10. Hukuk Dairesi 2012/8932 E. , 2012/15412 K. "" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :63-451 İşkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemini içeren davanın yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyiz incelenmesi davacı ve davalılardan ... İnş. ve ... San. Tic. Ltd. Şti., ... ve ... avukatlarınca istenilmesi ve davalılardan ... İnş. ve ... San. …
**10. Hukuk Dairesi 2012/8932 E. , 2012/15412 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :63-451 İşkazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazmini istemini içeren davanın yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde temyiz incelenmesi davacı ve davalılardan ... İnş. ve ... San. Tic. Ltd. Şti., ... ve ... avukatlarınca istenilmesi ve davalılardan ... İnş. ve ... San. Tic. Ltd. Şti. ve ... avukatınca da duruşmalı talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.03.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşma temyiz eden davalı ve diğer davalılar adlarına kimse gelmedi. Karşı taraf adına Av. ... geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. 1-Temyiz masrafları ve bakiye ilam harcının yatırılmasına ilişkin muhtıranın davalı ... vekiline 04.08.2009 tarihinde tebliğ edildiği, Mahkemece; masrafların yatırılmamasından bahisle 11.09.2009 tarihinde temyiz edilmemiş sayılmasına dair karar verilmiş ise de, muhtıranın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434/son Maddesindeki prosedüre uyulmadan verildiği anlaşıldığından, temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin ek kararın BOZULMASINA, 2-5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesinde iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık bakımından işverenin ve üçüncü kişinin sorumluluğu konusunda yeni düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir. Anılan madde uyarınca davalının Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlı ise de, kusur raporu ve oranları ile bağlı değildir. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.