Başvuru, mahkûmiyet kararının bir sonucu olarak hekimlik mesleğindeki hak ve yetkilerini kullanmasının ömür boyu yasaklanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkûmiyet kararının bir sonucu olarak hekimlik mesleğindeki hak ve yetkilerini kullanmasının ömür boyu yasaklanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 4/10/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, özel sektör bünyesinde göz hekimi olarak çalışırken finansal kiralama sözleşmesi ile edindiği tıbbi cihazların bedelini bankaya ödemediğinden bahisle hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde (Ceza Mahkemesi) açılan dava sonucunda başvurucunun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Ayrıca Ceza Mahkemesi, başvurucu hakkındaki hapis cezasının 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi gereğince ertelenmesine ve aynı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermiştir. Anılan karar 16/9/2013 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Fatih Kaymakamlığı İlçe Sağlık Müdürlüğü (Sağlık Müdürlüğü) 31/5/2016 tarihli kararı ile başvurucunun hapis cezasına mahkûm olması nedeniyle çalışma belgesinin iptaline karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucu, İstanbul İdare Mahkemesinde (Mahkeme) Sağlık Müdürlüğü aleyhine dava açarak anılan idari işlemin iptalini talep etmiştir. Mahkeme, 25/4/2017 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu hakkındaki ceza hükmünde 5237 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği belirtilerek Sağlık Müdürlüğünün çalışma belgesinin iptaline ilişkin işleminin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Sağlık Müdürlüğü bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi (Daire) tarafından yapılan inceleme sonucunda 4/10/2017 tarihinde istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dairenin gerekçesinde, başvurucunun çalışma belgesinin iptali işleminin 5237 sayılı Kanun'un maddesine değil 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un maddesine dayandığı gösterilmiştir. Bu maddede sayılan suçlar arasında yer alan güveni kötüye kullanma suçundan bir gün dahi hapis cezası verilmiş olmasının hekimlik mesleğinin icrasına engel olacağı belirtilmiş, bu sebeple mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucu, Daire kararını temyiz etmiş; Danıştay Onbeşinci Dairesinin 20/6/2018 tarihli kararı uyarınca oyçokluğu ile Daire kararının onanmasına karar verilmiş olup karar kesinleşmiştir. Karşıoy gerekçesine göre 1219 sayılı Kanun'un maddesinde “Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile" şeklindeki düzenlemeyle cezanın infazıyla birlikte güvenlik tedbirlerinin de sona ereceğine ilişkin kuralın aksine belirli meslek ve görevlerin icra edilmesinin süresiz olarak engellendiği ifade edilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un maddesindeki düzenlemeyle güvenlik tedbirlerinin süresinin mahkûmiyet süresiyle sınırlı tutulduğu ve infazın tamamlanmasıyla birlikte güvenlik tedbirlerinin sona ereceğinin kabul edildiği vurgulanmıştır. Gerekçede bu uygulamanın ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek çalışma belgesinin iptali işleminin hukuka aykırı olduğuna işaret edilmiştir. Nihai karar 20/9/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP kayıtlarının incelenmesinden başvurucunun 23/1/2021 tarihinde vefat ettiği belirlenmiştir. Bu durumda vekil tarafından yapılan başvuruda, vekâlet veren başvurucunun vefat etmesi nedeniyle vekâlet ilişkisi kendiliğinden sona ermiştir. A. Ulusal Hukuk 1219 sayılı Kanun'un maddesinin ilk fıkrası şöyledir: "Hekimlik mesleğinin icrası için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmamak gerekir...." 5237 sayılı Kanun'un ''Hapis cezasının ertelenmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "...(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.(4) Denetim süresi içinde;a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,Mahkemece karar verilebilir.(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.(7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir.(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır." 5237 sayılı Kanun'un ''Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;...e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,Yoksun bırakılır.(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz...." 25/5/2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun ''Adli sicil bilgilerinin silinmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "(1) Adlî sicildeki bilgiler;a) Cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması,b) Ceza mahkûmiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık,c) Ceza zamanaşımının dolması,d) Genel af,Halinde Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınır.(2) Adlî sicil bilgileri, ilgilinin ölümü üzerine tamamen silinir.(3) Türk vatandaşları hakkında yabancı mahkemelerce verilmiş olup 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre adlî sicile kaydedilen hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûmiyet hükümleri, kesinleştiği tarihten itibaren mahkûmiyet kararında belirtilen sürenin geçmesiyle, Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adlî sicil kayıtlarından çıkartılarak arşiv kaydına alınır. Adlî para cezasına mahkûmiyet hükümleri ile cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler, adlî sicil kaydına alınmadan doğrudan arşive kaydedilir." Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Düşme kararı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:a) Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi.b) Başvurucunun davasını takipsiz bıraktığının anlaşılması.c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması.ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."B. Uluslararası Hukuk bkz. Özlem Kenan, B. No: 2018/25808, 7/4/2021, §§ 23-