3. Hukuk Dairesi 2011/2599 E. , 2011/5339 K. MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı (birleşen davacı) tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada; tarafların 2004 yılında boşandıkları, davalı lehine aylık 150,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ancak…
**3. Hukuk Dairesi 2011/2599 E. , 2011/5339 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı (birleşen davacı) tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada; tarafların 2004 yılında boşandıkları, davalı lehine aylık 150,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ancak davacının maddi durumunun iyi olmadığı, yeniden evlendiği geçimini sağlayamadığı, davalının ise konfeksiyon mağazası işlettiği ileri sürülerek yoksulluk nafakasının kaldırılması istenilmiştir. Birleşen dava dosyasında ise davacı kadın; 150,00 TL olan yoksulluğun artırılarak 300,00 TL'ye ve 75,00-75,00'er TL olan iştirak nafakalarının ise 400,00'er TL ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, asıl davada yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, birleşen dava dosyasında ise iştirak nafakasının 150,00'şer TL'ye yükseltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Taraflar yaptıkları protokol gereği TMK'nun 166/3 madde hükmü gereğince boşanmışlardır. Bu durumda yapılan protokol hukuki niteliği itibariyle Türk Medeni Kanunun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir. Böylece kanunun, emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar serbest iradeleriyle sözleşme yapabileceklerdir (BK. Md.19). Aynı zamanda sözleşenler ifanın her yıl ne miktarda ve ne şekilde bir artışla yapılacağını da kararlaştırabilirler. Nitekim taraflar arasında yapılan protokol ile ödenecek nafaka miktarı kararlaştırılmış ve bu anlaşma boşanma davasında mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun bulunmuş verilen karar kesinleşmiştir. TMK'nun 176/4.maddesi hükmü ile; "Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir " düzenlemesi getirilmiştir. Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu sağlaması gerekmektedir. Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetindedir. Taraflar nafaka miktarını protokol ile başkabir anlatım ile "sözleşme" ile kararlaştırmışlardır. O nedenle taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıkta Borçlar Kanununun uygulanması zorunluluğu bulunmaktadır. Sözleşmeye hakim olan sözleşmeye bağlılık kuralı ile MK.nun 176/4 hükmünün birlikte uygulanması icab eder. Bu halde, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan ciddi olarak bozulacak olursa müdahale gerekebilir. Bu bakımdan nafaka miktarı gözetildiğinde hakimin müdahalesini gerektiren bir durumun varlığından söz edilemez. Somut olayda, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmasında davacının özel güvenlik görevlisi olduğu yeniden evlendiği davalının ise konfeksiyon mağazası işlettiği anlaşılmaktadır. Yine, 2004 yılında davalı lehine aylık 150,00 TL yoksulluk nafakası bağlanmış ve bu güne kadar da artırımı istenilmemiştir. Günümüz ekonomik koşullarına göre davalının aldığı nafaka ile geçinmesi mümkün değildir, çalışması zorunluluk arzetmektedir. Bu nedenle, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine aykırı olacak şekilde nafakanın tümden kaldırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.