Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmel
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında davalı tarafından inşası başlatılmış lojistik depo inşaatı sebebiyle kurulan eser sözleşmesine dayalı olarak taraflar arasında alacak borç ilişkisi bulunduğunu, bu sözleşme sebebiyle müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüklerini ifa etmiş olup işin bedeli olarak iki ayrı fatura tanzim ettiğini, faturaların davalı şirket yetkilisine imza karşılığı teslim edildiğini, fatura içeriğine ise davalının itiraz etmediğini davalı tarafın 16.12.2014 tarih ve ... numaralı 2.2000,00 TL bedelli faturayı ''eksiksiz teslim aldım'' ibaresi ile imzalamak suretiyle kabul ettiğini, yine aynı eser sözleşmesi gereği yapılan işler için 30.05.2015 tarih ve ... numaralı 1.559.680,34 TL. bedelli fatura tanzim edildiğini, davalı tarafın bu faturayı da fatura üzerine ihtirazi kayıtla 189.600.00 tl lik iade faturası kesmek şartıyla eksiksiz aldım ibaresi ile kabul ettiğini, müvekkilinin ödeme taleplerinin karşılıksız kalması karşısında, davalı/borçlu hakkında Büyükçekmece ..., İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını. yapıları takipte itirazı kayıtla kabul edilmeyen 189.600,00 TL ise talep edilmediğini. davalının fatura bedelleri için yaptığı ödemelerin tacir olan tarafların bilgisinde olduğunu, yapılan ödemelerin borçtan düşüldükten sonra müvekkili şirketin davalı taraftan alacağı 2.200.847,84 TL olduğunu. ancak davalı tarafın takibe yaptığı haksız itirazında müvekkiline olan borcu kabul edilmediğinden bahisle borcun tamamına, fatura ve fatura içeriklerine bütün ferileri ile itiraz ettiğini, TTK 21/ (2) maddesine göre ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda buhunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır'' hükmünü içermekte olduğunu, davalı tarafın faturayı tebliğ almasına rağmen yasal süresinde itiraz etmemesi sebebiyle fatura içeriğini kabul ettiğini, aradan geçen zamana rağmen faturaya itiraz etmemesine ve ödeme yapmamasına rağmen hakkında yapılan takibe itiraz etmesi ve bu itirazda faturaya itiraz ettiğini ileri sürmesi hukuka aykırı olduğunu, nitekim dilekçe ekinde mübrez T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: ... Karar: ... 12.10.2011 tarihli kararında “Dava eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Taraflar arasında bir sözleşmenin varlığı halinde satıcı veya imal eden yahut iş gören kimse kendiliğinden ve tek taraflı olarak mukavele şartlarını tadile kalkışamaz, ancak, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoksa, fatura münderecatına sekiz gün içerisinde itiraz edilmemiş olması halinde, bu sükut, faturaya yazılı bir delil olma vasfinı verir ve karşı taraf yani müşteri veya iş yaptıran kimse, faturanın hilafını ancak yazılı bir vesika ile ispat etmek zorundadır. Başka bir deyişle, bu kabil hallerde diğer tarafın faturaya karşı bir itirazda bulunmaması, taraflar arasındaki münasebette yazılı bir delilin doğumunu intaç eder ve bu takdirde de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ve diğer kanınların öngördüğü yazılı deliller hakkındaki hükümleri cari olur.” dendiğini, bir kısmı alıntı yapılan Yargıtay Genel Kurul kararında da izah edildiği üzere davalı tarafın yazılı delil olan ve açıkça borç ikrarını içeren faturaya, dolayısıyla borca karşı tüm iddialarını yazılı delil ile ispatlamak durumunda olduğunu, çünkü tebliğ alınan fatura içeriğine itiraz edilmemesi sebebiyle ispat yer değiştirdiğini, ticaret kanunu tacir olmanın hükümleri başlıklı madde 18/2'de "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir," hükmünü amir olduğunu, sadece bu hüküm gereği dahi davalının soyut ifadeler yerine hukuki ilişkinin varlığına yada ödemeye dair somut ilirazı gerektiğini. bu itibarla çok açıktır ki, davalı/borçlunun itirazı alacağın tahsilini geciktirme, imkansız kılmaya yönelik olduğunu , davalı tarafın hukuki ilişkiye yönelik bir ilirazı bulunmadığı gibi, fatura üzerinde ki imzalara da açıkça bir itirazı bulunmadığını, hukuki ilişkinin dava taraflarına ait ticari kayıtlar ile sabit olduğunu, davalının borcu ödediğine dair herhangi bir belgeyi de dosyaya sunmadığı gibi ticari ilişkiyi veya malları teslim almadığına dair itirazda bulunmadığını, davalının tacir olması sebebiyle eylemlerinin basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, yapılan ödemeler ve fatura miktarı dikkate alındığında alacak miktarının likit ve borçlu tarafından bilindiğini, davalının icra takibini geciktirmek tahsilini imkansız kılmak gibi iyi niyetli olmayan eğilimlerinin sabit olduğunu, müvekkili şirketin davalının şantiyesinde yapılan işlerle ilgili mal tedarik ettiği yerlere ve alt yüklenicilerine gerekli ödemeleri yaptığını, bu faturalardan bir kısmınnı dilekçeleri ekinde ibraz edildiğini, iş bu nedenle davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını temin amaçlı huzurdaki davayı açma zorunluluğu doğduğunu beyanla; davanın kabulü ile borçlunun alacağa ilişkin haksız itirazlarının kaldırılmasına ve takibin devamına, davalı borçlunun asıl alacak üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.