T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1040 - 2025/1281 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1040 KARAR NO : 2025/1281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.06.2023 NUMARASI : 2022/101 Esas 2023/449 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Be Manevi) KARAR TARİHİ : 24.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1040 - 2025/1281 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1040 KARAR NO : 2025/1281 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.06.2023 NUMARASI : 2022/101 Esas 2023/449 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Be Manevi) KARAR TARİHİ : 24.10.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20.11.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.12.2015 tarihinde, davalı ...’ın işleteni olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ...’in sürücüsü olduğu araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybedip karşı şeride geçerek, davacı ...’nun sevk ve idaresindeki araca çarptığı, meydana gelen kaza sonucu davacıların yaralandığı ve maluliyetlerinin oluştuğu, davalı araç sürücüsünün kusurlu olması nedeniyle davacıların zararlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı kalmak üzere davacı ... için 250,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 250,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının tüm davalılardan, davacı ... için 50.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın sigorta haricindeki davalılardan, sigorta yönünden dava tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında davacı vekili, davalı ...'in adresinin tespit edilmemesi ve taraf teşkili sağlanamaması üzerine, 28.12.2017 tarihli celse de "vekaletnamemizdeki yetkiye istinaden davalılardan ... ile ilgili davamızdan feragat ediyoruz" şeklindeki beyanı üzerine aynı celse mahkemece davalı ... hakkındaki davanın dosyadan tefrikine, diğer davalılar hakkındaki yargılamanın ise dosya üzerinden devamına karar verilmiş, 28.05.2018 tarihli dilekçesinde, davacıların maddi zararlarının, sigorta ile yapılan anlaşma doğrultusunda karşılandığını, bu nedenle davalarını manevi tazminat açısından sürdürdüklerini bildirmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, kazanın meydana gelmesinde kendisinin kusurunun olmadığını, davacının raporlarının; davacının çalıştığı hastaneden alınması nedeniyle kabul etmediğini, tazminat taleplerinin çok yüksek olduğunu, maddi zararlarının da sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ (... Sigorta AŞ) vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacıların kaza esnasında emniyet kemeri takılı olmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, geçici iş göremezlik zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 2016/213 E. 2019/172 K. Sayılı 10.03.2016 tarihli kararın davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf talebi üzerine Dairemizin 2019/1644 E. 2021/2222 K. Sayılı 25.11.2021 tarihli kararı ile eksik inceleme ve davacının sürücü hakkındaki feragatinin hakkın özünden vazgeçmeye yönelik olup olmadığının değerlendirilmesi için kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davanın, haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu; somut uyuşmazlıkta davalı ...'a ait, davalı ... Sigorta AŞ'ye ZMMS poliçesi ile sigortalı ve hakkında tefrik kararı verilen diğer davalı ...'in kullandığı aracın davacılardan ...'nun kullandığı araca çarparak yaralanmasına yol açtığı hususunun uyuşmazlık konusu olmadığı, ayrıca, yapılan yargılama ile davalıların sorumluluğundaki aracın sürücüsünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu bulunduğu, davacı ...'nun %5 oranında malul kaldığı ve 1 ay süre ile geçici olarak iş göremez hale geldiğinin sabit olduğu; iddia, savunmalar, daha önce tesis edilen mahkeme kararına ilişkin, Anakara BAM 26. HD'nin uyulan kaldırma kararı ve bu karar sonrası alınan rapor ile davacıların maddi tazminat istemine ilişkin davaları ile ilgili tesis edilen 21.02.2019 tarih, 2016/213 Esas-2019/172 Karar sayılı kararı kesinleştiğinden bu istemlere ilişkin olarak yeniden hüküm tesisine yer olmadığı yönünde karar vermek gerektiği, davalı sürücü hakkındaki davanın tefrik edilerek, mahkemenin 2018/101 esasına kaydedildiği, anılan davalı sürücü hakkındaki davadan davacılar, geçerli şekilde feragat ettikleri, kazaya hakkında feragat kararı verilen araç sürücüsünün neden olduğu, müteselsil sorumluların iç ve dış sorumlulukları belirlenirken TBK'nın 162 ve 163. maddelerinden yararlanılacağı, somut olayda davacıların talepleri, haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklandığı, işletenin, sürücüsüne rücu hakkı olduğu, davacıların sürücü hakkındaki manevi tazminat istemleri hakkındaki feragatleri, onun durumunu iyileştirirken, davalı işletenin durumunu kötüleştireceği ve rücu hakkının ortadan kaldırıldığı, davacıların dava dışı sürücü hakkındaki feragatlerinin davalı işletene de sirayet edeceği ve bu nedenle davacıların bir talep haklarının bulunmadığı sonucuna varıldığından, işleten davalı hakkındaki manevi tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davacıların maddi tazminat istemine ilişkin davaları ile ilgili tesis edilen 21.02.2019 Tarih, 2016/213 Esas-2019/172 Karar sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, davacıların davalı ... hakkında açtıkları manevi tazminatın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, sürücü hakkındaki feragatin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, hakkında dava açtıkları sürücü ... hakkındaki davadan, sürücüye tebligat yapılamaması, mernis adresinin dahi tespit edilmemiş olması nedeniyle, bu davalıdan her hangi bir ödeme alınmaksızın, ibra sözleşmesi yapılmaksızın, özetle işleten olan davalının zararına olacak şekilde, sürücü olan davalının durumu iyileştirme kastıyla hareket edilmeksizin davadan feragat ettiklerini, davadan feragatlarının usul ekonomisi gereği olarak, tebligat yapılamaması nedeniyle tıkanan davanın ilerlemesi kastıyla, işleten olan davalının, sürücü olan sorumluya rücu etme hakkını kaldırmayacak şekilde yapıldığını, bu nedenle, sürücü hakkındaki feragatin, işletene sirayet edeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer yandan Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararındaki davacı ...’nun maluliyetine ilişkin yapılması gereken eksikliklerinde yerine getirilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından davacının önce hastaneye, sonra Adli Tıp Kurumuna sevki yönünden ara kararlar tesis edildiğini, bir çok masraf yapıldıktan sonra usul ekonomisine uygun düşmeyecek şekilde söz konusu kararın verildiğini belirterek kararın kaldırılarak manevi tazminatın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek istinaf edenin sıfatına göre yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece maddi tazminata ilişkin, hüküm tesisine yer olmadığına, manevi tazminata ilişkin olarak ise, sürücüsü hakkındaki davadan feragat nedeniyle ret kararı verildiğinden, TBK'nın mütesesil sorumluluk hükümleri gereğince, feragatin işleten olan davalıya da sirayet edeceği gerekçesiyle manevi tazminat talebininde reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından, taleplerinin hakkın özünden vazgeçmeye yönelik olmadığı ve eksik inceleme ile karar verildiğinden bahisle istinaf edilmiştir. 1-İlk Derece Mahkemesinin feragatin, davalıya sirayeti çerçevesinde verilen ret kararına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Trafik kazası nedeniyle, aynı aracın sürücüsü ve işleteni hakkında açılan davada, kural olarak sürücü ve işleten aynı zarardan sorumlu olduğundan TBK'nın 61 maddesi ve 2918 Sayılı Yasanın 88. maddesindeki "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar." hükümleri gereğince müteselsilen sorumlu olmaları nedeniyle, mütesesil sorumlulukta borcun sona ermesini düzenleyen 166. maddesi ve "Alacaklıya Halef Olma" durumlarına düzenleyen 168 maddesi, uyuşmazlıkta uygulanabilir ise, bunun için taraf iradesinin açıkça bu yönde olduğunun tespit edilmesi gereklidir. Davadan feragatte HMK'nın 307. maddesinde "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir" denilerek tanılandığından, davadan feragat edilmesi halinde aynı dava konusu nedeniyle yeninden dava açılamayacağı gibi davadan feragat edilmesi "hakkın özünden vazgeçme sonucunu" doğurduğundan, müteselsil diğer borçlularda sorumluluklarına etki edeceği ölçüde, bundan istifade edeceğinden, davadan feragatin varlığı durumunda, feragat neticesinde hakları etkilenen diğer müteselsil borçlular TBK'nın 166/2 ve 168/2 maddelerinden istifade edecektir. Ancak HMK'da, davadan feragat yanı sıra davanın takipsiz bırakılması, davanın geri alma alma müesseseleri bulunduğundan, davacının iradesi açık değil ise HMK'nın 31. maddesi kapsamında talebini açıklaması istenilmelidir. Somut olayda, sürücü ve işleten hakkında açılan davada, mahkemece sürücüsü hakkında taraf teşkili sağalamadığından tahkikat aşamasına geçilememesi sonrasında davacı vekili 26.07.2017 tarihli talep dilekçesinde " Davacı müvekkiller tarafından, davalılar aleyhine Sayın Mahkemede ikame olunmuş bulunan dava dosyasında, davalı ...” in tebligata yarar adresinin olmadığından bahisle kendisine tebligat yapılamamıştır. ....Sunduğumuz adres doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanarak davalı ...”' e Tebligat Kanunu madde 35” e göre tebligat yapılmasını ve uzun zamandır sürüncemede kalan dosyamıza duruşma günü verilmesini arz ve talep ederiz." diyerek, davanın sürüncemede kalmaması için gereğinin yapılması istediği; 28.12.2017 tarihli tutanakta ise "Davalılardan ...'in bildirilen adresine tebligat adreste tanınmadığından bahisle yapılamadığı görüldü. Davacı vekili, vekaletnamemizdeki yetkiye istinaden davalılardan ... ile ilgili davamızdan feragat ediyoruz dedi. Beyanı okundu imzası alındı. " denilmesi sonrasında, davacının iradesi açıklatılmaksızın, diğer davalılar yönünden yargılamaya devam edilerek, davalılardan ... yönünde feragat beyanı gözetilerek tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiş, akabinde tefrik edilen davalı hakkında feragat nedeniyle ret kararı verildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede kararın kesinlemediği görülmüştür. Eldeki dosyada, davacı, davalı ... hakkındaki, davayı takip iradesini beyanları ile ortaya koyduğu gibi, ilk derece mahkemesi tarafından diğer davalılar hakkında davaya devam edildiği, davacının beyanın "hakkın özünden vazgeçmek" olarak değerlendirilmediği, bu şekilde değerlendirilmemiş olsa dahi dosyada yapılan tefrik ve diğerleri açısından yargılamaya devam edilmesi, davacının iradesini açıklama fırsatı verilmemiş olması nedeniyle açıkça "hakkın özünden vazgeçme iradesinin " varlığını ortaya koymamıştır. Bu durumda, davacının, yargılama sırasında tebligat yapılamayan sürücü hakkındaki davasının sürüncemede kalmaması için "feragat beyanında" bulunduğu, iradesinin hukuki manada feragata ilişkin olmayıp, davasını takipten geri almaya yönelik olduğu, anlaşıldığından, bu yöndeki beyanda hakkın özünden vazgeçme mahiyetinde olmadığından, davacının manevi tazminata yönelik talebine ilişkin karar verilmesi gerekirken, "davacının manevi tazminata ilişkin olarak hakkın özünden vazgeçtiği" kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Buna göre, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemede; davacının sair istinaf sebeplerinin reddi ile, 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen kararın kusura yönelik istinaf edilmemiş olması yanı sıra davalıya ait aracın, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçmesi ile kazanın meydan gelmiş olması nazara alındığında, davalının işleteni olduğu aracın tam kusurlu olduğunun anlaşılması karşısında, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisine, Buna göre; davacıların, davalının işleteni olduğu aracın karıştığı kaza nedeniyle yaralanmış olması nazara alındığında, manevi tazminatın koşulları oluştuğundan, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, olayın oluş şekli, kusur durumu ve davacı ...'nun maluliyet oranı ve manevi tazminatın amacı nazara alındığında TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde, davacı ... için 18.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olduğu anlaşıldığından, davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 08.06.2023 tarihli, 2022/101 Esas 2023/449 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davacıların maddi tazminat istemine ilişkin davaları ile ilgili tesis edilen 21.02.2019 Tarih, 2016/213 Esas-2019/172 Karar sayılı kararı kesinleştiğinden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına, 2-Davacıların manevi tazminata yönelik taleplerinin kısmen kabulü ile; ... için 18.000,00 TL, ... için 2.000,00 TL manevi tazminatın 13.12.2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ...'den (...) tahsili ile adı geçen davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerini reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 241,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.124,55 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazine irat kaydına, 4-Davacılar tarafından yapılan 29,20 Başvuru harcı, 121,30 TL ilk karara ilişkin istinaf başvuru harcı, 805,95 tebligat ve posta giderleri, olmak üzere toplam 956,45 TL'nin davada ret ve kabul oranına göre 273,27 TL'sinin davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin giderin davacılar üzerinde bırakılmasına; 5-Davacılar kendileri vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı ... için 18.000,00 TL, davacı ... için 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile , adı geçen davacılara ödenmesine; 6-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 18.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den, 2.000,00 TL vekalet ücretinin ...'den alınarak davalı ...'a verilmesine, 7-Davalı ... tarafından yapılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 74,38 TL posta gideri olmak üzere toplam 195,68 TL yargılama giderinin ret ve kabul oranına göre 139,77 TL'sinin davacılardan alınarak, davalı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin giderin davalı üzerinde bırakılmasına; 8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine; II- İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar karcının isteği halinde yatırana iadesine; 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 738,00 TL istinaf başvuru harcı ve 94,38 TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 832,38 TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacılara ödenmesine, 3-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.