T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1366 KARAR NO : 2026/263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.06.2023 NUMARASI : 2021/131 Esas 2023/443 Karar BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAH'NİN 2021/286 ESAS SAYILI DOSYASı DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)/Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesind…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1366 KARAR NO : 2026/263 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.06.2023 NUMARASI : 2021/131 Esas 2023/443 Karar BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAH'NİN 2021/286 ESAS SAYILI DOSYASı DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)/Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 13.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13.02.2026 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.06.2023 tarih 2021/131 Esas 2023/443 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl dava davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : ASIL DAVA YÖNÜNDEN; DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının maliki bulunduğu ... plakalı motosikletin müvekkili şirket nezdinde 648388117 numaralı, 02.11.2017/2018 dönemi için Ekstra Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Müvekkili şirkete ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ....plakalı aracın 11.06.2018 tarihinde sürücü....sevk ve idaresinde iken; ... sokağından ... sokağa giriş yaparken yaya geçidi işaret levhasına rağmen hızını azaltmayarak motosikletin ön kısımları ile, yaya geçidinde geçiş yapan dava dışı yayalar..... ve ......'e çarparak yaralanmalı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı KTK'nın 74.maddesini ihlal etmiş olduğundan asli kusurlu olduğu tespitinin yapıldığını, meydana gelen trafik kazasında yaralanan dava dışı .... kaza sebebiyle oluşan bedeni zararı için müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu, Müvekkili şirket nezdinde açılan hasar dosyasında dosyada mevcut tüm belgeler doğrultusunda aktüeryal rapor alındığını, Aktüerya raporunda sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu gözetilerek 261.463,61 TL sürekli maluliyetten kaynaklı tazminat hesaplandığını, bu tutarın 16.12.2019 tarihinde başvuru sahibi vekiline ödendiğini, dava dışı yaralanan şahıs geçici iş göremezliğinin bulunduğu ve bu zararına ilişkin bir ödeme yapılmadığı iddiasıyla müvekkil şirket aleyhine bu kez Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunduğunu ve bakiye zararın tahsili talep ettiğini, 2020.E. 13028 numaralı dosyada yapılan tahkim yargılaması neticesinde başvurunun kabulü ile 22.328,00 TL maddi tazminatın başvurucuya ödenmesine karar verildiğini, Heyet kararına yapılan itirazların reddedilmiş olması ile kesinleşen kararla Ankara 2.İcra Dairesi'nin 2020/5650 E. Sayılı dosyasından ilamlı icra takibi başlatıldığını, 30.08.2020 tarihinde vekalet ücreti, yargılama giderleri ve icra masrafları, vekalet ücreti ve faiz dahil olmak üzere 35.918,94 TL müvekkil şirket tarafından icra dosyasına ödendiğini, ZMMS Genel Şartları ve Karayolları Trafik Kanunu'na göre sigortalı ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin ağır kusuru bulunduğundan ve araç sürücüsü yaya geçidinde hızını ayarlamayarak ihlal ettiği trafik kuralı ile asli kusurlu olarak yaralamalı trafik kazasının meydana gelmesine sebebiyet verdiğinden müvekkili şirket tarafından zarar görene ödenen toplam 297.382,55 TL tazminatın tahsili amacıyla İzmir l.İcra Dairesinin 2020/7630 E. Sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe haksız haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini beyanla davalının takibe yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortacıya rücu hakkı tanınması için trafik kurallarının ağır kusur ile ihlal edilmesi gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında asli kusurun her zaman ağır kusur veya kasta yakın kusur anlamına gelmeyeceğini, somut olayda sürücünün kasta yaklaşan bir kusurunun bulunmadığını ve davacı sigorta şirketinin ağır kusur iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ceza davasında alınan kusur raporunun hukuk hakimini bağlamayacağını ve ağır kusur tespiti için hükme esas alınamayacağını, davacı tarafından zarar görene yapılan ödemenin maluliyet oranı ve aktüerya hesabı yönünden denetlenmeden iradi olarak yapıldığını, zararlandırıcı olayın müvekkil şirkete ihbar edilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığını ve borcun artmasına sebebiyet verildiğini, icra takibine konu edilen miktarın dekont ile sabit olan gerçek ödeme miktarından fazla olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu kararı sonrası yapılan ödemenin işbu davanın konusu olmadığını, davanın araç sürücüsüne ihbar edilmesi gerektiğini, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, haksız ve fazla taleple takip başlatan davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle davanın reddini