4. Hukuk Dairesi 2009/1815 E. , 2010/857 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazete Dergi Basın Yay. San. ve Tic. AŞ ve ... aleyhine 09/07/2007 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde isteni…
**4. Hukuk Dairesi 2009/1815 E. , 2010/857 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazete Dergi Basın Yay. San. ve Tic. AŞ ve ... aleyhine 09/07/2007 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, 22/06/2007 günlü ... gazetesinde “4 bombacı aranıyor” başlığı altında fotoğrafına da yer verilerek yayımlanan gerçek dışı haberde, PKK kamplarında eylem için eğitim aldıkları, yurdun çeşitli bölgelerine eylem hazırlığında olup ülkeye sızdıkları ve emniyetin alarma geçirildiği yazılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat istemiştir. Davalılar ise, yayının gerçek olduğunu, davacı ile arkadaşlarının haberdeki fotoğraflarının emniyet birimleri tarafından kamu binalarının duvarlarına asıldığını, yayının resmi kurumlardan alınan bilgilere dayandığını, davalı muhabir hakkında hazırlık soruşturması yapılarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, davacının yayında belirtilen eylem nedeniyle adli sicil kaydı bulunmadığı, aranan kişilerden olmadığı, yayının resmi bilgilere dayandığı savunmasının emniyet tarafından doğrulamadığı gerekçesiyle, davalıların sorumluluğu yönünde karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür 2009/1815-2010/857 davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Somut olayda, gazeteci ve haber sitesi sahibi olan davacıyı, dava dışı yazar arkadaşı ...’ın bir yazı için bilgi toplamak amacıyla ...’da görmeye geldiği, aralarında bir işyerinin devralınması konusunun konuşulduğu, bu sırada kendisini yasadışı (illegal) ortamları ve gizli ilişkileri bilen biri olarak tanıtanın M....'in de yanlarında bulunduğu, üçü arasında ...’da bir suikast olayının gerçekleşeceğine ilişkin konuşmalar geçtiği, M....'in davacıya, ...'ın kendisine valiye suikast için para verdiğini söylediği, ...'ın ise kendisini koruma karşılığı M....'in para istediği, vermeyince cadde ortasında ve dinlendiğini düşündüğü telefonda ...'a valiye suikast işini yapmayacağını söylediğini, ...’ın M.... ve davacı tarafından şantaj ve tehditte bulunulduğu, bu sözlerin söylenerek kendisinin bir takım olayların içine çekilmek istendiğini düşündüğü ve davacı ile M....'i 29/05/2007’de emniyete şikayet ettiği anlaşılmaktadır. Davacı ve diğer kişiler, aralarında geçen konuşmalar ve suikast iddiaları üzerine emniyet birimlerince davacı ve diğer arkadaşlarının fotoğrafları çekilmiş, savcının talimatı ile evleri aranmış ve olayın önemi nedeniyle gözaltına alınmışlardır. Yayında kullanılan fotoğraflar bu soruşturma sırasında çekilmiş fotoğraflar olup soruşturma sırasındaki anlatımlar, davacı ve arkadaşlarının gözaltına alınması, evlerinin aranması, fotoğraftaki kişilerden birinin eski PKK örgütü bağlantısının olması, davacının ... tarafından şikayet edilinceye kadar suikast iddiasını güvenlik güçlerine bildirmemesi gibi olgular birlikte değerlendirildiğinde yayının görünürdeki gerçeğe uygun olduğu kabul edilmelidir. Kamplarda bomba eğitimi almaları, yurda sızmaları, çeşitli bölgelerde eylem hazırlığı yapacakları ve tüm emniyet birimlerinin harekete geçmesi gibi anlatımlar, yayının süslenmesi ve çekici hale getirilmesine yönelik yan unsurlar olduğundan, bunlardaki gerçeğe aykırılık yayını hukuka aykırı duruma getirmez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2009/1815-2010/857 SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/02/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.