10. Hukuk Dairesi 2012/10441 E. , 2012/11465 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :196-73 Dava, yersiz ödenen primlerin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı y…
**10. Hukuk Dairesi 2012/10441 E. , 2012/11465 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :196-73 Dava, yersiz ödenen primlerin istirdatı istemine ilişkindir. Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı yasanın 84. maddesidir. Anılan maddede; yanlış ve yersiz alınan primlerin alındıkları tarihten itibaren 10 yıl içinde istenmesi halinde işveren ve sigortalıya hisseleri oranında geri verileceği düzenlenmiş olup, yersiz ödenen primlerin istirdatı istemine ilişkin davanın sigortalı veya işveren tarafından açılabileceği açıktır 506 sayılı Kanunun “işveren ve işveren vekilinin tarifi” başlığını taşıyan 4. maddesinde ise, bu Kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğu belirtilmiştir. Dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir ve bu karar davanın dinlenemeyeceğine ilişkin değil esasına yönelik bir karar niteliğindedir. Davacı veya davalıdan birinin taraf sıfatına sahip olmaması durumunda verilecek olan red kararı, o davadaki taraflar arasında maddi anlamda kesin hüküm oluştursa da, dava konusu hak ve taraf sıfatına sahip olan kişiler bakımından kesin hükümden söz edilemeyecektir. Dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olan taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. Yapılan açıklamalar çerçevesinde inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle, davacının işveren sıfatına sahip olup olmadığı, yani, aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığının irdelenmesi önem arzetmektedir.Jandarma Lojistik Destek Kıtaları Komutanlığı'na ait işyerinde çalışan bir kısım sigortalıların 2001-2003 yılları arasında gerçekte kullanılmadığı halde, yıllık izne çıktıkları gösterilmek suretiyle, bu dönemlere ilişkin mükerer bordro düzenlenerek, mükerrer sigorta prim kesintisi yapılması nedeniyle, Kuruma yersiz ödenen 15.190 TL'nin tahsili istemiyle açılan davada, işyerinin Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı bir işyeri ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın da İçişleri Bakanlığı'na bağlı olması nedeniyle, işveren sıfatının İçişleri Bakanlığı olduğunun anlaşılması karşısında, aktif husumet ehliyeti bulunmayan ... adına açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguya göre, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ..., Üyeler; ..., ... ve ...'ın oylarıyla ve oyçokluğuyla 14.06.2012 gününde karar verildi. KARŞI OY Yüksek Dairenin çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerle katılmıyorum: Yersiz prim ödemesine konu dava dışı sigortalıların çalıştığı işyeri, Jandarma Lojistik Destek Kıtaları Komutanlığı'na aittir. Sayın çoğunluk tarafından söz konusu komutanlığın, İçişleri Bakanlığına bağlı olduğu, davanın da ... tarafından açılmayıp, İçişleri Bakanlığı'nca açılması gerektiği sebebiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği belirtilerek Mahkemenin kararı bozulmuştur. Kural olarak bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi, o hakkın sahibine aittir. Somut olayda nizalı ödemeler, ... tarafından yapılmıştır. Yersiz olduğu sebebiyle geri iadesi halinde de geri ödemelerin yine Maliye Hazine'sine yapılacağı açıktır. Bu sebeple davacı ... Hazine'sinin bu davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunmaktadır. Diğer taraftan davacı olarak ilgili “İçişleri Bakanlığı” yerine “...” nin gösterilmesi halinde, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddedilmeyip esasa girilmesi gerekir. Zira “Hazine” terimi geniş anlamda, Devlet tüzel kişiliğine dahil bütün bakanlıkları ve genel bütçe içindeki diğer daireleri de kapsamaktadır. Bu nedenle genel bütçeye giren dairelere ait hukuk ve ceva davalarının Maliye Bakanlığına bağlı hazine avukatları tarafından açılması gereklidir. Ancak istisnai olarak, Hazine'yi ilgilendirmeyen, idari işlemlerle ilgili davaların ilgili bakanlıklarca açılması mümkündür. Bu sebeplerle, davacı “...” tarafından, davalı SGK Başkanlığı aleyhine açılan yersiz ödenen primlerin iadesi davasında; davacının aktif dava yetkisinin bulunduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum