Başvuru, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların tazmin edilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların tazmin edilmemesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 7/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Birinci başvurucu, ikinci ve üçüncü başvurucunun müşterek çocuğu; dördüncü başvurucu ise başvuruya konu kazanın gerçekleştiği aracın sahibi ve şoförüdür. Bu araçta bulunan birinci başvurucu 30/6/2015 tarihi saat 12'de gerçekleşen trafik kazasında yaralanmıştır. Olay tarihinde düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı'na göre kaza, yolda 140 cm uzunluğunda, 80 cm genişliğinde ve 10 cm derinliğinde çukur bulunması nedeniyle aracın bu çukura girerek savrulup takla atması sonucu gerçekleşmiştir. Anılan tutanakta; kazanın meydana gelmesinde yolun bakım ve onarımından sorumlu Ankara Büyükşehir Belediyesinin (İdare) yolda oluşan çukuru kapatmaması ve kaza yerinin etrafına uyarı işareti koymaması nedeniyle birinci derece kusurlu olduğu, aracı kullanan başvurucunun kusuru olmadığı yönündeki tespite yer verilmiştir. Balâ Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından dördüncü başvurucu hakkında taksirle yaralama suçu nedeniyle soruşturma yapılmış olup 14/7/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde; tutanakta, dördüncü başvurucunun hız ayarlama kuralını ihlal etmesi nedeniyle birinci derece tali kusurlu olduğu ancak kazada yaralanan mağdurların bu kişiden şikâyetçi olmadıkları belirtilmiştir. 15/7/2016 tarihinde başvurucular vekili tarafından Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) İdare aleyhinde tam yargı davası açılmıştır. Dava dilekçesinde; trafik kazasının İdarenin hizmet kusuru nedeniyle meydana geldiği, kaza sonucunda birinci başvurucunun sol kolunun kırıldığı ve piyasa değeri yaklaşık 500 TL olan aracın hurda hâline gelerek 500 TL bedelle satılabildiği belirtilmiştir. Dilekçede; anılan sebeplerle birinci başvurucu yönünden 000 TL manevi tazminat, dördüncü başvurucu yönünden ise 000 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. İdare vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; kazanın gerçekleştiği yerin yakınında bulunan maden ocakları nedeniyle ağır tonajlı araçların bu yolu sıklıkla kullandığı, Büyükşehir Belediyesinin sınırlarının geniş olması nedeniyle yoldaki hasarın kısa sürede onarılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Anılan dilekçede ayrıca aracı kullanan başvurucunun hız sınırına uymadığının düşünüldüğü zira bu hız sınırına uygun şekilde araç kullanılması hâlinde söz konusu kazanın yaşanmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Mahkeme 26/3/2018 tarihinde maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 500 TL manevi tazminatın İdareden alınarak birinci başvurucuya verilmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; kazalı aracın 19/10/2015 tarihli satış sözleşmesine konu bedelinin 000 TL olduğu, 2013 yılı Ocak ayına ilişkin kasko değerinin ise 750 TL olduğu belirtilerek maddi tazminat talebinin hukuki şartlarının bulunmadığı belirtilmiştir. Anılan kararda; birinci başvurucu hakkındaki adli raporlarda kolunun kırıldığının belirlenmesi, yaşının küçük olması ve kaza sonucunda yaşadığı ızdırabın giderilmesi amacıyla manevi tazminat talebinin kısmen kabul edildiği belirtilmiştir. Başvurucular vekili ve İdare tarafından bu karara karşı kanun yoluna müracaat edilmiştir. Başvurucular vekilinin istinaf dilekçesinde; Mahkeme tarafından İdarenin ağır kusurlu olduğunun belirlenmesi ile kazalı aracın olayın öncesindeki ve sonrasındaki piyasa değerinin tespit edilmesini sağlamak amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırması gerektiği belirtilmiştir. Dilekçede; başvurucunun kolundaki kırığın etkilerinin devam ettiği, yaşının küçüklüğü nazara alındığında Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu da vurgulanmıştır. İdare vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde ise Mahkemenin yeterli inceleme yapmadan ve İdarenin kusurlu olduğuna ilişkin bir tespit olmadan manevi tazminat ödenmesine karar vermiş olmasının hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Daire) 26/9/2018 tarihli kararı ile Mahkemenin maddi tazminata ilişkin kararını onamış, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararını kaldırarak davanın bu talep yönünden de reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde tutanağa atıfla kazaya konu aracın istiap haddinin beş kişi olduğu, buna karşın olay sırasında bu araçta dokuz kişi bulunduğu, aracın fennî muayene tarihinin 1/2/2014 tarihinde sona erdiği, araçta çocuklar için gerekli emniyet tedbirlerine uyulup uyulmadığının belirlenemediği ifade edilmiştir. Kararda, kazanın anılan sebeplerle gerçekleştiği belirtilerek dördüncü başvurucunun kusurlu olduğu sonucuna varıldığı vurgulanmıştır. Nihai karar 7/11/2018 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 7/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “İdari dava türleri şunlardır:...b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,...” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."