DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/808 E. , 2024/1022 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/808 Karar No : 2024/1022 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, bir d
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/808 E. , 2024/1022 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/808 Karar No : 2024/1022 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Metal İnşaat ve Ahşap Ürünleri Ticaret Limited Şirketinin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla Denizli, Sakarya, Ankara ve Tekirdağ illerinde bulunan taşınmazlarına ... tarih ve ... sayılı şerh ile uygulanan haczin iptali istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde kanuni temsilcilerin sorumluluğunu genişleten beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesinin 19/03/2015 tarih ve E:2014/144, K:2015/29 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu durum dikkate alındığında, 02/09/2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcilik görevine atanan davacının, 02/09/2010 tarihinden önceki kamu alacağından sorumluluğunun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle, dava konusu haciz işlemin ... tarih ve ..., -...- ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmında hukuki isabet görülmemiştir. Diğer taraftan, kanuni temsilcinin şirketin vergi borçlarından sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, kamu alacağının, asıl borçlu şirketin mal varlığından tahsili için tüm takip yolları tüketilerek tamamen veya kısmen alınamamış olması gerekmektedir. Olayda asıl borçlu şirket ile davacı hakkında aynı anda takip işlemlerine başlandığı görüldüğünden, dava konusu haciz işlemin, davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., -...- ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarından kaynaklanan kısmında da hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Dava konusu haciz işleminin dayanağı oluşturan ve davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., -...- ve ... takip numaralı ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının ise usulüne uygun olarak yapılan takip ve mal varlığı araştırmalarına rağmen asıl borçlusu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, davacı adına ilgili ödeme emirleri düzenlendiğinden, dava konusu haciz işleminin bu ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu haciz işlemin,... tarih ve ..., -.... ve ... takip numaralı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden davayı reddetmiş, diğer ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmını iptal etmiştir. Tarafların istinaf istemlerini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Olayda, davacının asıl borçlu şirkete 02/09/2010 tarihinde dışardan müdür olarak atandığı ve müdürlük yetkisinin 22/08/2011 tarihinde son bulduğu görülmüştür. Anılan şirketin 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ilişkin vergi borçlarının, şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emirleri düzenlenmiş ve bu ödeme emirleri davacının ikametgâh adresinde ablasına 13/03/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı tarafından bu ödeme emirlerinin iptali istemiyle davalar açılmış, anılan davalar süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. Anılan karara karşı yapılan kanun yolu başvuruları da reddedilmiştir. Diğer taraftan, 07/03/2013 tarihinde Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılan başvuruda, taşınmazlara ... tarih ve ... sayılı şerh ile uygulanan haczin kaldırılması istenmiş, anılan başvuru 09/04/2013 tarihli işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı, adına kayıtlı olan gayrimenkullere konulan haczi başka bir davada dava konusu etmiştir. 11/04/2013 tarihinde açılan bu dava, ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle reddedilmiştir. Bu karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. Bununla birlikte, ... tarih ve ... sayılı işlemle uygulanan haczin dava konusu edildiği, yukarıda anlatıldığı üzere asıl borçlu şirket adına 07/03/2013 tarihinde Vergi Dairesi Müdürlüğüne başvurularak davacı adına kayıtlı taşınmazlara uygulanan hacizlerin kaldırılmasının istendiği, başvurunun reddi üzerine dava açıldığı, bu davada dilekçe ekine hacizlerin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun da eklendiği ve mahkemece verilen davanın reddi yolundaki kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda kesin hüküm nedeniyle işbu davanın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Öte yandan, haciz işlemi niteliği itibarıyla süregelen bir işlem olduğundan, davacı tarafından taşınmazlarına konulan hacizlerin kaldırılması istemiyle davalı idareye her zaman başvurabileceği ve bu başvuru üzerine tesis edilen olumsuz işlemin dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği de açıktır. Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davacının istinaf istemini reddetmiş, davalının istinaf istemini kabul ederek mahkeme kararının davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasını kaldırdıktan sonra davayı reddetmiştir. Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 10/10/2022 tarih ve E:2020/1668, K:2022/3640 sayılı kararı: Temyiz istemine konu karara dayanak alınan ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının verildiği dosyasının UYAP üzerinden incelenmesi sonucunda, değinilen davanın konusunu oluşturan hacizlerin dayanağı işlemin tarih ve sayısı ile hangi taşınmazlara uygulanan hacizlerin dava konusu edildiği anlaşılamamıştır. Bununla birlikte temyiz istemine konu edilen kararda, hacizlerin dayanağı olan davacı adına düzenlenmiş ödeme emirlerine karşı dava açılmadığı yolundaki gerekçe hükme esas alınmış ise de ödeme emirlerinin tarih ve sayılarına da yer verilmemiştir. Belirtilen bu durum karşısında, uyuşmazlık konusu hacizlerin şüpheye yer vermeyecek biçimde daha önce başka bir davada dava konusu edildiği yargısına ulaşılması hukuka uygun düşmediğinden, temyize konu kararın bozulması gerekmiştir. Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Israr kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Birinci davada verilen kararın ikinci davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir: i. İlk davada verilen karar şekli anlamda kesinleşmiş olmalıdır. ii. Birinci dava ile ikinci davanın konusu, tarafları ve sebebi aynı olmalıdır. Olayda, 11/04/2013 tarihinde açılan birinci davada verilen karar şekli anlamda kesinleştiğinden, birinci şart gerçekleşmiştir. Birinci dava ile işbu davanın tarafları ve sebebi de aynıdır. Ancak her iki davanın konusunun aynı mahiyette olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerekir. Birinci davada dava konusu edilen işlem ile işbu davada dava konusu edilen işlemin taşınmazlara uygulanan haciz işlemi olması tek başına her iki davanın konusunun aynı olduğunun kabulü için yeterli değildir. Bu nedenle işbu davada dava konusu edilen haciz işleminin işbu davanın açıldığı tarihten önce açılan başka bir davada dava konusu edilip edilmediği ve birinci davada verilen kararın, bu davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının ortaya konulabilmesi bakımından, bu davada dava konusu edilen hacze konu taşınmazlara uygulanan haczin dayanağı haciz bildirisinin tarihi ve sayısı ile ilk davada dava konusu edilen haczin dayanağı haciz bildirisinin tarih ve sayısının birlikte incelenmesi ve anılan taşınmazlar hakkında yeniden haciz uygulanıp uygulanmadığının araştırılması gerekmektedir. Belirtilen inceleme ve araştırma üzerine ulaşılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Asıl borçlu şirket tarafından 07/03/2013 tarihinde Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılan başvuruda, davacının mal varlığına ... tarih ve ... sayılı şerh ile uygulanan haczin kaldırılması istenmiş, anılan başvuru 09/04/2013 tarihli işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından mal varlığına uygulanan haczin iptali istemiyle dava açılmıştır. 11/04/2013 tarihinde açılan bu dava, uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Kesin hüküm" başlıklı 303. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şu şekildedir: "(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder." HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Gerek 2577 İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda şekli ve maddi anlamda kesin hükmün tanımı yapılmamıştır. Şekli ve maddi anlamda kesin hüküm kavramı, 6100 sayılı Kanun'un 303. maddesinde ifade bulmuş ve anılan maddede bir davada verilen kararın şekli anlamda kesinleşmiş olması halinde, bu davada verilen kararın, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için aranacak şartlar belirlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan yukarıdaki kuralın bir benzerine 2577 sayılı Kanun'da yer verilmemiştir. Anılan Kanun'un "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun'un 447. maddesindeki belirleme nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu) ile Vergi Usul Kanunu'nun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde de kesin hüküm konusu yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na gönderme yapılmamıştır. Ancak, gerek Danıştay içtihatlarında gerek doktrinde kesin hüküm konusunun ve buna bağlanan sonuçların idari yargılama usulünde de uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. 