Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında meydana gelen ölüm olayından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında meydana gelen ölüm olayından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun oğlu A.P., Hakkari Şemdinli Hudut Tugay Komutanlığı emrinde zorunlu askerlik görevini yapmakta iken 25/9/2011 tarihinde başlayan mide bulantısı/baş ağrısı şikâyetleri üzerine iki gün süreyle üs bölgesinde bulunan revirde müşahede altında tutulmuştur. Burada uygulanan tedaviye rağmen 27/9/2011 günü sabah saatlerinde sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye sevki için birlik komutanı tarafından helikopter talep edilmiş ancak A.P. helikoptere nakledildiği esnada hayatını kaybetmiştir. Askerî Savcılık (Savcılık) tarafından olayla ilgili olarak resen soruşturma başlatılmış ve otopsi işlemi yapılmıştır. Soruşturma kapsamında A.P.nin nöbet arkadaşının, tedavisini takip eden sağlık memurunun ve ayrıca aile fertlerinden ağabeyinin tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Otopsi sonucunda A.P.nin kesin ölüm nedeninin belirlenememesi nedeniyle dosya İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmiştir. Başvurucu 5/11/2012 tarihinde Savcılığa bir dilekçe vermiş ve oğlunun kesin ölüm nedenini belirten adli tıp raporundan kendisine de gönderilmesini istemiştir. Savcılık 13/11/2012 tarihli cevap yazısı ile müteveffanın kesin ölüm nedeninin hâlen belirlenemediğini belirterek ilk otopsi raporlarının ve yapılan yazışmaların birer örneğini başvurucuya göndermiştir. Bu süreçte Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 7/11/2012 tarihli raporda özetle müteveffanın otopsisinde travmatik değişim tanımlanmadığına göre kişinin travmatik tesirle öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığı, kanda toksik maddelerin olmadığı dikkate alındığında kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin de bulunmadığı, kişide tespit edilen beyincik kanamasının lokalizasyonu ve özelliğine göre kişinin ölümünün patolojik (travmatik olmayan) kökenli beyincik kanaması sonucu meydana geldiği belirtilmiştir. Soruşturma dosyası içindeki idari tahkikat raporunu, adli tıp raporunu, ifade tutanaklarını ve diğer bilgi belgeleri değerlendiren Savcılık; A.P.nin ölümünün bünyesinde mevcut rahatsızlığa bağlı olarak beyincik kanaması neticesinde gerçekleştiği, söz konusu kanamanın gerçekleşmesinde veya önlenmesinde başka bir asker şahsın kusurunun bulunduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle 22/4/2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına (KYO) karar vermiştir. Van Askerî Mahkemesi, A.P.nin ağabeyinin 23/5/2013 tarihinde kendisine tebliğ edilen KYO kararına karşı yaptığı itirazı 28/6/2013 tarihinde kabul etmiş ve KYO kararını kaldırarak soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir. Başvurucu, oğlunu idarenin hizmet kusuru nedeniyle kaybetmesinden dolayı uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 31/1/2014 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına (MSB) yaptığı başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddi üzerine 15/4/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde sağlık durumunun ciddiyeti itibarıyla oğlunun vefatının önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmadığını, hastaneye nakledilmesinin geciktirildiğini ileri sürmüştür. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 9/7/2014 tarihinde oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Gerekçeli kararda öncelikle olay süreci anlatıldıktan sonra adli ve idari soruşturma safahatına ilişkin bilgilere yer verilmiş, bu kapsamda Savcılığın KYO kararının soruşturmanın genişletilmesi amacıyla Askerî Mahkeme tarafından kaldırıldığı ve soruşturma sürecinin hâlen devam ettiği hatırlatılmıştır. Başvurucunun soruşturma sürecinde 5/11/2012 tarihinde Savcılığa verdiği dilekçe ile oğlunun kesin ölüm nedenini belirten adli tıp raporunun kendisine gönderilmesini istediği, A.P.nin ağabeyinin 23/3/2012 tarihinde Savcılığa verdiği ifadede olaydan dolayı şikâyetçi olduğunu belirttiği ve 27/5/2013 tarihinde KYO kararına itiraz ettiği hususlarına yer verilen kararda, ölenin yakınlarının söz konusu dilekçelerde tazminat ile bağlantılı herhangi bir istemlerinin bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Kararın gerekçesinde son olarak AYİM'in istikrar kazanmış içtihadına değinilmiş ve buna göre ölüm olayının gerçekleştiği 27/9/2011 tarihinden itibaren bir yıl içinde ve en geç 27/9/2012 tarihine kadar zorunlu idari başvuruda bulunulması gerekirken bu süre geçtikten sonra 29/1/2014 tarihinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir. Karşıoy görüşünde ise başvurucunun oğlunun ölüm nedenine ilişkin ilk bilgilerin Savcılığın 22/4/2013 tarihli KYO kararında yer aldığı belirtilmiş, bu tarihten önce başvurucu tarafından Savcılıktan ölüm nedenine ilişkin bilgi talep edilmişse de henüz adli tıp raporunun düzenlenmediği gerekçesiyle kendisine bilgi verilemediğine dikkat çekilmiştir. Birlik Komutanlığınca da ölenin ailesine ölüm nedeni konusunda bilgi verildiğine dair dosyada bilgi belge bulunmadığı belirtilen karşıoy görüşünde; KYO kararının verildiği 22/4/2013 tarihinden önce ölüm ve zarar nedeni konusunda bir bilgisi olmayan başvurucu için bir yıllık zorunlu idari başvuru süresinin başlatılmasına hukuken imkân bulunmadığı, öte yandan 22/4/2013 tarihinden itibaren yasal süresi içinde yapılan müracaatın reddi üzerine açılan davanın süresinde olduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin 19/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 12/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır. İlgili hukuk için bkz. Ali Mama ve Güler Mama, B. No: 2015/1962, 12/6/2018, §§ 18-