istemiştir. BİRLEŞEN İZMİR 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/286 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN; DAVA : Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu olarak İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9839 sayılı dosyasının belirtildiği, bu dosya üzerinden davalının davacı aleyhine icra takibinde bulunduğu, ayrıca Mahkememizin 2021/131 Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olan itirazın iptali davasına dayanak teşkil eden İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/7630 Esas sayılı dosyası üzerinden de davalının davacı aleyhine icra takibinde bulunduğu, Mahkememiz dava konusu icra takibinin bahse konu diğer icra takibi açısından aynı konu ve sebepten ötürü talep edildiği ve talebin mükerrer nitelikte olduğu, takip konusu zararın poliçe kapsamında olduğu ve sigorta ettirene rücu şartının gerçekleşmediği, ağır kusur şartının mevcut olmadığı, örnek yargı kararlarında da bu hususların vurgulandığı, dosya kapsamında sabit olan hususun aksinin ispat yükünün davalı sigorta şirketinde olduğu, dolayısıyla mevcut davaya dayanak icra takibinin tekerrürlük oluşturduğu iddialarının haricinde kendilerine rücu şartlarının gerçekleşmediğinin belirtildiği, ceza dosyasından alınan kusur raporunun Mahkememiz yargılamasında benimsenemeyeceği ve ayrıca dava dışı zarar görenlerin maluliyet oranının ve zarar miktarının tespitine esas aktüer hesabının iş bu davaya dayanak icra takibi bakımından dayanak teşkil edemeyeceğinin belirtildiği, zararlandırıcı olay ve buna ilişkin taleplerin davacı şirkete tebliği ya da ihbar edilmediği, kendilerinden tahsil edilecek bir alacak bulunmadığından ayrıca davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilerek ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile Mahkememizin 2021/131 Esas sayılı dosyasına birleştirme kararı verilmesinin yanı sıra davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmese karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Birleşen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf her ne kadar ceza davasında alınan kusur raporunun rücu alacağı yönünden delil olmayacağını iddia etmekte ise de Karşıyaka 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/353 E. Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunun, hukuka uygun olarak, olayın tüm ayrıntıları irdelenerek alınmış olduğunu, Ayrıca bu dosya kapsamında alınacak bilirkişi raporları da Karşıyaka 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/353 E. Sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda tespit edilen sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu olgusunu doğrulayacağını, davacının maluliyet oranı ve aktüerya hesabını kabul etmedikleri iddiasının mesnetsiz bir iddia olduğunu, söz konusu ödemenin Sigorta Tahkim Komisyonu yargılaması neticesinde yapıldığını, Davacının söz konusu olayın ve zarar görenin taleplerinin kendisine ihbar edilmediğini ve kurur oranına, maluliyet oranına ve tazminat miktarına itiraz edilmediğini iddia ettiğini, müvekkili şirketin söz konusu olayla ilgili bir ihbar zorunluluğunun olmadığını, yapılan ödemelerin yapılan yargılama sonucunda yapılmış olup iradi ödemeler olmadığını, birleştirilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/131Esas Sayılı dosyada bulunan dava dilekçesinde ve açıklanan tüm olgularla beraber icra takibinin haklı sebeplere dayanmakta olup davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, halka açık bir anonim şirket olan ve hazine denetimine tabi olan müvekkili şirket tarafından genel şartlar mucibince yapılan başvurunun kötüniyet olarak değerlendirilemeyeceğini, davacı tarafa ait araç sürücüsünün kazanın oluşumunda asli ve ağır kusurlu olup üçüncü kişiye ödenen sigorta tazminatından sorumluluğunun bulunduğunu, İcra takibinin durdurulmasını isteyen davacı tarafın zaman kazanma isteğinde olmakla beraber bu kötüniyeti nedeni ile ve İ.İ.K 72/4 maddesi gereği müvekkili şirkete alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminat ödemesi gerektiğini beyanla davacının davasının reddine,İ.İ.K. 72/4 maddesi gereği alacağın %20 sinden az olmamak üzere davacının tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Asıl dava yönünden; davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı 3. kişiye ödenen tazminatın, davalı sigortalının trafik kazasında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle rücuen tahsili talep edilmiş ise de kaza tespit tutanağı ve ATK raporuyla ispat edildiği üzere davalı sürücünün eyleminin "asli kusur" niteliğinde olduğu, ancak bu durumun Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca rücu imkanı tanıyan "kasta yakın ağır kusur" kapsamında bulunmadığının değerlendirildiği; birleşen menfi tespit davası yönünden ise rücu şartlarının oluşmadığı, davanın poliçe teminatı kapsamında kaldığı ve sigortacının ispat yükünü yerine getiremediği hususlarının kabul edildiği; her iki dava yönünden yapılan incelemede, trafik