21/10/1970 tarih ve 13646 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 20/06/1970 tarih ve E:1969/1, K:1970/27 sayılı kararında "Kesin hükümle uyuşmazlık, halledilmiş ve ortadan kalkmış olacağından kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığın yeniden dava konusu yapılması mümkün değildir." gerekçesiyle uyuşmazlık konusu olmaktan çıkmış ve kesin bir yargıya ulaşmak suretiyle çözüme kavuşturulmuş uyuşmazlıkların yeniden dava konusu yapılamayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunca, bu kararla, bir davada verilen ve şekli anlamda kesinleşmiş bir karara konu uyuşmazlığın başka bir davada yeniden dava konusu yapılması halinde, kesinleşen ilk kararın, ikinci davada maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinin ve bu müessesenin idari yargıda da uygulama alanı bulunduğunun kabul edildiği söylenebilir. İdari yargı yerlerince verilen kararın, başka bir davada maddi anlamda kesin hüküm olarak kabul edilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir: i. İlk davada verilen karar, başvurulabilecek herhangi bir kanun yolunun bulunmaması veya başvurulabilecek kanun yollarının tüketilmesi nedeniyle şekli anlamda kesinleşmiş olmalıdır. ii. Birinci dava ile ikinci davanın konusu, tarafları ve sebebi aynı olmalıdır. Olayda, davacı tarafından 11/04/2013 tarihinde açılan birinci davada verilen karar, şekli anlamda kesinleştiğinden birinci şart gerçekleşmiştir. İkinci şart yönünden yapılan incelemede ise, 11/04/2013 tarihinde açılan birinci dava ile işbu davanın tarafları ve sebebinin aynı olduğu görülmüştür. Ancak birinci davada verilen ve şekli anlamda kesinleşen kararın, bu davada maddi anlamda kesin hüküm olarak kabul edilmesi için, birinci dava ile bu davanın konusunun aynı mahiyette olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerekir. Birinci davanın konusu, davacının taşınmazlarına uygulanan haciz ile birlikte diğer mal varlığına uygulanan haciz işlemlerinin iptali istemine ilişkindir. İşbu davanın konusu ise ilgili taşınmazlara uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir. Birinci davada dava konusu (talep sonucu) ve iptali istenen işlem ile işbu davada dava konusu (talep sonucu) ve iptali istenen işlemin aynı mahiyette olması tek başına maddi anlamda kesin hükmün şartlarının gerçekleştiğinin kabulü için yeterli değildir. Bu nedenle dava konusu edilen haczin, işbu davanın açıldığı tarihten önce açılan başka bir davada dava konusu edilip edilmediği; işbu davanın açılmasından önce ilgili taşınmazlara uygulanan hacze karşı açılan davada verilen kararın, işbu davanın çözümü açısından maddi anlamda kesin hüküm niteliğini taşıyıp taşımadığının ortaya konulabilmesi bakımından şu hususların araştırılması ve araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir: i. 07/03/2013 tarihinde Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddine yönelik cevap üzerine haciz işlemine karşı açılan ilk davada dava konusu edilen haczin, ... tarih ve ... sayılı haciz bildirisi ile uygulanıp uygulanmadığı ii. İşbu davada dava konusu edilen haciz işlemine konu taşınmazlara ilişkin haciz bildirisinin tarihi ve sayısı ortaya konularak ... tarih ve ...sayılı haciz bildirisiyle aynı olup olmadığı, anılan taşınmazlar üzerine 15/02/2013 tarihinden sonra yeniden bir haciz işlemi tesis edilip edilmediği, anılan taşınmazlar üzerinde yeni bir hukuki durumun meydana gelmesi nedeniyle yeniden haciz uygulanıp uygulanmadığı Bu nedenle, yukarıda belirtilen hususlar yönünden yapılacak araştırmanın ardından işbu davanın açılmasından önce ilgili taşınmazlara uygulanan hacze karşı açılan davada verilen kararın işbu davanın çözümü açısından kesin hüküm niteliğini taşıyıp taşımadığı değerlendirilerek yeniden bir karar verilmek üzere ısrar kararının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1-Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 13/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.