DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3664 E. , 2024/1235 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3664 Karar No : 2024/1235 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2016/58863, K:2022/4314 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3664 E. , 2024/1235 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3664 Karar No : 2024/1235 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2016/58863, K:2022/4314 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2016/58863, K:2022/4314 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının bu dava dosyası ile Dairelerinin E:2017/4726 esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebi yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesi ile ilgili Anayasaya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor.No:..., K:... sayılı kararıyla anılan suçlardan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Kamu imkanıyla yurt içi/yurt dışı eğitim/yabancı dil eğitimi/mesleki ziyaret vs. olanaklardan yararlandırılması ve Yargıtay Cumhuriyet Savcısı iken Uyuşmazlık Mahkemesinde görevlendirilmesi yönünden, davacının, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 19/07/2016 tarihli ifadesinde, HSK tarafından eğitim programı kapsamında açıklanan yurt dışı gezi faaliyetine başvurduğunu ve ifade tarihinde HSK üyesi olan R.A.'nın başkanlığında Belçika ve Hollanda'ya resmi adalet sistemini incelemek amacıyla üç dört günlüğüne gittiğini belirttiği, davacının bu beyanlarının aksini ve söz konusu yurt dışı gezisine örgütle bağlantısı ve örgütsel amaçlar gözetilerek gönderildiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının HSK tarafından 3-4 gün süreyle Belçika ve Hollanda'ya gönderildiğine yönelik beyanın örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacının, Uyuşmazlık Mahkemesi ile ilgili beyanları, Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu, Yargıtay Kanunu ve dava dosyasındaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacıya 2010 yılında bizzat Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı H.B. tarafından ek görev olarak Uyuşmazlık Mahkemesiyle ilgili işlerin verildiğine, bu durumun bilgisi ve talebi dışında geliştiğine, mesleki liyakati, görevindeki üstün başarısı, tebliğnamelerdeki başarı oranı, kamu hukukunda yüksek lisans yapmış olması gibi hususlardan dolayı bu görevin kendisine verilmiş olabileceğine, söz konusu görevi, uyuşmazlıkların ağırlıklı olarak ceza hukukundan uzak olması, hukuk ve idare mahkemeleri arasındaki görev anlaşmazlıklarından kaynaklanması nedeniyle reddetmek istediğine, ancak halen meslekte olan o dönemki çalışma arkadaşlarının Başsavcının tasarrufuna itiraz etmenin uygun olmayacağını ifade etmeleri üzerine bu görevi iş bölümü gereği icra ettiğine, Uyuşmazlık Mahkemesindeki dosyalar için görüş yazmanın idari nitelikte, özel önemde ve mesleki olarak ön plana çıkmayı gerektirecek bir görev olmadığına, kaldı ki Kanun ve uygulama gereği bütün uyuşmazlıkların bizzat Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından çıkarıldığına, Yargıtay Cumhuriyet savcısı olarak görevinin Başsavcının görüşlerini savunmak ve bir tür tetkik hâkimliği yapmak olduğuna, Yargıtay Başsavcısının görüşü haricinde bir beyanda bulunmasının mümkün olmadığına yönelik beyanlarının aksini, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Uyuşmazlık Mahkemesiyle ilgili konulara bakmakla görevlendirildiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının Uyuşmazlık Mahkemesiyle ilgili 19/07/2016 tarihli beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden, davacıya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağının tamamı incelendiğinde; davacının, "15 Temmuz 2016 akşamı yapılan darbe girişiminden ne zaman haberdar oldunuz? ..." sorusuna cevap olarak, darbe girişimini 15 Temmuz 2016 akşamı evinde ailesi ve misafirleriyle birlikte yemek yerken televizyondan öğrendiğini, bu duruma çok şaşırdığını ve inanamayıp gerçek durumun ne olduğunu anlamak için Jandarma Komutanı'nı aradığını, birikimleriyle yaptığı yatırımından yaşanan bu olaylar nedeniyle zarar edeceğini düşünerek hayıflandığını, olayın vahametini anlaması, devlet büyüklerinin darbe girişimine karşı konulması, halk olarak meşru müdafaada bulunulması söylemleri üzerine ve o günün ikinci nöbetçi savcısı olması nedeniyle o günün nöbetçi savcısını hem telefonla aradığını hem bizzat yanına gittiğini ve yapabileceği bir şey varsa göreve hazır olduğunu söylediğini, sokağa çıkılması yönündeki