10. Hukuk Dairesi 2025/12497 E. , 2026/907 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/629 E., 2024/655 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi SAYISI: 2017/585 E., 2022/556 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı tüm taraf vekillerince yapılan istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mah…
10. Hukuk Dairesi 2025/12497 E. , 2026/907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/629 E., 2024/655 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İş Mahkemesi SAYISI: 2017/585 E., 2022/556 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı tüm taraf vekillerince yapılan istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin, davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddi ve davalılar ... ... Sigorta Şirketi vekili ile ... ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekili, davalılar ... ile ... ... Sigorta Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmekle ve temyiz başvurusunun süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine dair 20.12.2024 tarihli ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle ve temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 18.01.2017 günü, saat 16.25 sularında davalı asıl işveren müessesenin (... Belediyesi), alt işvereni olan ... ... Yönetimi ve ... Ltd. Şti. firmasına hizmet akdiyle bağlı temizlik işçisi olarak çalışan ...’ün görevli olduğu ve de şoför ...’ın yönetimindeki 34... plakalı aracın çöp konteynırını almak için geriye doğru hareket etmesiyle, buradaki sağ basamaktan inmesi sonucu, araç altında kalarak kazalanması, akabinde de vefat etmesi biçiminde meydana geldiğini, beyanla davacılardan maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğunu ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ün 19.01.2017 tarihinde davalı şirkete ait 34... plakalı arasın ön ve arka tekerinin altında kalması sonucu vefat ettiğini, müteveffanın davalı şirketin personeli olmadığını, aracın sahibi davalı şirket olduğunu fakat işleteni olmadığını, aracın kiraya verildiğini, davalı şirketin her hangi bir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davalı şirket yönünden davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ün 19.01.2017 tarihinde davalı şirkete ait 34... plakalı aracın ön ve arka tekerinin altında kalması sonucu vefat ettiğini, müteveffanın belediye çalışanı personeli olmadığını, beyanla davalı ... yönünden davanın esas ve husumet yokluğundan reddini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; 34... plakalı araç müvekkili şirket tarafından 10.04.2016 - 2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, davalı şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf sebepleri olarak; uğradığı manevi ıstırabın telafisi ve anlatımı mümkün değildir. Hâl böyleyken saptanacak olan manevi tazminat tutarı da bu koşullar göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. Talep edilen manevi tazminat fahiş değil, aksine, bu şartlarda istenebilecek en düşük seviyede olduğunu, davanın kısmen kabulü ve davacıların bir kısmı için maddi tazminata hükmedilmesi, diğerleri için kabul edilmemesi yerinde olmayıp ıslah dilekçemizdeki taleplerimizden eksik kabul edilen kararın kaldırılmasını ve davamızın ıslah dilekçemiz doğrultusunda kabulünü talep ettiklerini, dava dilekçemizde talep ettiğimiz cenaze giderleri ve fazla ilişkin taleplerimizin reddi dosya kapsamında yerinde olmayıp mahkeme kararının bu yönü ile de kaldırılmasını talep ettiklerini belirtmişir. Davalı ... istinaf sebepleri olarak; Mahkeme kararının hatalı olduğunu olay yerinde tutulan tespit tutanağının gözetilmediğini, alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu çelişkilerin giderilmeden karar verildiğini, alınan kusur oranlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, hükmedilen tazminat miktarının çok yüksek olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf sebepleri olarak; davada görevli yargının idari yargı olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, davada idarenin taraf olarak sıfatı bulunmadığını, dava konusu kazayı yapan çöp kamyonunun şoförlüğünü yapan ...'ın .... .... San. ve .... Ltd. Şti. çalışanı olduğunu, bu nedenlerle davada taraf olarak sıfatlarının bulunmadığını, davanın konusu alacak isteminin dayanağı kazanın oluşumunda idareye herhangi bir kusur izafe edilemeyeceğini, dava konusu eylem itibariyle olay yerinde tutulması nedeniyle kaza tespit tutanağının en önemli maddi delil olmasına rağmen bilirkişi raporunda ve kararda adeta yok sayılarak hüküm tesis edildiğini, kök raporda Belediyenin kusursuz bulunduğunu, daha sonra alınan ek bilirkişi raporunda davalı belediyenin %20 kusurlu bulunmuşsa da dava konusu olayda idareye atfedilecek hiçbir kusur bulunmadığını, %20 kusur oranının neye göre belirlediğinin belli olmadığını, bilirkişi raporları arasında mevcut olan farktan kaynaklı çelişkinin dosyada mevcut bulunan hiçbir bilirkişi raporuyla giderilemediğini, raporda davalı sürücü ...'