalı yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi (aynen temyiz incelememize konu Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesinin; “… dava tarihi olan ... tarihinden karar tarihi olan ... tarihine kadar ... faiz işletilmesine ve …” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmektedir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Düzeltilerek Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 2 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme” görüşlerine, adı geçen davalı yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 10.03.2026