T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/763 - 2026/339 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına) ESAS NO : 2025/763 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2023 NUMARASI : 2020/165 Esas - 2023/621 Kara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/763 - 2026/339 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına) ESAS NO : 2025/763 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2023 NUMARASI : 2020/165 Esas - 2023/621 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak KARAR TARİHİ : 09/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan alacak istemine ilişkin davada, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı tarafından ihale edilen; 2017 yılı Ankara 20. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı, 2017 yılı Ankara 56. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı ve 2018 yılı Ankara 113. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı işlerini en uygun fiyatı vererek yüklendiğini ve bu ihaleler kapsamında yüklendiği işi tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ihale kapsamında alınan işlerin taraflar arasında akdediler sözleşmeye ve idari - teknik şartnameye uygun şekilde ve eksiksiz olarak yerine getirilmesine rağmen davalı tarafça yapılması gereken hak ediş ödemelerinin düzenli olarak ve süresinde yapılmadığını, davalının bu keyfi eylemleri nedeniyle müvekkilinin haklı alacağına ulaşamayarak telafisi imkânsız zararlar yaşadığını, davalı yanın kesinleşmiş hak ediş alacaklarını ... Belediyesi'nden tahsil edememesi sonucunda kendisine mali kaynak yaratmak maksadı ile kullandığı krediler sebebi ile ödeyeceği faiz, komisyon, masraf ve her türlü giderlerin müvekkili tarafından karşılandığını, nitekim müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı bu faiz ve sair giderler sebebi ile kar etme maksadı güttüğünü bu işlerden çok ciddi boyutta maddi zarara uğradığını, bu nedenle 2017 Yılı Ankara 20 Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı İşi, 2017 Yılı Ankara 56. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı İşi 2018 Yılı Ankara 113. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı İşi kapsamında yapılan geç ödemeler nedeniyle uğradığı zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL' sinin işlemiş yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında 2017 yılı Ankara 56. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı işine ilişkin 27.02.2017 tarihli, 2017 yılı Ankara 20. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı işine ilişkin 27.02.2017 tarihli, 2018 yılı Ankara 113. Bölge Bakım Onarım Hizmet Alımı işine ilişkin 09.03.2018 tarihli sözleşmelerin imzalandığını, müvekkili ile davacı arasında akdedilen sözleşmelerin ödeme koşulları başlıklı 5. maddesinde; ...'nın hak ediş alacaklarını ...'den tahsil edememesi sonucunda mali kaynak yaratmak amacıyla alacağı krediler sebebiyle ödeyeceği her türlü giderin hak edişlerden kesilmesine muvafakat ettiğini ve “Sözleşmenin Ekleri” başlıklı 4. maddesinde; yüklenici ...'nın ... ile yapmış olduğu işin ana sözleşmesini bu sözleşmenin eki teknik şartname, idari şartname vs eklerini incelediğini, incelettiğini her haliyle (fiyat farkı hükümleri hariç) kabul ettiğini, ana sözleşme ile belirtilen şartnamelerin bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul ettiğini, davacı tarafından müvekkiline düzenlenen faturalar, yapılan hak edişler ile müvekkili ile idare arasında düzenlenen hak edişler ve müvekkili tarafından idareye düzenlenen faturalar incelendiğinde, davacı iddiasının doğru olmadığının görüleceğini, müvekkili ile davacı arasında düzenlenen hak ediş tarihlerini takip eden günün müvekkilinin idareye düzenlediği faturalar olduğunu, davacının iddia ettiği gibi tahakkuk ve hak edişlerinin süresi içerisinde yapılmadığı gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının kendi ticari işletmesinin ihtiyaçları için çeşitli bankalardan aldığı kredilerin faizleri için ödediği dekontları dava konusu etmesinin kötü niyetli olduğunu, bu davanın da haksız kazanç sağlama amacıyla açılmış olduğunu ileri sürerek, davanın dava dışı ... Belediye Başkanlığı'na ihbarına, davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava; "Davacı tarafından taraflar arasındaki bakım onarım işini konu alan hizmet alım sözleşmesi uyarınca işin sözleşme ve şartnameye uygun olarak yerine getirildiği halde hak ediş ödemelerinin zamanında yapılmadığı iddiasına dayalı zararın tazmini " istemine ilişkindir. Talep, cevap, sözleşmeler, ticari defterler, hak ediş tutanakları, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 05/10/2022 tarihli rapor ile 20/02/2023 tarihli ek rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 05/10/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; davalının incelenen ticari defterlerinin TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, defter sonuçlarının birbiri ile ve ilgili belgelerle uyum arz ettiği, defterlerin delil niteliği taşıdığı, HMK 222 hükmü gözetilerek takdirin Mahkememize ait olduğu, Davacı ... A.Ş. tarafından Davalı ... ... İşl. Ltd. Şti.’ ne düzenlenen hakediş faturalarına istinaden, fatura tarihini takip ertesi gün Davalı ... ... İşl. Ltd. Şti.’ nin ihbar edilen kurum ... Belediyesine hakediş faturalarının düzenlendiği, Davalı ... ... İşl. Ltd. Şti.’ne ihbar edilen kurum ... Belediyesi tarafından yapılan peyderpey ödemelerin ise Davacı ... A.