ın dikkatsiz ve tedbirsiz davrandığı belirtilerek % 10 oranında kusurlu bulunduğunu, ... ise, araçtan hatalı inmesi ve yanlış yerde durmasına rağmen %30 oranında kusurlu bulunması çelişkili ve hukuka aykırı olduğunu, olay videosunda ve kaza raporunda görüleceği üzere aracın geri manevrası söz konusu olmadığını, kazanın müteveffanın hatalı inmesi sonucu meydana geldiğini, kararda hükmolunan maddi zararlar sigorta poliçesi kapsamında olduğundan söz konusu meblağın sigorta şirketince tazminine hükmolunmamasının bozma sebebi olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarları fahiş olup hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sanayi ve ... A.Ş. vekili istinaf sebepleri olarak; davacı vekili iş bu davada davalı şirketi 34... plakalı aracın maliki olması ve bu nedenle işleten sıfatına haiz olması nedeni ile sorumlu tuttuğunu, oysa kazaya karışan aracın maliki her ne kadar davalı şirket ise de söz konusu aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ... Ortaklığına (... Şirketine) kiralamıştır. Bu yerleşik içtihatlar gereğince 34... plakalı aracın işleten sıfatı artık kiralayan ... Ortaklığına (... Şirketine) geçtiğini, dosya kapsamında yer alan 06.01.20 20... .03.2021 tarihli bilirkişi raporlarında da bu husus değerlendirilerek dava konusu kaza nedeniyle davalıya bir sorumluluk yüklenilemeyeceği yönünde tespit yapıldığını, davalı firma kazaya karışan araç açısından tüm tedbirleri almış ve... (...) ... Ortaklığına kiralamıştır. Bu nedenle karara esas alınan hesap raporu ve 02.06.2021 tarihli kusur oranını belirleyen bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu oluşturulan raporda; davalı şirketin kusuru hususunda yanlış tespitler yapılmış ise de daha önceden tespit edildiği üzere müvekkil şirketin söz konusu kaza açısından kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, kaza tarihinde ... 47 yaşındadır. 47 yaş orta yaş statüsünde geçtiğini, bu nedenle kişinin yeniden evlenme ihtimali yüksek olduğunu ancak raporda yeniden evlenme ihtimali %1 olarak belirlenmiş olup bu husus oldukça düşük olduğunu, bu nedenle yapılan indirim oranı az olup yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, kaza tarihi ile hesap tarihi arasında yapılan hesaplamada iskonto yapılması gerekirken bunun yapılmaması hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan raporda Bilirkişi bu döneme ilişkin yalnızca %10'luk iskonto yapılması hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle yapılan hesaplama bu yönüyle hatalıdır. Tüm zarar peşin olarak ödeneceği için bu kalemlerde en az %30 oranında indirim yapılarak hesaplama yapılması gerektiğini, aktif devre ve faiz oranları hatalı olup tarafımızca kabulü mümkün olmadığını, raporun hesap bölümü gerekli izahattan uzak olup hukuki denetime elverişli olmadığını, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmişse de huzurdaki davaya konu kaza açısından davacı için manevi tazminat şartları oluşmadığını, kabul manasına gelmemek kaydıyla manevi tazminat koşullarının oluştuğu düşünüldüğünde dahi; hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, davacının talepleri zamanaşımına uğradığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Sigorta Şirketi vekili istinaf sebepleri olarak; davalı şirketin 34... plakalı aracın trafik sigortacısı olup 330.000 TL teminat limiti sağladığını, Mahkemece teminat limiti gözetilmeden davalı şirket aleyhine toplam 649.425,61 TL tazminata hükmedildiğini, bu açıdan kararın hatalı olduğunu, aynı olay nedeniyle SGK tarafından ... için yapılan ödemelerin rücusu talebiyle İstanbul 21. İş Mahkemesi'nin 2019/398 E. sayılı dosyası üzerinden de dava açılmıştır. Bu halde teminat limitinin doğru dağıtılması için her iki dosyanın birleştirilerek görülmesi, aksi halde iki dosyanın da nazara alınarak teminat limitinin değerlendirilmesi gerektiğini, harç, vekalet ücreti ve masraflar da sorumluluk miktarımız nazara alınmadan hesaplandığını, manevi tazminat yönünden vekalet ücretinin hangi davalıdan alınacağı kararda belirtilmediğini, bu kararın icrasında tereddüt uyandırabileceğini, davalı şirket sürücü ...'ın kusuru oranında sorumlu olup diğer davalıların işveren sıfatıyla doğacak sorumluluğu müvekkile yansıtılamayacağını, İstanbul 21. İş Mahkemesi'nin 2019/398 E. sayılı dosyasında alınan rapor ile sigortalı araç sürücüsü ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, yol ve yemek ücreti iş göremezlik zararına esas alınamayacağını, davacının emsallerinin hali hazırda ücretinin sorulmasını talep ettiklerini, müteveffanın babasının hayatta olup olmadığının, davacı eşin yeniden evlenip evlenmediğinin UYAP üzerinden alınacak güncel nüfus kayıt örneğiyle tespitini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davalı ...... A.Ş. vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 34... plakalı aracın maliki olması ve bu nedenle işleten sıfatına haiz olması nedeni ile sorumlu tutulduğu, dosya kapsamına sunulan sözleşmeye göre söz konusu aracın uzun süreli kiralama sözleşmesi ile ... Ortaklığına (... Şirketine) kiralandığı buna göre aracın işleten sıfatının kiralayan ... Ortaklığına (... Şirketine) geçtiğini anlaşılmakla davalı ... ... Şirketinin dava konusu tazminatlar yönünden husumet sıfatının bulunmadığı bu davalı yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği bu yöndeki davalı ... ... Şirketi vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu görülmüştür. Kabule göre davalı ... ... Sigorta Şirketinin sorumluluğunun poliçe kapsamı ile sınırlı olduğu hususunun hüküm kısmında belirtilmesi gerektiği aksi yöndeki Mahkeme kararının bu yönden hatalı olduğu görülmüştür." gerekçesiyle davacılar vekilinin, davalılar ... ile ... vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddi ve davalılar ... ... Sigorta Şirketi vekili ile ... ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ... ile ... ... Sigorta Şirketi vekilleri tarafından temyiz edilmekle ve temyiz başvurusunun süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine dair 20.12.2024 tarihli ek karara davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... Sigorta Şirketi vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A)Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00'er TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı eş 60.000,00 TL, davacı çocuklar için 40.000,00 TL, davacı anne için 20.000,00 TL, davacı kardeşler için 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı ... ... Sigorta Şirketi vekilinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının temyiz eden davalı ... şirketinin poliçe teminat limiti dahilinde kalan sorumluluk miktarına göre Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. C) Davacılar vekili ile davalılar ... ile ... vekillerinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1-Davalı ... vekilinin temyiz isteminin süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle reddine dair 20.12.2024 tarihli ek karara ilişkin yapılan incelemede; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince ek karar gerekçesinde karar ilamının 11.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilince süresinde sonra 05.12.2024 tarihinde temyiz dilekçesi ibraz edildiği belirtilmiş ise de karar ilamının tebliğine ilişkin tebliğ evrakında yer alan 11.07.2024 tarihi tebellüğ tarihi olmayıp tebliğ evrakının ilgili posta biriminden çıkış tarihine ilişkin olduğundan usulsüz tebligata dayanan ek kararın yerinde olmadığı anlaşılmakla, temyiz isteminin süreden reddine ilişkin 20.12.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına, 2- Esasa ilişkin yapılan temyiz incelemesinde; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar ... ile ... Belediye Başkanlığının tüm, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından; davacılar vekilince dava dilekçesinde davacılar yararına 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri talebinde bulunulduğu, Mahkemece talebin kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.45/1 kapsamında ele alınması gereken defin masrafları, ölümle doğrudan doğruya ilgili olan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun bulunan giderlerdir. Cenaze ve defin (gömme) giderlerinin gelenekler çerçevesinde yapılacak bir değerlendirme ile takdiren hesaplanıp ödenmesi gerekmektedir. Cenaze giderleri için mutlaka belge sunulması gerekli değildir. Belge sunulmasa bile, geleneklere ve dinsel kurallara göre yapılan masrafların ilgili il müftülüklerinden sorulmak suretiyle hakimce takdiren belirlenip hüküm altına alınması gerekir. Somut olayda, davacılar vekilinin cenaze ve defin giderine ilişkin talebinin delil sunulmadığı gerekçesiyle reddi de hatalıdır Mahkemece yapılacak iş; cenaze ve defin gideri talebi yönünden yöntemince araştırma yapmak ve Kurumdan davacılara cenaze gideri adı altında yapılan ödemenin bulunup bulunmadığını sorularak var ise dosyaya getirtilmek suretiyle kurumca ödenen miktarın rücuya tabi kısmının mahsubu sonucu uygun bir miktara hükmetmekten ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözeten bir karar vermekten ibarettir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı ... ... Sigorta Şirketi vekilinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalılar ... ile ... vekillerinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Mahkemenin 20.12.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasına, yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacılar vekilinin davacılar yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.