Başvuru, sınır dışı etme kararı kapsamında menşe ülkesine geri gönderme nedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, sınır dışı etme kararı kapsamında menşe ülkesine geri gönderme nedeniyle yaşam hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/10/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Bölüm tarafından 14/10/2020 tarihinde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesi uyarınca sınır dışı etme işleminin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1980 doğumlu bir kadındır ve İran İslam Cumhuriyeti vatandaşıdır. Başvurucu 18/2/2015 tarihinde yasal yollarla Türkiye'ye gelmiş; 4/8/2015 tarihinde Çankırı İl Göç İdaresi Müdürlüğü (Göç İdaresi) nezdinde uluslararası koruma başvurusunda bulunmuştur. Başvuru dilekçesinde ülkesini dinî sebeplerle terk etmek zorunda kaldığını, ailesiyle (kızı) beraber koruma talep ettiğini bildirmiştir. Başvurucu, hem kendi dilinde hem de Türkçe yazarak Göç İdaresine sunduğu aynı tarihli deklarasyonunda İslam dininden Hristiyanlığa geçtiği için ülkesinden ayrıldığını beyan etmiştir. Başvurucunun uluslararası koruma talebi 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (ç) bendi uyarınca ikamet ilini izinsiz terk ettiği gerekçesiyle 10/4/2017 tarihinde geri çekilmiş sayılmıştır. Başvurucu söz konusu işleminin iptali amacıyla açtığı dava dilekçesinde özetle ikametgâhını komşusunun tehdidi nedeniyle terk etmek zorunda kaldığını, ayrıca Müslümanken din değiştirmesi nedeniyle eski eşinden ve toplumdan baskı gördüğünü, can güvenliğinin kalmaması nedeniyle 1999 doğumlu kızını da alarak Türkiye'ye geldiğini iddia etmiş; dilekçe ekine Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından verilen ve bir yıl geçerli olan 22/7/2016 tarihli mülteci belgesini de sunmuştur. Başvurucunun açtığı dava, Kastamonu İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) tarafından 21/11/2017 tarihinde başvurucunun ikamet ilini izinsiz terk ettiği, bu nedenle yapılan işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. İdare Mahkemesi başvurucunun ülkesinde zulüm görme korkusu konusunda herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Başvurucunun istinaf talebi 6/3/2018 tarihinde reddedilmiş, verilen karar kesinleşmiştir. Bunun üzerine 17/8/2018 tarihinde Çankırı Valiliği başvurucu hakkında 6458 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) bendi (uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan sonra bu Kanun'un diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar) uyarınca sınır dışı etme kararı almıştır. Başvurucu, sınır dışı etme kararının iptali amacıyla İdare Mahkemesinde dava açmış; ülkesindeki riske ilişkin benzer (bkz. § 7) iddialar öne sürmüştür. Daha önceki iddialarına ilaveten sadece bağlantı adresini bildirdiği Y. isimli bir sosyal medya kanalındaki Türkçe olmayan ve 2016 yılında yüklenen görüntüler nedeniyle din değiştirmesinin aleniyet kazandığını iddia etmiştir. İdare Mahkemesi 9/1/2019 tarihinde davayı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, davanın reddedilmesi sonrasında 28/1/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda (B. No: 2019/2854) bulunmuştur. Başvurucunun bireysel başvuru dosyası 2016/24613 numaralı dosya ile birleştirilmiş, 2/6/2020 tarihinde birleştirilen dosyada karar verilmiştir. Söz konusu başvuruda başvurucunun geri gönderme yasağına ilişkin iddiaları hakkında derece mahkemesi tarafından yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle ihlal sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrasında İdare Mahkemesi yeniden yargılama yapmış fakat 10/9/2020 tarihinde yine davayı kesin olarak reddetmiştir. Ret kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...... [Ü]lkesine iadesi halinde insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye maruz kalacağını ortaya koyan her hangi bir somut veri ya da belge sunulamadığı, İran Anayasasının Zerdüştleri, Yahudileri ve Hristiyanları dini azınlık olarak tanıdığı ve ibadetlerini yapmalarına müdahale etmeksizin izin verdiği, din değiştirenlerin propaganda yapmadıkları, bireysel yaşantılarına devam ettikleri sürece herhangi bir sorun yaşamadıkları anlaşıldığından, yükümlülüklerine aykırı davranarak uluslararası koruma başvurusunun geri çekilmiş sayılmasına sebebiyet verdiği sabit olan davacının, sınır dışı edilmesine yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır....Bu durumda; yukarıda ifade edilen mevzuat ve açıklamalar ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının uluslararası koruma başvurusu kapsamında kendisine yüklenen yükümlülüğü ihlal ettiği açık olduğu gibi davacı hakkında yapılan menşe ülke araştırmasında da davacının sınır dışı edilmeyecek kişiler arasında yer almadığı anlaşıldığından, idareye tanınan takdir yetkisi kapsamında yapılan değerlendirme sonucudavacı hakkında tesis edilen dava konusu sınır dışı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır...." Verilen karar 11/10/2020 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 13/10/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk için bkz. Masoud Talebi, B. No: 2023/26088, 19/3/2024, §§ 30-