T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:19/12/2022 KARAR TARİHİ:16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:16/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:19/12/2022 KARAR TARİHİ:16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026 Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ... tarihinde işleten davalı ... Tic. Ltd. Şti'ne ait ... plakalı aracın ... davalı ... yönetimindeyken mülkiyeti müvekkiline ait olan müvekkili ... idaresindeki ... plakalı traktöre çarptığını ve bu kazada müvekkili ...'in ağır yaralandığını, kullanmış olduğu ...'e ait traktörde de ağır hasar oluştuğunu, davalı ... hakkında Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı dosyada ceza davası açıldığını, meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkili ...'in hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını bu kaza sebebiyle hastanede 16 gün kaldığını fakat kazadan sonra henüz tam olarak iyileşemediğini, kendi işlerini henüz yardımsız olarak yapamadığını, bir başka kişinin yardımına ihtiyaç duyduğunu, bu durumun müvekkilini manevi olarak yıprattığını, kaza sebebiyle müvekkilinin ciddi anlamda yaralandığını, vücudunda kırıklar meydana geldiğini, yaralanmalar ve kırıklar sebebiyle müvekkilinin çalışamadığını, hayatını idame ettirebilmek için başkalarının yardımına ihtiyaç duyduğunu, kaza sonrası davalının müvekkilini aramadığını, müvekkilinin acısını paylaşma yoluna gitmediğini, bu nedenler davanın kabulü ile davacı müvekkili ...'in iş gücü kaybı için 100,00 TL ve kazada hasarlanan ... plakalı traktörün hasar bedeli için 100,00 TL olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00 TL belirsiz maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan alınarak davacılara verilmesine, davacı müvekkili ... için 22.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... Teks. Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe no.lu zorunlu karayolu mali mesuliyet trafik poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili sigorta şirketi şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafın arabuluculuğa geçerli başvuru yapmadığını, dava şartı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, poliçe tanzim tarihi 01/06/2015 sonrası olan poliçelere ilişkin geçici iş görmezlik taleplerinin teminat dışında tutulduğunu, sağlık giderleri ve tedavi giderlerinin müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunda olmayıp tüm sorumluluğun SGK'nin olduğunu, geçerli bir başvuru olmadığından müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Teks. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle davaya konu olan kazanın meydana gelmesinde davacı ...'in %100 kusurlu olduğunu, davacı tarafın iş gücü kaybına ilişkin maddi taleplerinin açık ve net olmadığını, traktörde meydana gelen hasar nedeniyle davalı müvekkilinin aracının zorunlu trafik sigortacısı olan ... Sigorta AŞ nezdinde hasar dosyasının açıldığını, yapılması gereken ödemenin davacıya yapıldığını, bu nedenle davacının hasarda kaynaklı bir alacağının söz konusu olmadığını, davacının kaza esnasında kullandığı aracın traktör olup iş makinesi olduğunu, tekerlekli tarım veya orman traktörlerinin devrilmeye karşı koruyucu yapısı ile ilgili tip onayı yönetmeliği gereğince traktörün devrilmeye karşı her türlü tedbiri alması ve traktörün belirtilen tipte bir güvenliğe sahip olması gerektiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince özetle davanın kabulü ile 700,00 TL otopark ücretinin kaza tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine; davacı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15/09/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılar ... ve ... Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir. Davalı ... Şirketi vekili tarafından özetle davacının tam kusurlu olması nedeniyle davanın reddi gerektiği, istinaf edene ait aracı kullanan sürücünün hız sınırını aşmadığı takograf kayıtlarından belli olduğu, bu sebeple istinaf eden ait aracı kullanan sürücünün tali kusurlu olduğu görüşünün doğru olmadığı, bilirkişi raporunda hız sınırının aşılmadığı belirtildikten sonra hız azaltmamaktan sürücüye kusur yüklenilmesinin çelişki oluşturduğu, dava dilekçesinde talebi olmadığı ve harcı da yatırmadığından otopark ücret talebinin reddi gerektiği, otopark ücretinden kusur indirimi yapılmadığı, maddi ve manevi tazminatın reddi sebebiyle ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, traktörde kabin koruyucu olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, manevi tazminatın yüksek olduğu, manevi tazminattan kusur indirimi yapılması gerektiği, her iki davalı için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin değerlendirilmediği, hasar bedeli yönünden davadan önce sigorta şirketinin yaptığı ödeme nedeniyle davanın reddine, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmadığı ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nin 342, 353, 355 ve 356 maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere dosya üzerinden yürütülmüştür. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik davalı işleten vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Karar tarihi olan 2022 yılı itibariyle miktar veya değeri sekiz bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda sekiz bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü sekiz bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz (HMK Md. 341, ek madde 1). Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda kararın kesin olduğunun tespiti hâlinde istinaf dilekçesinin reddine karar verilir (HMK Md. 346/1, 352/1). Somut olayda davacı vekili hasara ilişkin toplam zararının otopark ücreti dahil olmak üzere 4.910,50 TL olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 527,62 TL ödendiğini; bu nedenle bakiye zararının 4.382,88 TL olduğunu bildirmiştir. İlk derece mahkemesince davalı sürücü ve işletenin 700 TL otopark ücreti ödemesine karar verilmiştir. Bu haliyle davacının kabul edilmeyen maddi tazminat talebi 8.000 TL altında kalmakla davalı işleten vekilinin davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik verdiği istinaf dilekçesinin miktar yönünden kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmektedir. Davacı ... hakkında kurulan hükme yönelik davalı işleten vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde ise: Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu olay 15/09/2017 tarihinde gerçekleştiğine, davacı 22/08/2019 tarihinde dava açtığına göre TBK’nin 72, TCK’nin 66 ve 89. maddesindeki hükümlere göre sekiz yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların TBK’nin 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile Pamukkale istikametinden Denizli istikametine sol şerit üzerinden seyrederken olay yerindeki kontrolsüz kavşağa geldiğinde aynı istikametten sağ şerit üzerinden seyreden davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün sol ön tekerleği ile otobüsün sağ ön kapı kısmından, traktörün takılı olduğu römorkun da otobüsün sağ bagaj kapağına ve otobüsün sağ tarafına 15/09/2017 tarihinde çarpması sonucu dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza tespit tutanağında davalı sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki görüş kaza tespit tutanağındaki görüş ile aynıdır. Ceza mahkemesince davalı sürücü hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiştir. Kanun ve Yönetmelik sürücülere kavşağa yaklaşırken hızını azaltmak yükümlülüğü getirdiğinden takograf kayıtlarında davalı sürücünün yasal hız sınırını aşmaması onun kusursuz kabul edilmesini gerektirmez. Dolayısıyla hız sınırının aşılmadığı ancak kavşağa yaklaşırken hızın azaltılmadığı görüşünde çelişki bulunmamaktadır. Davalı sürücünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığı sabit olup davalı sürücü tali kusuruyla trafik kazasına neden olduğundan ilk derece mahkemesince mevcut raporlarla yetinilerek manevi tazminat davası hakkında karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı ...’in geçici iş göremezlik süresi dört ay, sürekli iş göremezlik oranı % 31 olup ceza dosyasındaki rapora göre adı geçen davacı basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmıştır. Dava konusu olay nedeniyle davacı ...’in bedensel bütünlüğü zedelendiğinden, davacıya uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. TBK’nin 56. maddesine göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda olayın oluş şekli, olay tarihi, kusur ve müterafik kusur durumu, yaralanmanın derecesi, paranın satın alma gücü, talep edilen tazminat miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla bulunmamıştır (TBK Md. 56, TMK Md. 4). Davacının manevi tazminat istemi 2.000 TL yönünden ret edilmiş olup ilk derece mahkemesince davalılar lehine 2.000 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu durumda, incelenen mahkeme kararı hukuka uygun olduğun ve ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle 1- Davacı ...’in davası hakkında kurulan hüküm yönünden HMK’nin 346/1 ve 352/1 maddeleri gereğince istinaf dilekçesinin reddine, 2- Davacı ...’in davası hakkında kurulan hüküm yönünden HMK’nin 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, 3- Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken istinaf karar harcından peşin alınan harcın mahsubu ile 1.052,28 TL eksik harcın başvurandan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 4- İstinaf yoluna başvuru için yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, 5- Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK’nin 333. maddesi uyarınca iadesine, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile 16/04/2026 tarihinde karar verildi. ...