çağrılar üzerine misafiri S.K. ile birlikte sokağa çıktığını, Çanakkale Valiliğine, oradan adliye binasına gittiğini, gerekli tedbirlerin alındığını ve Çanakkale şehir merkezinde bir tehlike olmadığını gözlemlediğini, hatta adliye binasının altındaki çay bahçesinin müdürüyle darbeciler hakkında gereğinin yapılacağına, bu işin yanlış olduğuna dair sohbet ettiklerini, kendisinin yaşananlardan dolayı üzüntüsünü ifade ettiğini beyan ettiği görülmüş, anılan ifadede, davacının örgütle bağlantısının olduğunu, darbe girişiminin yaşandığı gece örgütle birlikte hareket ettiğini, darbe girişimini desteklediğini gösteren bir husus bulunmadığı, davacının darbe girişimine karşı koyma düşüncesiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı anlaşılmış ve davacının 15 Temmuz 2016 akşamı yaptıklarına yönelik beyanının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının anılan ifadesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, her ne kadar davalı idare tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 25/08/2020 ve 24/03/2021 tarihli ek beyan dilekçeleri ekinde sunulan Raporun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, anılan Raporun, davacının Rapora ilişkin beyanlarının ve Dairelerinin ara kararına EGM Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen cevabın birlikte incelenmesinden, büfe/ankesörden yapılan aramaların "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar olduğu, bu hâliyle söz konusu aramaların Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkân bulunmadığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kayıtlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Davacıyla ilgili şikâyet ve soruşturma bilgisi yönünden, F.U.G. isimli şahıs tarafından yazılan 19/11/2015, 22/10/2015, 13/01/2016, 10/10/2016, 14/10/2016, 30/11/2016 tarihli dilekçelerdeki ve 13/01/2016, 27/09/2016 tarihli müşteki ifade tutanağındaki iddiaları inceleyen Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve Dosya No:..., K:... sayılı kararıyla; öne sürülen birkısım iddiaların soyut ve genel mahiyette olduğu, iddiayı doğrulayan somut bir delil gösterilmediği, birkısım iddiaların ise Cumhuriyet savcısının delil toplama, değerlendirme ve suçu nitelendirme yetkisi kapsamında kaldığı, bu yetkinin davacı tarafından herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına dair somut delil gösterilmediği gibi kanun yollarına başvuru sırasında öne sürülebilecek hususların şikayete konu edildiği gerekçesiyle şikâyetin bu kısmının işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiği, yine aynı kararda, F.U.G. isimli şahsın şikâyet dilekçelerinde ismi geçen ve FETÖ/PDY mensubu olduğu izlenimi uyandırdığı belirtilen birkısım hâkim ve Cumhuriyet savcısı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden karar verildiğinin belirtildiği, ancak anılan kararda bu iddia yönünden davacı hakkında karar verilip verilmediğinin, verilmemiş ise şikâyetin akıbetinin ne olduğunun, verilmiş ise verilen kararın ne yönde olduğunun belirtilmediğinin görüldüğü; öte yandan, Dairelerince yapılan 02/02/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 06/04/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin yukarıda yer verilen ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hâkimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının, örgüt mensubu olduğunun belirtildiği söz konusu şikayet dilekçeleri de bu dilekçeler üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği, Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, YARSAV üyeliği ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının YARSAV'a, 1238 üye numarası ile 05/02/2009 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığının görüldüğü, davacının, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli ifade tutanağında (şüpheli için) yer alan ifadesi incelendiğinde, davacının, YARSAV Derneği'nin faaliyetlerine aktif olarak katılmadığını, davalı idarenin iddiasının aksine 2014 yılı HSK üye seçiminde Yargıda Birlik Platformu adaylarının birçoğuna oy verdiğini belirttiği anlaşıldığından ve söz konusu beyanın aksini ortaya koyabilecek ve davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, 2014 yılı HSK üye seçiminde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine ilişkin somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının YARSAV üyeliği ve davalı idarenin "davacının YARSAV üyesi olduğu halde 2014 yılı HSK seçimlerinde çok sayıda başka adayı desteklediğine yönelik beyanının HSK Teftiş Kurulunun YARSAV Raporu'nu teyit ettiği iddiası", davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 02/02/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu kararların iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin katı bir bakış açısıyla yapılamayacağı; meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; HSK Teftiş Kurulu'nun YARSAV konulu raporu ve davacının YARSAV'a üyelik şekli, FETÖ'nün etkin olduğu dönemde kamu imkânlarıyla yurt içi/yurt dışı eğitim, yabancı dil eğitimi ve mesleki ziyaretlerden yararlandırılması, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı iken Uyuşmazlık Mahkemesi'nde görevlendirilmesi, örgütsel faaliyetler kapsamında ankesörlü sabit hatlardan ya da büfe vb. yerlerde kurulu bulunan kontörlü telefon hatlarından iletişime geçip geçmediğine ilişkin çalışma neticesinde davacı hakkında düzenlenen EGM Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı'nın raporu, davacı hakkındaki ihbar, şikâyet ve soruşturma bilgileri ile davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde YARSAV üyesi olduğu halde 2014 HSK seçimlerinde başka adayları desteklediğine dair beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde kanaat oluştuğu; Daire, kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağını kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu; EGM’ce, sadece FETÖ/PDY terör örgütünün sivil imamları tarafından kullanılan ankesörlerin detaylı incelemeye tabi tutulduğu ve bazı durumlarda sivil imamların aynı ankesörden ardışık aramalar yaptığının tespit edildiği, davacı hakkında hazırlanan raporda davacıyla ilgili "1. grup ardışık" ifadesinin kullanılarak ardışık arama tespit edildiği, EGM'nin teknik ve özel çalışmasına dayanılarak, rapordaki tespitlerin dikkate alınmamasının ve eksik incelemeyle karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, tekil aramaların dahi FETÖ/PDY sivil imamları tarafından kullanılan ankesörlerden yapıldığı göz önünde bulundurularak, ardışık arama üzerinde durulması ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, söz konusu ardışık tespiti içeren raporun, anılan kurumdan bilgi alınmadan tekil arama olarak kabul edilmesi, tekil arama olarak değerlendirilse dahi, sadece sivil imamlar tarafından kullanılan ankesörlerin detaylı incelemeye tabi tutulmuş olması ve sivil imamların ilgilileri farklı ankesörlerden aradıkları bilgisi çerçevesinde bahse konu aramalar yönünden öncelikle ardışık arama üzerinde durulmaması ve re'sen araştırma yoluna gidilmemesi hususlarının eksik inceleme olarak kabul edilmesi gerektiği; Dairenin, YARSAV üyeliği konusunda destekleyici unsur olarak kabul ettiği farklı kararları ile bu davada yer alan gerekçenin çelişki oluşturduğu; adaylık dâhil tüm süreçlerde dil eğitimi, yüksek lisans ve doktora öğrenimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel bilgi ve görgüyü artırmaya yönelik yurt içi ve yurt dışı programları düzenlemek suretiyle örgüt üyesi hâkim savcıların emsallerine nazaran daha donanımlı hâle getirildiği, soruşturmalarda örgüt mensubu bazı hâkim ve savcıların hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına mevzuat hükümlerine riayet edilmeksizin yerleştirildiklerinin anlaşıldığı, davacının neredeyse hiçbir hâkim ve savcının yararlanamadığı yurt dışı ziyaret imkânından faydalandırılmasının bu minvalde değerlendirilmesi gerektiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yargı teşkilatında etkin olduğu dönemde yurt dışına dil eğitimi/gezi maksadıyla gönderilenlerin tamamına yakınının örgüt ile iltisaklı kişilerden oluşturulmaya gayret gösterildiği; davacının Uyuşmazlık Mahkemesinde görevlendirilmediği ve bu görevlendirmenin mesleki başarısından ötürü yapıldığı iddiasının, davacının 2015 yılında Yargıtay Cumhuriyet Savcılığından Çanakkale Cumhuriyet Savcılığına atanma kararı ile çeliştiği; ihbar ve şikâyet dilekçelerinin 2802 sayılı Kanun'un 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alındığı, bu nedenle salt şikayet dilekçesi üzerine verilen karar sonucuna göre hareket edilmesinin hatalı değerlendirmeye yol açacağı, dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında nasıl değerlendirildiğinin kararda tartışılmaması ve disiplin soruşturması kapsamında tanık beyanı, bilgi-belge ya da somut bilgi gibi hususların istenilmesinin isabetsiz olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 06/12/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/06/2022 tarih ve E:2016/58863, K:2022/4314 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.