kuralı ihlalinin bir dalgınlık veya ihmalden kaynaklandığı, kasti bir ağırlık taşımadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davacı-birleşen dosya davalısı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı-birleşen dosya davalısı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece asıl davanın reddine ve birleşen menfi tespit davasının kabulüne dair verilen kararın hatalı değerlendirmelere dayandığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca yaya geçitlerinde yayalara ilk geçiş hakkını vermeyen sürücülerin ağır kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün yaya geçidini kullanan yayalara çarparak asli ve tam kusurlu olduğunun ceza mahkemesi dosyası ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, 02.02.2016 tarihinde ZMSS Genel Şartları'nda yapılan değişiklik ile yaya geçitlerinde meydana gelen kazalar ve trafik kurallarının ağır kusurla ihlali hallerinin açıkça rücu sebepleri arasına alındığını, sürücünün olay yerinde fren izi bırakmayacak şekilde süratli seyretmesinin ve yayayı fark etmemesinin bilinçli taksir düzeyinde bir kusur teşkil ettiğini, mahkemenin "ağır kusur yoktur" şeklindeki gerekçesinin güncel mevzuat ve genel şartlar ile bağdaşmadığını, ayrıca davanın reddi halinde hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4. maddesi uyarınca maktu olması gerekirken nispi olarak hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Asıl dava, ZMMS sigortacısının 3.kişi zarar görene yaptığı ödemenin sigortalıdan rücuen tazmini istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ve birleşen dava ise aynı trafik kazası nedeniyle İzmir 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9839 Esas sayılı takip dosyasına ilişkin alacak yönünden sigortalı tarafından açılan menfi tespit davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4-b maddesinde "Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise" sigorta ettirene rücu edebileceği düzenlenmiştir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartların yukarıda alıntılanan rücu hakkına ilişkin maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur” dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 01.04.2022 tarihli kusur raporunda "Sürücü ...., gündüz vakti meskun mahal içi tek yönlü yolda seyrederken görüş alanını kontrol altında bulundurması, mahal şartlarını ve yaya geçidini dikkate alıp seyrini müteyakkız ve her an tedbir alabilecek şekilde sürdürmesi gerekir iken bu hususlara riayet etmemiş, dikkatsiz tedbirsiz seyri sonucu yaya geçidinden gidişine göre solundan sağına geçmekte olan yol ortalarına kadar gelen yaya .....'e ilk geçiş hakkını bırakmayıp yaya geçidi üzerinde çarpmayı önleyemediği olayda asli kusurludur." "Kaza anı görüntüsünden ve sürücü ifadesinden anlaşılmakla; olay yeri yaya geçidi mahallinde ters yönde park halinde bulunan aracın, bu mahale yaklaşan sürücü ....'in ve bu sürücünün gidişine göre sol tarafından yolun karşı tarafına karşıdan karşıya yaya geçidinden geçiş yapan yayaların görüşünü ve tedbir alma imkanlarını kısıtladığı anlaşılmakla, kimliği belirsiz bu araç sürücüsünün bu hatalı tutum ve davranışı sonuç üzerinde %15 (Yüzde onbeş) etken olmuştur" şeklinde değerlendirme yapıldığı ve davacının sigortalısı araç sürücüsü.....'e %85 oranında kusur izafe edildiği, Karşıyaka 9.Asliye Ceza MAhkemesi'nin 2018/353 Esas sayılı dava dosyasına sunulan 16.10.2019 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda da benzer yönde değerlendirme yapılarak sigortalı araç sürücüsünün asli, ters yönde park halinde bulunan aracın tali kusurlu olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda sigortalı araç sürücüsü .... dava konusu kazanın gerçekleşmesinde asli kusurlu ise de yaya geçicine yaklaştığı sırada görüş açısının kapanmasının da etkisiyle yaya geçidinden geçmekte olan yayaları geç farketmesi ve hızının da etkisiyle gerçekleşen kazada kusur düzeyinin asli kusur olsa dahi kasta yakın derecede ağırlıkta olmadığı yönündeki mahkeme kabulü yerinde olup davacı-birleşen dosya davalısının aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; Mahkemenin değerlendirmeye esas aldığı bilirkişi raporlarının dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu davranışının kasta yakın düzeyde bir ağırlıkta olmaması nedeniyle rücu koşulları oluşmadığına yönelik mahkeme kabulünün yerinde olmasına, taraflar arasındaki uyuşmazlık sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından hüküm altına alınan vekalet ücretinde bir hukuka aykırılık bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davacı birleşen davada davalı yönünden istinaf karar harcı olan 3.008,66-TL'den peşin alınan 839,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 2.168,96-TL harcın asıl davada davacı birleşen davada davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle asıl davada davacı birleşen davada davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 13.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.