19. Ceza Dairesi 2016/12577 E. , 2017/3148 K. "" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, Sanıkl…
**19. Ceza Dairesi 2016/12577 E. , 2017/3148 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, Sanıkların üzerine atılı “ticareti usulüne aykırı terk etmek” suçunun takibi şikayete bağlı olup, ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 21 Aralık 2015 tarihli yazısı ile borçlu şirketin 31.01.2009 tarihi itibariyle resen terk ettirildiği anlaşılmış olup ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'unun 347. maddesinde düzenlenen” şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer” hükmü karşısında şikayetçi vekilinin suça konu olayda bir yıllık süre geçtikten sonra 07/06/2011 tarihinde şikayette bulunması nedeniyle sanıklar hakkında şikayet hakkının düşürülmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kabule göre de; 1)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun verdiği 18.3.2008 tarih ve 2008/7-56 sayılı kararındaki "Anayasa'nın 36. maddesine göre; "herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile "adil yargılanma hakkı"na sahiptir. "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin," adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde ise; "Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: a).......b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak; c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek..." şeklindeki düzenlemelerden çıkarılması gereken sonuç; savunma hakkının, temel insan hakları arasında yer alan hak arama hürriyetinin bir gereği olduğudur. Somut olayda, duruşma gününü bildirir davetiyenin sanıklar yerine, sanıkların yetkilisi olduğu şirketler adına çıkartıldığı ve T.K'nın 35. maddesine göre tebliğ edildiği, bu suretle sanıklar yerine, şirket hakkında tebligat çıkartılarak savunma hakkının kısıtlandığı cihetle, sanıklara usulünce duruşma gün ve saati bildirir meşruhatlı tebligat yapılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,