14. Hukuk Dairesi 2018/226 E. , 2021/2328 K. "" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.03.2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.01.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incele…
**14. Hukuk Dairesi 2018/226 E. , 2021/2328 K.** **"İçtihat Metni"** 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.03.2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.01.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalıdan 28 ada 74 parselde kain gayrımenkuldeki 6/24 hissesini Durağan Noterliğinin 19/11/2007 tarih ve 1179 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, fiilen teslim aldığını belirterek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Davalı ..., tapunun verasete iştirakli mülkiyet halinde olduğu, arazinin tarım arazisi olduğundan paylı bir devrin ve satışın yapılamayacağı ve ifa olanağının olmadığını, bedelin ödenmediğini, zaman aşımı itirazının bulunduğunu, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noterde yapılmış olup kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığı için geçersiz olduğunu, yapılan sözleşme tarihinde 74 yaşında olduğunu ve sözleşmenin içeriğini anlama kavrama yeteneğine sahip olmadığını, içeriğini okuyamadığı sözleşme konusunda yeterince bilgi sahibi olmadığını, davacı ile aralarında yapılan 1432 nolu taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde satın almayı vaad eden Emine'nin adı bulunurken sadece okudum yazmakla yetindiğini, imza bakımından tarafının imzasının bulunmayışı yapılan işlemin aceleye getirilmiş olduğunun kanıtı olduğunu, Türk Borçlar Kanununa göre kanunun yazılı şekilde yapılmasını öngördüğü sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunmasının şart olduğunu, bu nedenle sözleşme yoklukla malul olduğunu bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, "...borç altına giren satım vaadi borçlusunun sözleşmede imzasının bulunmadığı, imzanın geçerlilik şartı olduğu ve kanunen emredici hüküm niteliğinde olduğu, bu nedenle taraflar arasındaki mevcut sözleşmenin geçerli bir sözleşme olmadığı ve batıl olduğu, batıl bir sözleşmeye dayanılarak tarafların birbirlerini edimlerini yerine getirmeye zorlayamayacağı.." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davaya dayanak 19.11.2007 tarihli satış vaadi sözleşmesinde satış vaadi borçlusu davalı ... el yazısı ile isminin altını imzalamıştır. Sözleşmedeki imza noter huzurda atılmış olup geçerlidir. Mahkemenin imzanın bulunmadığına dair gerekçesi doğru görülmemiştir.