Başvuru, ateşli silahla yaralanma neticesinde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağı ile yaşam hakkının ve bunlarla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ateşli silahla yaralanma neticesinde meydana gelen ölüm olayıyla ilgili olarak etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağı ile yaşam hakkının ve bunlarla bağlantılı ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 2/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: 5/7/1994 günü saat 00 civarında Bornova İlçe Jandarma Komutanlığına (Jandarma Komutanlığı) İzmir ili Bornova ilçesi Yaka köyü sınırlarındaki arsa içinde bir erkek cesedi bulunduğuna dair telefon gelmiştir. Akabinde olay yerine giden jandarma görevlileri tarafından ağaçların arasında göğsünün sağ ve sol kısmı ile çene ve kafasından olmak üzere dört kurşunla vurulmuş bir erkek cesedi bulunmuştur. Olay yerindeki boş kovanlardan olayda kullanılan silahın 9 mm'lik bir tabanca olabileceğinin değerlendirildiği, olay yerine yakın yerde bulunan kişilerin olaydan sonra T... marka bir aracın olay yerinden uzaklaştığının görüldüğünün tespit edildiği, olay yerinde maktule ait bir kimlik belgesi bulunamadığı hususları da tutanağa bağlanmıştır. Olay yerinin basit krokisi çizilmiştir. Aynı gün olayı ihbar eden tanık H.B.nin jandarma görevlileri tarafından beyanı alınmıştır. H.B. olayın olduğu yere 50-60 metre mesafedeki tarlanın sahibi olduğunu, eşiyle birlikte ekin toplarken saat 00 sıralarında plakasını görmedikleri, T... marka olduğunu tahmin ettikleri mavi bir aracın ormana giden yoldan içeri girdiğini gördüklerini, şoförün yanındaki koltukta da bir kişinin oturduğunu, 5-10 dakika sonra iki el silah sesi duyduklarını, aynı aracın hızla geri çıktığını görünce kendisinin merak ederek olay yerine doğru gittiğini ve kanlar içinde birinin yerde yattığını görerek jandarmayı aradığını, failleri görmediğini beyan etmiştir. Jandarma görevlileri tarafından aynı gün saat 30 sıralarında bir erkek cesedi bulunduğunun bildirilmesi üzerine Bornova Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı ) tarafından olayla ilgili olarak derhâl ve resen soruşturma başlatılmıştır. Adli tıp uzmanı bir doktor ile olay yerine giden Cumhuriyet savcısı tarafından 5/7/1994 tarihinde olay yeri ve ölü muayene tutanağı düzenlenmiştir. Tutanağa göre, ağacın altında yatar vaziyetteki erkek cesedinin sağ yanında ileride iki adet boş kovan bulunmuştur. Yapılan muayenede sağ göz kapağında ekimoz hematoma, sol yan çene altında, sol meme başının üst kısmında, göğsün sağ yanı üst kısmında ve sırtının orta kısmında ateşli silah yaralarına rastlanmıştır. Şahsın ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak öldüğü düşünülse de klasik otopsi yapılması adli tıp uzmanı tarafından uygun görülmüştür. Olayı ihbar eden H.B.nin 5/7/1994 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından tanık olarak beyanı alınmış olup H.B. beyanında kolluk beyanlarını tekrar etmiştir. İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün (Emniyet Müdürlüğü) 6/7/1994 tarihli yazısıyla hastane morgunda bulunan erkek cesedinden alınan parmak izlerinin yapılan arşiv karşılaştırması neticesinde cesedin 1979 yılında hırsızlık, 1991 yılında ise 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçlarından parmak izi alınmış olan İ.ye ait olduğu tespit edilmiştir. Müteveffanın kardeşi de 6/7/1994 tarihinde cesedi teşhis etmiştir. Şahsın Adli Tıp Kurumu (ATK) İzmir Grup Başkanlığı tarafından 6/7/1994 tarihinde otopsisi yapılmış ve düzenlenen özet raporda kesin ölüm nedeninin başına ve vücuduna isabet eden mermi çekirdeklerinin neden olduğu beyin, beyincik ile her iki akciğer ve aort harabiyeti ve kanaması olduğu tespitine yer verilmiştir. ATK tarafından düzenlenen 25/8/1994 tarihli ayrıntılı otopsi raporunda özetle şahsın vücudunun çeşitli yerlerinde mermi çekirdeği giriş ve çıkış izlerinin bulunduğu, burnunda yüzeysel sıyrık ile sağ göz kapağında hematom dışında başka bir kesici ya da delici alet izi olmadığı, yapılan toksikolojik incelemede herhangi bir toksik maddeye rastlanmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca başına ve vücuduna isabet eden dört adet mermi çekirdeğinin neden olduğu beyin, beyincik ile her iki akciğer ve aort harabiyeti ve buna bağlı kanamalar neticesinde şahsın vefat ettiği, üç mermi çekirdeği izinin bitişik atışa işaret ettiği, diğer bir çekirdeğin atış mesafesinin kesin tespiti için şahsın giysilerinin incelenmesi gerekeceği belirtilmiştir. Jandarma görevlileri tarafından 12/7/1994 tarihinde İ.nin eşi olan başvurucunun beyanı alınmıştır. Başvurucu, vekili huzurunda verdiği beyanında olaydan önceki gece eşiyle birlikte annesinin evinde kaldıklarını, eşinin sabah işe gitmek üzere evden çıktığını, sonrasında da ölü bulunduğunu, hiçbir düşmanının olmadığını, hiçbir tehdit almadıklarını, faillerin bulunmasını istediğini ifade etmiştir. Soruşturma kapsamında İ.nin kayınbiraderi olan S. 12/7/1994 tarihli kolluk beyanında 4/7/1994 günü annesinin evine geldiğinde eniştesini -uyumuş olduğundan- göremediğini, 5/7/1994 günü ise saat 30 sıralarında sivil polislerin, gece saat 00 civarlarında ise bir başka polis ekibinin geldiğini, İ.yi sorduklarını, kendisinin de eniştesinin dolandırıcılık suçundan arandığını bildiğinden polislere yerini bilmediğini söylediğini, polislerin de onu cehenneme gitse dahi bulacaklarını söylediklerini ifade etmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı 7/7/1994 tarihli müzekkereyle Emniyet Müdürlüğüne, Jandarma Komutanlığıyla irtibatlı olmak suretiyle şahsın öldürülmeden önce kimlerle görüştüğü, nereye gittiği hususlarınınaraştırılarak faillerin ivedi olarak tespiti için gerekli tahkikatın yürütülmesi talimatını iletmiştir. Tahkikat evrakının iletilmemesi üzerine 21/9/1994, 24/10/1994 ve 6/12/1994 tarihlerinde bu müzekkeresinin akıbetini sormuştur. Jandarma Komutanlığı 27/12/1994 tarihli yazısıyla Olay Yeri Tespit Tutanağı, olay yeri basit krokisi, tanık beyanları, olayın faillerinin bulunamadığı ve araştırılmaya devam edildiği yönündeki tutanaktan oluşan tahkikat evrakını Cumhuriyet Başsavcılığına iletmiştir. Jandarma Komutanlığının 29/12/1994 tarihli yazısıyla, olaydan yaklaşık iki hafta sonra 19/7/1994 tarihinde faillerin tespitine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında olay yerinde jandarma görevlilerince yapılan yeni bir araştırmada bir adet boş kovan daha bulunduğuna dair tutanak, 1 adet boş kovan ve önceden muhafaza altına alınan boş kovanlara ilişkin kriminal raporCumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü İzmir Bölge Kriminal Polis Laboratuvarının 6/7/1994 tarihli raporunda olay yerinde bulunan üç adet kovanın tek bir silahtan atıldığı, faili meçhul arşivinde yapılan karşılaştırmada herhangi bir irtibatına rastlanmayan söz konusu kovanların faili meçhul arşivinde geçici olarak alıkonulduğu belirtilmiştir. Bu aşamadan sonra Cumhuriyet Başsavcılığı ile Jandarma Komutanlığı arasında 14/1/1995 ila 9/3/2013 tarihleri arasında olayın faillerinin araştırılmaya devam edilmesi talimatını içeren ve karşılığında olayın faillerinin araştırılmaya devam edildiği yönünde cevaplar içeren mutat yazışmalar yapılmıştır. Bornova Adliyesinin kapatılması ve İzmir Adliyesi yargı alanına dâhil edilmesi üzerine olaya ilişkin soruşturma dosyası İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmiştir. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İl Asayiş Şube Müdürlüğü ile çeşitli ilçe jandarma bölük komutanlıklarına dağıtımlı, 18/3/2004 tarihli müzekkere ile daimî aramada olan soruşturma dosyalarının listesi iletilerek soruşturma dosyalarına konu olayların faillerinin zamanaşımı süresince ciddi biçimde araştırılarak üç aylık sürelerde düzenli olarak bilgi verilmesi talimatı verilmiştir. Başvurucu Azize Mihyaz, vekili aracılığıyla 18/3/2004 havale tarihli dilekçesiyle soruşturma dosyasının fotokopisini talep etmiştir. Savcı tarafından otopsi raporunun fotokopisinin verilmesi uygun görülmüştür. Bu aşamadan sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ile Jandarma Komutanlığı arasında 24/9/2004 ila 25/2/2014 tarihlerinde olayın faillerinin araştırılmaya devam edilmesi talimatını içeren ve karşılığında olayın faillerinin araştırılmaya devam edildiği yönünde cevaplar içeren mutat yazışmalar yapılmıştır. Başvuru dosyasının incelenmesinden bu yöndeki son yazışma tarihinin 25/2/2014 olduğu anlaşılmıştır. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 17/3/2015 tarihinde, kasten adam öldürme suçu için olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Bahse konu karara başvurucu vekilince yapılan itiraz, İzmir Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/5/2015 tarihli kararıyla kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 3/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu bireysel başvuruyu 2/7/2015 tarihinde yapmıştır. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuka ilişkin bilgiler Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.