1. Hukuk Dairesi 2009/8825 E. , 2009/13757 K. MAHKEMESİ : FATİH 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 29/05/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 2082 ada 18 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin boş olduğunu, bu nedenle taşınmazın idaresi için İstanbul Defterdarının kayyım olarak atandığını, Türk Medeni Kanununun 588.maddesinde öngörülen 10 yıllık kayyımla idare süresinin dolduğunu ileri sürerek, hazine adına tescil ve tapudaki şerhlerin kaldırılması isteğinde bulu…
**1. Hukuk Dairesi 2009/8825 E. , 2009/13757 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : FATİH 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 29/05/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 2082 ada 18 parsel sayılı taşınmazın malik hanesinin boş olduğunu, bu nedenle taşınmazın idaresi için İstanbul Defterdarının kayyım olarak atandığını, Türk Medeni Kanununun 588.maddesinde öngörülen 10 yıllık kayyımla idare süresinin dolduğunu ileri sürerek, hazine adına tescil ve tapudaki şerhlerin kaldırılması isteğinde bulunmuştur. Davalı, davanın ispatlanmasını istemiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın aslının vakıf malı olduğu, 2762 sayılı Vakıflar Yasası uyarınca, mutasarrıfının mirasçısız ölümü yada gaipliği halinde mahlulen vakfına döneceği, bu nedenle tescil davasının vakıflar idaresince açılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli yerin 1943 yılında, kadastro sırasında malik hanesinin hükmen doldurulması bakımından açık bırakılmak suretiyle Kadastro Yasasının 5 ve 10. maddeleri hükmü uyarınca tespitinin yapıldığı ve halende mülkiyet durumunun belirlenmediği anlaşılmaktadır. Hazine, anılan bu yerin adına tescili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, çekişmeli yerin geometrik durumu belirlenerek hukuki durumunun re'sen tespit edilmesi bakımından malik hanesi açık bırakılarak tutanağı tanzim edildiğine göre, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 30.maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesince gerçek hak sahibinin re'sen tespiti ve onun adına tescil edilmesi gerekeceği tartışmasızdır. Eldeki dava taşınmazın aynına ve mülkiyetine yönelik olması sebebiyle düzenlenen tutanaktan ayrı düşünmek olanaksızdır. Bu türlü tutanağında malik hanesi açık bırakılan yerlerle ilgili çekişmenin giderilmesinde 3402 Sayılı Yasanın 25 ve 26.maddeleri gereğince münhasıran kadastro mahkemesi bulunmayan yerlerde de bu yetki kendisine verilen Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Esasen dava dilekçesinde Kadastro Mahkemesine hitaben verildiği, ne varki, dava genel mahkeme sıfatıyla yürütülerek neticeye gidilmiştir. Öyleyse, davaya kadastro mahkemesi sıfatıyla bakma yetkisi verilen Fatih 1.Asliye Hukuk Mahkemesince bakılarak, yargılamasının yapılması için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, genel mahkeme sıfatıyla işin esası bakımından karar verilmiş olması doğru değildir. Davacının, bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.