Ş. tarafına peyderpey ödendiği, Yukarıdaki incelemelerimiz neticesinde ayrıntısıyla izah edildiği üzere; Davalı tarafından davacıya 3. Nolu hakediş bedelinin 05.10.2017 tarihinde 2.391.722,54 TL olarak (1., 2., 3., 4., nolu hakediş bedeli toplam borcun) ödendiği, Davalı ... tarafından davacıya ödenmesi gereken 3. Nolu hakedişin karşılığının kurumdan 15. Nolu hakediş olarak alındığı, 4. Nolu hakedişin karşılığının kurumdan 16. Nolu hakediş olarak 11.10.2017 tarihinde ilk taksitinin alınmasına rağmen, 05.10.2017 tarihinde 4. Nolu hakedişin erken ödendiğinin tespit edildiği, diğer hakediş ödemelerinin ise davalı ... tarafından kurumdan alınan peyderpey ödemeler karşılığında davacıya ödendiğinin dosya kapsamında yapılan inceleme sonucu tespit edildiği, Davacı, davalı tarafça yapılması gereken hakediş ödemelerinin düzenli olarak ve süresinde yapılmaması nedeniyle uğradığı zararı talep etmiş ise de, mezkur sözleşmelerin diğer maddelerinin muhtevası incelenmiş olup, davalı tarafından davacıya yapılacak ödemelerin süresinde yapılmaması halinde davalı tarafa uygulanacak cezai şart veya yaptırıma ilişkin herhangi bir hükme rastlanmadığı, bu nedenle, geç ödeme halinde davalı tarafın davacıya ödeme yapması gereken tuta r bulunmadığı değerlendirilmiş olup, hesaplama yapılmadığı belirtilmiştir. 20/02/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Davacı ... A.Ş. tarafından Davalı ... ... İşl. Ltd. Şti./ ne düzenlenen hakediş faturalarına istinaden, fatura tarihini takip ertesi gün Davalı ... ... İşl. Ltd. Şti nin ihbar edilen kurum ... Belediyesine hakediş faturalarını düzenlendiği, Davacı tarafından Davalıya düzenlenen hakkediş fatura bedellerinin, Davalı tarafından ihbar edilen kurumdan tahsil edilmesine mütakip davacıya ödendiği, ayrıca 56. ve 20. Bölgedeki 4, 5, 8 ve 113. Bölgedeki ? nolu hakkedişlerin ise davacıya kurumdan henüz tahsilatı yapılmadan davalı tarafından erken ödendiği sonucu, davalının ihbar edilen kurumdan tahsil ettiği hakkediş ödemelerini davacıya geç ödenmediği ile davacının her hangi bir zararının oluşmadığı, Davacı tarafından geç ödendiği iddia edilen fatura bedellerinin taraflar arasında imza edilen sözleşmelerde ödeme tarihinin belirlenmediği sonucu geç ödeme yapıldığı tespitinin yapılamadığı ile gecikmenin hesaplanamadığı belirtilmiştir. Yukarıda içerikleri açıklanan birbirleri ile uyumlu hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda davanın ispatlanamadığı" gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin üstlendiği edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, davalı tarafın basiretli tacir gibi davranmadığını, ödemelerin sadece kendilerinin istedikleri zamanda yapmalarına rağmen, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 4734 ve 4735 Sayılı Kanunun özünde tarafların eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmede, sözleşme ve eklerinin tarafların haklarını eşit biçimde güvence altına alması ve yükümlülüklerine aykırı davranışları da eşit biçimde yaptırıma bağlanmasını esas aldığını, taraflar arasında aktedilen sözleşme hükümlerine Kamu İhale Kanununun Uygulanması gerektiğini, Kamu İhale Kanunu ve Bu Kanunun devamı niteliğinde olan Hizmet İşleri Genel Şartnamesine aykırı sözleşme yapılamayacağını, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 42. maddesinde; hakediş raporlarının ayda bir kez düzenlenmesi gerektiği, bu hakediş raporları düzenlenirken yüklenicinin de hazır bulunması gerektiği, hazır bulunmadığı takdirde de raporların hazırlanabileceği ve kontrol teşkilatı tarafından hazırlanan raporların 1 hafta içinde idareye gönderileceği, bu hakediş ödemelerinin en geç 30 gün içinde tahakkuka bağlanması gerektiği, tahakkuka bağlandıktan sonra 30 gün içerisinde de ödeme yapılması gerektiğinin hükme bağlandığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı taşeron, davalı yüklenicidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemenin dosyanın esası ile ilgili inceleme ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ne var ki 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde, mahkemece davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine, 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan genel açıklamalar ve yasa maddeleri çerçevesinde incelendiğinde; dava 04/11/2019 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk mahkemesinde açılmış, bu mahkemece 06/11/2019 tarihinde ATM'ye görevsizlik kararı verilmiş, görevsizlik kararı 25/02/2020 tarihinde kesinleşmiş, davacı aynı tarihte görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunmuş, arabuluculuk başvurusunu ise 26/11/2019 tarihinde yapmış, arabuluculuk son tutanağı 13/12/2019 tarihinde düzenlenmiştir. Asliye hukuk mahkemesine dava açılmadan önce, arabuluculuk dava şartının tamamlanmadığı, bu hususun sonradan tamamlanamaz bir dava şartı olduğu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/3201 E- 2024/4336 K, 2022/4534 E-2023/3417 K, 2023/526E-2023/583 K sayılı ilamları ile sabit bulunduğu, bu itibarla davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Dairemizce bu durum gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK.'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/165 Esas, 2023/621 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın 6100 sayılı HMK.'nın 114/2 maddesi delaletiyle ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 ve 6102 sayılı Kanunun 5/A-1 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle, usulden REDDİNE, 4-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL nin mahsubu ile bakiye 561,22 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, 7- Davacının süresinde tamamlamadığı arabuluculuk başvurusu nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. Maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-HMK. 333. maddesi uyarınca artan gider ve delil avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 9-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 10-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 340,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 1.509,40 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır