Başvuru, ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt bulundurma gerekçesiyle idari para cezası uygulanması işleminin iptali talebiyle açılan davada davanın çözümüne etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt bulundurma gerekçesiyle idari para cezası uygulanması işleminin iptali talebiyle açılan davada davanın çözümüne etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/1/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, lisanslı akaryakıt istasyonu sahibi ve işletmecisidir.A. Olayın Arka Planı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) bağlı ekipler tarafından 18/6/2007 tarihinde başvurucunun işlettiği akaryakıt istasyonundan numuneler alınarak analiz için Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezi Enerji Enstitüsüne (TÜBİTAK) gönderilmiştir. Anılan Merkezce numuneler üzerinde yapılan inceleme sonucunda akaryakıttaki ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu tespit edilmiş ve akaryakıt istasyonu mühürlenmiştir. EPDK başvurucunun savunmasını aldıktan sonra 2/9/2010 tarihli kararla başvurucuya 000 TL idari para cezası uygulamıştır. EPDK kararında, başvurucuya ait akaryakıtın "yeterli seviyede ulusal marker içermediği ve teknik düzenlemelere aykırı olduğu" kabul edilmiştir. Kararda başvurucunun 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun maddesinin dördüncü fıkrasının (ı) bendi ile maddesini ihlal ettiği ifade edilmiştir. Kararda sonuç olarak başvurucuya 5015 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca ceza uygulandığı belirtilmiştir. Başvurucunun 7/9/2007 tarihinde yaptığı müracaat üzerine Manisa Sanayi Ticaret ve İl Müdürlüğü ekiplerince numune alınan istasyona gelinerek 11/9/2007 tarihli tutanak düzenlenmiştir. Başvurucunun deposunun mührü sökülmüş ve seviye tespiti yapılarak tank tabanında yaklaşık 10 cm yükseklikte su ile karışık motorin olduğunun tespit edilmesinin akabinde depo yeniden mühürlenmiştir. B. Ceza Yargılaması Süreci Olayla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulması üzerine Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmış, 21/7/2009 tarihli ve 2009/1682 Esas sayılı iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin kabulü ile Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) ceza yargılaması başlamıştır. Ceza Mahkemesi başvurucu vekilinin talebi üzerine EPDK, Türk Standartları Enstitüsü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunmuştur. Yazılan müzekkerelerde marker seviyesinin ölçülmesi amacı ile yapılan kontrollerde akaryakıt seviyesinin 10 cm altında olması durumunda numune alınıp alınmadığı, bu seviyenin su seviyesi olarak bilinip bilinmediği, her depoda bu seviyede su ve yakıt tortusu bulunup bulunmadığı ve bu seviyeden alınacak numunenin sağlıklı sonuç verip vermeyeceğinin sorulduğu anlaşılmıştır. Gelen cevaplarda özetle yakıt depolarından alınan numunenin belli bir seviyenin altında kalan yakıttan alınması durumunda tanklarda bulunması muhtemel dip suyu ve dip tortusu seviyesi, deponun kapasitesi, taban çapı, temizlenme sıklığı, içindeki yakıt miktarı, yakıt dolum-boşaltım sıklığı gibi nedenlere bağlı olarak numunenin alındığı ürünü temsil etmeyebileceğinin belirtildiği görülmüştür. Ceza Mahkemesinin E.2009/192 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Ceza Mahkemesi, ilgili kurumlara yaptığı müzekkerelere verilen cevapları da gözönüne alarak ve TÜBİTAK analiz raporunun kaynağı olan numunenin asıl ürünü temsil edecek seviyenin üzerinde dolu olan tanktan usulüne göre alınıp alınmadığı hususunda şüphe olduğunu, aşılamayacak şüphenin de sanık lehine yorumlanmasının temel ceza hukukunun gereği olduğunu gözeterek müsnet suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı kanaatine varmıştır. Ceza Mahkemesinin 23/2/2010 tarihli bu kararı temyiz edilmeden kesinleşmiştir. İptal Davası Süreci Başvurucu 2/8/2012 tarihinde hakkında uygulanan 000 TL idari para cezasının iptali talebiyle Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu; açtığı davada, numunesi alınan akaryakıtın bulunduğu depodaki seviye dikkate alındığında analizin sağlıklı bir sonuç vermeyeceğini ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi 22/3/2013 tarihli kararıyla davanın reddine hükmetmiştir. İdare Mahkemesinin gerekçesi şu şekildedir: “…bayilik lisansı sahibi olan davacıya ait akaryakıt istasyonunda yapılan denetimde pompadan alınan akaryakıt numunesinin TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Enerji Enstitüsü'nce analizi sonucu, numunenin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı ve teknik düzenlemede yer alan özelliklere uygun olmadığı yönünde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.Bu durumda; analize tabi tutulan akaryakıt numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı ve teknik düzenlemelere de uygun olmadığının tespit edilmesi karşısında, 5015 sayılı Kanun'un maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için gerekli olan teknik düzenlemelere aykırılık ve ulusal marker geçersizliği şartlarının bir arada bulunduğu anlaşıldığından, tesis edilen uyuşmazlık konusu Kurul kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.” Başvurucu, karara karşı temyiz yoluna gitmiştir. Temyiz dilekçesinde; ulusal marker seviyesinin tespiti için gerekli olan numunenin tabandan 10 cm yüksekliğe kadar olan kısımdan alınmasının yasak olduğunu, bu numunenin sağlıklı sonuç vermeyeceğini, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan ceza yargılamasında da aynı gerekçe ile hakkında beraat kararı verildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca ceza yargılamasında davalı EPDK Petrol Piyasası Daire Başkanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü tarafından mahkemeye ibraz edilen dilekçelerde, akaryakıt seviyesinin 10 cm'nin altında olan bir tanktan numune alınması hâlinde tankın dibindeki dip suyu ve dip tortusu numunenin içine gireceğinden numunenin sağlıklı olmayacağının belirtildiğini vurgulamıştır. Danıştay Onüçüncü Dairesi (Daire) 16/5/2019 tarihli kararıyla İdare Mahkemesi kararını ayrı bir gerekçe belirtmeksizin onamıştır. Başvurucu, temyiz aşamasında ileri sürdüğü aynı iddialarla bu kez Danıştaya karar düzeltme başvurusunda bulunmuştur. Daire ayrı bir gerekçe belirtmeksizin 3/12/2019 tarihli kararıyla karar düzeltme talebinin reddine karar vermiştir. Nihai karar 29/12/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 24/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel Başvurudan Sonraki Süreç Anayasa Mahkemesi 2018/18975 numaralı bir başka bireysel başvuru dosyasında 2/4/2021 tarihinde EPDK'ya müzekkere yazmıştır. Müzekkereyle şunları sormuştur: i. Akaryakıta veya akaryakıtla harmanlanan ürünlere ulusal marker ekleme metodunun ne olduğu ve sistemin nasıl işlediğiii. Ulusal marker ekleme sürecinde akaryakıt bayilerinin bir rolünün bulunup bulunmadığı, sürece bir dahlinin söz konusu olup olmadığıiii. Yurt içinde pazarlanacak akaryakıta veya akaryakıtla harmanlanan ürünlere rafineri çıkışında veya serbest dolaşıma girişinde rafinericilerce ve dağıtıcılarca ulusal marker eklenmesi sırasında ya da sonrasında homojenleşmeme veya tabakalaşma benzeri teknik sorunların ortaya çıkmasının mümkün olup olmadığı, bu tür sorunların kamu otoritelerince yapılan denetim sırasındaki ölçümlerde tespitinin mümkün olup olmadığıiv. Bu tür sorunların ortaya çıkması teknik olarak olası ise akaryakıt bayilerinin işyerlerinde yapılan denetim sırasında ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu yolundaki tespitlerde bayinin bu hatanın kendisinden kaynaklanmadığını ileri sürebilme ve teknik olarak ispatlayabilme imkânı olup olmadığıv. Ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu biçiminde bir tespitin yapılması hâlinde bunun her hâlükârda lisans sahibinin akaryakıtı rafineri veya kanuna uygun, ithalat dışındaki yollarla temin ettiğinin işareti olarak kabul edilmesinin gerekip gerekmediği, diğer bir ifadeyle ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkmasının akaryakıtın bayinin deposuna boşaltılmasından önceki aşamada yaşanan bazı teknik sorunlardan kaynaklanması ihtimalini kesin olarak dışlayıp dışlamadığı EPDK gönderdiği 21/4/2021 tarihli cevapta özetle şunları ifade etmiştir:i. Rafinerici ya da dağıtıcı lisans sahiplerine teslim edilen ulusal marker, uygulama kapsamındaki ürünlere rafineri çıkışında, gümrük girişinde veya ilk defa ticari faaliyete konu edileceği diğer tesislerde konsantrasyonda olacak şekilde ilgili lisans sahipleri tarafından bağımsız gözetim firması nezaretinde eklenmektedir. Ulusal marker ekleme işlemleri otomatik dozaj kontrollü enjeksiyon cihazları kullanılmak suretiyle yapılmaktadır. Ekleme işlemi tamamlandıktan sonra ve akaryakıt piyasaya arz edilmeden önce yeterli şart ve seviyenin sağlanıp sağlanmadığı lisans sahiplerince kendi ellerindeki cihazlarla (marker K+) kontrol edilmektedir. Ulusal markere ilişkin saha denetimlerinde ulusal marker kontrol cihazları (marker XP+) kullanılmaktadır. Denetim sonucunda alınan numuneler akredite laboratuvarlarda marker referans cihazlarıyla kontrol edilmektedir. Akaryakıt içindeki ulusal marker seviyesinin belirlenmesinde nihai olarak akredite laboratuvarlarda yapılan ölçümler esas alınmaktadır. ii. Bayilik lisansı sahiplerinin ulusal marker ekleme sürecinde herhangi bir yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bununla birlikte bayilik lisansı sahiplerinin ulusal marker seviyesine uygun akaryakıt bulundurma yükümlülükleri mevcuttur. iii. Rutin ulusal marker ekleme işlemleri sırasında homojenleşme sağlanmakla birlikte istisnai olarak enjeksiyon sisteminden kaynaklı olarak homojen karışmama ve tabakalaşma gibi teknik sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Bu gibi sorunlar henüz tank açılmadan lisans sahipleri tarafından tespit edilebildiğinden TÜBİTAK ile iletişime geçilmekte ve TÜBİTAK'ın yönlendirmesi doğrultusunda hareket edilmektedir. Lisans sahipleri tarafından marker K+ cihazıyla yapılan kontrolde sonucun geçersiz çıkmasının homojenleşememe veya tabakalaşma benzeri teknik sorunlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti mümkün değildir. iv. Akaryakıt bayilerinin işyerlerinde yapılan denetim sırasında ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğu yolundaki tespitlerde bayinin bu hatanın kendisinden kaynaklanmadığını ileri sürebilme ve teknik olarak ispatlayabilme imkânı vardır. Kurum tarafından yapılan ön araştırma ve incelemede bayinin savunması değerlendirilmekte ve bunun sonucuna göre hareket edilmektedir. v. Ulusal marker ekleme ve denetim sistemi gözetildiğinde ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkmasının akaryakıtın bayinin deposuna boşaltılmasından önceki aşamada yaşanan bazı teknik sorunlardan kaynaklanması ihtimalini devre dışı bıraktığı değerlendirilmektedir. A. Ulusal Hukuk 5015 sayılı Kanun'un "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" kenar başlıklı maddesinin dördüncü fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanuna göre faaliyette bulunanlar;...ı) Piyasa faaliyetlerinde, Kurulun belirleyeceği teknik düzenlemelere uygun akaryakıt sağlamak,...l) Kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmamak,İle yükümlüdür." 5015 sayılı Kanun'un "Bayiler" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Bayiler lisanslarının devamı süresince;a) Bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması,b) Tağşiş ve/veya hile amacıyla akaryakıta katılabilecek ürünlerin akaryakıta katılmaması ve istasyonunda bulundurmaması,İle yükümlüdür." 5015 sayılı Kanun'un "Ulusal marker" kenar başlıklı maddesinin 6455 sayılı Kanun'un maddesiyle değişik hâli şöyledir: "Yurt içinde pazarlanacak akaryakıta veya akaryakıtla harmanlanan ürünlere rafineri çıkışında veya serbest dolaşıma girişinde rafinericilerce ve dağıtıcılarca Kurumun belirleyeceği şart ve özellikte ulusal marker eklenir. Biyoyakıt ilk üretim merkezleri ile tasfiye edilecek akaryakıt için ulusal marker ekleme noktaları Kurum tarafından belirlenir. Ulusal marker ekleme işlemleri Kurumca yetki verilen bağımsız gözetim firmalarının nezaretinde Kurumun belirleyeceği usul ve esaslara göre yapılır. Ulusal marker ekleme işlemlerinde meydana gelecek usulsüzlüklerden lisans sahibi ile bağımsız gözetim firmaları müştereken sorumludur.Ulusal marker eklemekle yükümlü lisans sahipleri, her yıl kasım ayı içinde takip eden yıla ait pazarlama projeksiyonlarını Kuruma bildirir ve bu projeksiyona göre Kurumca temin edilecek ulusal marker, Kurumca belirlenecek usul ve esaslara göre akaryakıta eklenmek üzere ilgili lisans sahiplerine teslim edilir.Kurum, ulusal marker ve idarî ve teknolojik yöntemler ile bir denetim sistemini kurar. Valilikler, görevli elemanların başvurusu halinde denetim amaçlı alınacak numunelerin kullanıcı ve bayilerden alınmasını ve emniyetini sağlamakla yükümlüdür. Numunelerde yapılacak testlerde ulusal markerin gerektiği şart ve seviyede bulunmadığı laboratuvar analizi ile tespit edildiğinde, 19 uncu madde hükümleri uygulanır." Anılan maddenin dördüncü fıkrasının 6455 sayılı Kanun'un maddesiyle değiştirilmeden önceki hâli şöyledir: "Numunelerde yapılacak testlerde ulusal markerin gerektiği şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuar analizi ile teknik düzenlenmelere uymadığı tespit edildiğinde, 19 uncu madde hükümleri uygulanır." 5015 sayılı Kanun'un "İdari para cezaları" kenar başlıklı maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanuna göre idari para cezalarının veya idari yaptırımların uygulanması, bu Kanunun diğer hükümlerinin uygulanmasına engel oluşturmaz. Bu Kanuna göre verilen ceza ve tedbirler diğer kanunlar gereği yapılacak işlemleri engellemez.Bu Kanuna göre;a) Aşağıdaki hallerde, sorumlulara bir milyon Türk Lirası idari para cezası verilir:...3) 18 inci maddenin ihlali.... " B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. Necat Kaya, B. No: 2017/31072, 20/10/2020, §§ 30-