3. Hukuk Dairesi 2025/4763 E. , 2026/80 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2295 E., 2025/3091 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara d…
3. Hukuk Dairesi 2025/4763 E. , 2026/80 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2295 E., 2025/3091 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün 2009/1132 Talimat sayılı dosyasında ihaleye çıkarılan taşınmaz hisselerini 14.07.2011 tarihinde 175.200,00 TL bedelle satın aldığını, ihalenin kesinleşmesini müteakip ilgili masraf kalemleri ile tapu alım ve satım harcını da ödeyerek taşınmaz hisselerinin mülkiyetini iktisap ettiğini, ancak daha sonra kıymet takdiri ve satış gününün borçlu vekiline tebliğ edilmediği gerekçesiyle açılan ihalenin feshi davasının kabulüne karar verildiğini, bu nedenle ihalenin feshine neden olan icra memurunun kusurlu işlemi neticesinde zararın oluştuğunu, dosyaya ödediği ihale bedelini ve diğer vergi ve harçları iade almak için çaba sarfettiğini, ancak birkaç kalem vergi ve harçlar dışında özellikle ihale bedelini iade alamadığını ileri sürerek; şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş, 24.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi zarar talebini 1.039.623,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili Bakanlığa husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu eylemin sorumluluğunun kişiye ait olduğunu, hayatın olağan akışına ve hakkaniyet kurallarına göre davacının icra dosyasından yapılan ihale ve satış işlemlerine ilişkin tebligatların asile yapıldığını anlayabilecek durumda olmasına rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, gerekli uyarılarda bulunmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, icra müdürlüğü dosyasında borçlunun vekille temsil edilmediğini, dosyada vekil olduğunu gösteren ilam ya da vekaletnamenin bulunmadığını, davacının ödediği ihale bedelini icra dosyası alacaklısından talep edebilecekken davalıdan talep etmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının hukuki yararının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.10.2020 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmazların satın alındığı ihale dosyasının feshedildiği ve buna rağmen davacı tarafından ödenen ihale bedeli ile yapılan masrafların geri alınamadığı, takip dosyası üzerinden alacağın tahsil edilme imkanının da ortadan kalktığı, ihalenin feshine neden olan icra memurunun kusurlu eylemi neticesinde davacının uğradığı maddi zararın tahsilinin gerektiği, zarar miktarının ise satış tarihi itibariyle 460.028,58 TL olduğu, icra memurunun kusurlu eyleminin kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 460.028,58 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri ve ihbar olunan ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2023 tarihli kararıyla; zararın öğrenildiği tarihten itibaren yasal bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduktan sonra davanın açıldığı gerekçesiyle; davacı vekilinin başvurusunun reddine, istinafa konu kararda ihbar olunan aleyhine bir hüküm kurulmadığından ihbar olunanın istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden davanın reddine karar verilmiş; karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 13.02.2024 tarihli ilamla; davanın ceza zamanaşımı süresi içinde açıldığı gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 03.07.2024 tarihli kararıyla; icra memurunun kusurlu eylemi ile ihalenin feshedildiğinin sabit olduğu, davacı taraf ihale ile satışın yapıldığı icra dosyasındaki usulsüz işlemler sebebiyle mülkiyetini kaybettiği taşınmazların dava tarihi itibarı ile ulaştığı maddi zararını talep ettiğinden faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınmasının yerinde olduğu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarına göre davacının ihalenin feshi sebebiyle isteyebileceği zararın, yatırılan ihale bedeli ve ihale masrafları ile bunların iadesi halinde iade edilinceye kadar geçen sürede bu bedellerin kullanılamaması sebebiyle uğranılan yasal faiz kaybı olduğundan, davacının talep edebileceği zararın ancak bilirkişi raporuyla tespit edilen toplam 92.559,01 TL olabileceği, her ne kadar icra dairesince yapılan ihale sonucunda ihale alıcısı mülkiyeti kazanır ise de, taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunabilmesi ve mülkiyetin sağladığı hakları kullanabilmesinin ihalenin kesinleşmesi sonucunda mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlı olduğu, ihale alıcısına burada verilen hakkın tam bir mülkiyet hakkı olmayıp, geçici bir