8. Hukuk Dairesi 2016/5855 E. , 2017/11085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 12.11.2015 gün ve 2015/12807 Esas, 2015/20242 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
**8. Hukuk Dairesi 2016/5855 E. , 2017/11085 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 12.11.2015 gün ve 2015/12807 Esas, 2015/20242 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, vekil edenlerinin, 10.4.1964, 17.1.1966 ve 22.3.1968 tarihli sözleşmeler ile, davalıların murisi ...n, davaya konu 220 (eski 107) parselden, toplamda 20.125 m2 yer satın aldıklarını ve 40 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde olduğunu, davalıların murisi ....n 16.6.1986 yılında öldüğünü, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/1042 E.sayılı dosyası ile dava konusu taşınmazın, iştirak halindeki mülkiyetinin müşterek mülkiyete çevrilmesine karar verildiğini açıklayarak, davalıların dava konusu taşınmazdaki hisselerinin iptali ile vekil edenleri adına müsavi olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, sözleşmelerdeki parmak izlerinin vekil edenlerinin murislerine ait olmadığını, davacıların dava konusu taşınmaza hiç bir zaman zilyet olmadıklarını, murisin taşınmazda yer satmadığını, dava konusu taşınmazı yıllarca murisin, onun ölümü ile de mirasçılarının kullandığını, 1995 yılından bu yana da taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davasının devam ettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; “Dava konusu taşınmazda iştirak halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürüldüğü, bu işlemin miras payına ilişkin sözleşmelerin tadili ve dönme niteliğinde olduğu, artık hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybetmiş olduğu, alacak isteğinin ise zamanaşımına uğradığı” gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararı davacılar vekili temyiz etmiş ve karar, 8.Hukuk Dairesinin 12.11.2015 tarih, 2015/12807 esas, 2015/20242 karar sayılı ilamı ile; “1-Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2-Somut olayda; davacılar satıcının mirasçıları olan davalıların ferağ vermesini istemiş, davalılar ise bu isteği kabul etmemişlerdir. Dolayısıyla alacak isteği için zamanaşımının başlama tarihi davanın açıldığı tarihtir. Buna göre, tarafların bildirdiği tüm deliller toplanarak söz konusu bedelin davacı tarafından ödendiğinin kanıtlanması halinde; dosyanın bir hukukçu, bir mali müşavir veya muhasebeci ve bir bankacıdan oluşturulacak üçlü bilirkişi kuruluna tevdi edilmesi, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak harici satış senedindeki bedelin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değerin belirlenmesinin istenmesi, bu konuda gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınması, ödenen bedelin dava tarihindeki uyarlanmış güncel değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle alacak isteğine ilişkin davanın reddine karar verilmesi yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararlarına ve açıklanan ilkelere aykırı olmuştur” gerekçesi ile bozulmuş, davacılar vekili tarafından ilama karşı süresinde Karar Düzeltme talebinde bulunulmuştur. 1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan sair karar düzeltme istemleri yerinde görülmemiştir. 2-Mahkeme kararının gerekçesinde; Dava konusu taşınmazda iştirak halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete dönüştürüldüğü, bu işlemin miras payına ilişkin sözleşmelerin tadili ve dönme niteliğinde olduğu, artık hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybetmiş olduğu gerekçelerine dayanılmıştır. TMK'nun 677.maddesi uyarınca miras payı devrine yönelik olarak düzenlenmiş sözleşmelerde, sözleşme tarihinden sonra tüm mirasçıların katılımı ile elbirliği mülkiyetinin, müşterek mülkiyete çevrilmesi durumunda, ya da sözleşmeye göre hak iddiasında bulunan tarafın, iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi davasında davacı olarak yer alması ya da davalı olarak yer aldığı bu davada taşınmazın paylı mülkiyete çevrilmesi yönünde irade açıklamasında bulunması halinde, sözleşmeden dönüldüğünün kabulü gerekli ise de, somut olayda olduğu gibi, davacıların, iştirak halindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında davacı konumunda olmadıkları ve davada da iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi yönünde irade beyanında bulundukları ispat edilmediğine göre, sözleşmelerden dönüldüğünün kabulüne imkan bulunmamaktadır. Ancak dosya arasında bulunan satışa konu sözleşmelerin incelenmesinden, sözleşmelerde satıcı konumunda bulanan ..... ...'ın sözleşmelere parmak bastığı ve davalıların da sözleşmedeki parmak izlerinin murisleri .....'ye ait olmadığı yönünde itiraz da bulundukları görülmektedir. İmza atmaya muktedir olmayan veya yazı bilmeyen bir kimse, senedi imza edemeyeceğinden, imza yerine el ile yapılmış bir işaret (mesela parmak izi) veya mühür kullanabilir. Yalnız, senetteki bu işaretin (parmak izinin) veya mühürün, köy veya mahalle ihtiyar heyeti ve iki tanık tarafından onaylanması gerekir. (H.U.M.K 297) Köylerde, köy muhtarı ve ihtiyar meclisi HUMK.un 297. c.2'ye göre, imza atamayan veya yazı bilmeyen kişinin kullanacağı mühürü veya el ile yapacağı işareti (parmak izini) onama yetkisine sahiptir. Köy ihtiyar meclisinin ekseriyetinin onayı yeterlidir. Köy muhtarı ihtiyar meclisinin başıdır. (Köy K.m.20) İmza atamayan veya yazı bilmeyenlerin mühürünü veya parmak izini taşıyan senetlerin geçerli olabilmesi için, muhtar ve ihtiyar heyetinin çoğunluğundan başka, ayrıca o yerde tanınan (mahallinde maruf ) iki kişi (tanık) tarafından da onaylanması gerekir.(m.297.c.2) Davaya konu sözleşmenin incelenmesinden, satıcı ..... ...'ın sözleşmelere mühür ve parmak bastığı, sözleşmelerde iki şahit, muhtar ve ihtiyar heyetinin eksiksiz imzalarının bulunmadığı görülmüştür. Hal böyle olunca, Mahkemece, dava konusu sözleşmelerin H.U.M.K 297.maddesi gereğince geçerli olmadığından davacı tarafın tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olmasında isabet görülmemiş ise de, ret kararı neticesi itibariyle doğru olduğundan, hükmün gerekçesi düzeltilerek, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki davacı vekilinin sair karar düzeltme isteminin REDDİNE, davacılar vekilinin, Dairemizin 12.11.2015 tarih, 2015/12807 E, 2015/20242 K, sayılı ilamının 1.bendine yönelik, Karar Düzeltme isteğinin 2.bentte açıklanan nedenlerle kabulüne, 6100 sayılı H.M.K'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 Sayılı H.U.M.K'nun 438/son maddesi uyarınca, dava konusu sözleşmelerin H.U.M.K 297.maddesi gereğince geçerli olmadığından davacı tarafın tapu iptal ve tescil talebinin reddine şeklinde hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine, HMK'nun 442/1 maddesi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, takdiren 270,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına ve 60,80 TL red harcının karar düzeltme harcına mahsubu ile kalan 4,60 TL'nin karar düzeltme isteyen davacılardan alınmasına, 19.9.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.