11. Ceza Dairesi 2020/6161 E. , 2021/905 K. "" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 28/10/2020 tarih ve 2020/8403 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2020 tarih ve KYB-2020/100119 sayılı ihbarname ile; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/02/2020 tarihli ve 2019/113300 soruşturm…
**11. Ceza Dairesi 2020/6161 E. , 2021/905 K.** **"İçtihat Metni"** Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 28/10/2020 tarih ve 2020/8403 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2020 tarih ve KYB-2020/100119 sayılı ihbarname ile; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na muhalefet suçundan şüpheliler ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/02/2020 tarihli ve 2019/113300 soruşturma, 2020/7032 esas, 2020/5056 sayılı iddianamenin iadesine dair Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2020 tarihli ve 2020/345 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesinin tarihsiz ve 2020/206 değişik iş sayılı kararının "Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikayete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,