tasarruf etme hakkı olduğu, bu sebeple her ne kadar davacı vekili mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahisle gayrimenkulün rayiç değeri üzerinden hesaplama yapılmasını ve bu bedelin tazminini talep etmiş ise de, gerçekte tam bir mülkiyet hakkından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle; davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, ihbar olunan ... aleyhine bir hüküm kurulmamış olunduğundan yapmış olduğu istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden manevi tazminat isteminin reddine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 92.559,01 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairece verilen 27.05.2025 tarihli ilamla; davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar verildikten sonra, davacı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek, davacıya iade edilmeyen 226.580,73 TL'nin, icra dosya borçlusundan tahsil edilecek ihale bedeli ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda iade edilen kısım yönünden ödeme ile iade tarihi arasında hesaplanan yasal faiz yönünden 3.297,02 TL ile davacıya iade edilmeyen 226.580,73 TL yönünden davacı tarafından davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 3.297,02 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve 226.580,73 TL'nin ise icra dosya borçlusundan tahsil edilecek ihale bedeli ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydıyla, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; dava konusu taşınmazın mülkiyetini 2011 yılında cebri icra yolu ile kazanan müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, gayrimenkulün bugünkü değerinin yaklaşık 100.000.000,00 TL civarında olup, verilen kararın oluşan zararı giderebilecek nitelikte olmadığını, 2011 yılında ödenen tutarın aradan on dört yıl geçtikten sonra yasal faiziyle iadesinin adil ve hakkaniyetli olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; bozma ilamına uygun ek rapor alınmaksızın ve faiz başlangıçlarına yönelik itirazları incelenmeden, zamanaşımına uğramış dava hakkında eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, davacının kusuru oranında tazminat miktarında indirim yapılmamış olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 5. maddesi gereğince icra memurunun kusurundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Temyize konu edilen kararın bozmaya uygun olmasına, bozma kararına uymuş olan Mahkemenin bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar verilmesine imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 332. maddesi uyarınca; yargılama giderlerine, bu kapsamda harca ilişkin hususlarda mahkemece re'sen karar verilir. Karar ve ilam harcı, harçtan muaf olmamak koşulu ile davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gereken bir harç türü olup, diğer yargılama giderlerine katılarak kabul/redde göre oranlanamaz. Harç konusu kamu düzenine ilişkin olup yargı mercilerince res'en dikkate alınır. Somut olayda; hüküm fıkrasında yer verilen karar ilam harcının hatalı bir şekilde hesaplanarak, davalı harçtan muaf olduğu halde, Mahkemece davacı tarafça başlangıçta yatırılan başvuru harcı ile hesaplanan nispi karar ve ilam harcının yargılama giderleri içinde orantılanmak suretiyle, davalı tarafından alınmasına karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Öte yandan; 6100 sayılı Kanunun 373/3 maddesi gereğince bozma ilamına uyulduğuna göre, bundan sonra yapılacak iş bozmaya uygun olarak, dosyanın esası hakkında yeni bir karar vermekten ibaret olduğu halde, yazılı şekilde tarafların istinaf başvuruları hakkında yeniden karar verilmiş olması da doğru değildir. Ne var ki bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanunun 370/2 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, (6/a) bendinin; 'Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından başvuru harcı, peşin harç ve ıslah harcı olarak yatırılan toplamı 17.952,65 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,', (6/b) bendinin; 'Davacı tarafından yapılan 4,10 TL vekalet harcı, 567,80 TL keşif harcı, 5.152,70 TL bilirkişi ücreti ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 4.418,90 TL olmak üzere toplam 10.143,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre 2.221,53 TL'sinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,', (7/c) bendinin ise; '492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf eden davacıya iadesine', şeklinde yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine. Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.