10. Hukuk Dairesi 2023/2234 E. , 2024/6773 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/413 E., 2022/717 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/191 E., 2020/523 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası ile bakıcı gideri talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. …
**10. Hukuk Dairesi 2023/2234 E. , 2024/6773 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/413 E., 2022/717 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/191 E., 2020/523 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası ile bakıcı gideri talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kalıpçı ustası olarak davalılardan Betim İnşaat firmasında 22.07.2015 tarihinde, Adana Entegre Sağlık Kampüsü inşaatında asıl işveren ... Holdingde formen olarak işe başladığını, inşaat sahasında iken 27.08.2015 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve ağır şekilde yaralandığını ileri sürerek, 155.032,66 TL maddi tazminat ve 35.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin geçirdiği iş kazası nedeniyle Ankara 9. İş Mahkemesinin 2016/191 E. sayılı dosyası ile aynı davalılara karşı maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığını, müvekkilinin itirazı ile %41 olan maluliyet oranının %65 olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, 10.000,00 TL bakıcı giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkilinin Adana Entegre Sağlık Kampüsü inşaatı ile ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Müh İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davacının talep ettiği tazminat miktarının zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, iddia edilen ücretin gerçeği yansıtmadığını, kazanın ise davacının kendi kusuru ile meydana geldiğini, davacının geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde üzerine düşen tüm sorumluğu yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, iş kazasının oluşumunda davalı ... Müh. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti'nin %50, davalı ...Ş.'nin %15, kazazede davacı ... 'ın %35 oranında kusurlu olduğu, davacının dava konusu kaza nedeniyle %35,2 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği kabulünden hareketle asıl dava yönünden; maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 126.195,05 TL maddi tazminat alacağının kaza tarihi olan 27.08.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 28.000,00 TL manevi tazminat alacağının kaza tarihi olan 27.08.2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine , birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; diğer davalı ile müvekkili şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, davanın öncelikle müvekkili şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacıya diğer davalı şirket tarafından işe başlamadan önce iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilmiş olup müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, alınan kusur raporlarının çelişkili olduğunu, hesaplamalara esas alınan ücret miktarının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, maluliyet oranının itirazları nedeniyle kesinleşmediğini, maluliyet oranı kesinleştirilmeksizin hesaplama yapılamayacağını savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Müh İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin meydana gelen kazada hiçbir kusur, sorumluluk ve ihmali bulunmadığını, maddi tazminat tutarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, zamanaşımı def'i değerlendirilmeden hesaplama yapıldığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Her ne kadar davalı ...Ş. tarafından husumet yönünden itiraz edilmiş ise de, yapılan işin niteliği ve deliller dikkate alındığında davalı ... AŞ.'nin asıl işveren, diğer davalının ise alt işveren şirket olduğu saptanmış olup, asıl işverenin alt işveren şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması isabetlidir. Zaman aşımına uğrayan alacak bulunmadığı, iki ayrı uzman bilirkişi heyetinin düzenlediği (makine müh, inşaat müh, elektrik müh) raporlarda davalı ... Müh İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. 'nin %50, davalı ... AŞ'nin %15, davacının %35 kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından davacının malüliyetinin %35,2 olarak belirlendiği, hüküm altına alınan 28.000,00 TL manevi tazminat miktarının somut olaya uygun olduğu, olayın meydana geliş şekli, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında yapılan hesaplamalarda hata bulunmadığı, hükmedilen başlangıç tarihlerinde talebe veya yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış,..." gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri sunmuş olduğu temyiz dilekçeleri ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21'inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme Yargılamaya konu ihtilafın sağlıklı biçimde çözülmesi için asıl işveren-alt işveren kavramlarıyla, somut uyuşmazlık için önem arzettiğinden, holding ve şirket topluluklarının işveren niteliği konularının açıklanmasında fayda vardır. 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun'un 2/7 nci maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde, 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kurtulmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu. Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2. maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler. Öte yandan asıl işveren ile alt işveren arasında yapılan sözleşme ile iş kazası veya meslek hastalığına bağlı maddi ve manevi tazminat sorumluluğunun alt işverene ait olduğunun kararlaştırılması; bu sözleşmenin tarafı olmayan işçi veya mirasçıları bağlamaz. Birlikte istihdam grup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimidir ve bu çalışma biçiminde işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler işgörme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ve işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır. Ancak bu ilişki başlangıçta bu şekilde kurulmuştur. İş sözleşmesine katılmada ise, başlangıçta tek bir işverenle kurulan iş ilişkisine zamanla diğer bir iş veren katılmakta ve işçi iş görme edimini bu katılan şirkete karşı da yerine getirmektedir. İşçinin ilk işvereni ile bağlantısı kopmamakta, iş sözleşmesinin devri değil, işveren tarafında bir çoğalma söz konusu olmaktadır. Bu durumda da tek bir iş ilişkisi vardır.(M.Alp.İş Sözleşmesinin Devrinde Bazı Sorunlar.DEÜ.Hukuk Fakultesi Dergisi.Cilt 9.Özel Sayı, 2007.s:197). Holding ve şirket guruplarının bünyesinde her biri bağımsız tüzel kişiliğe ve hukuki varlığa sahip şirketler yer alır, her ne kadar bir holding orada çalışanların aidiyet duygusu bakımından ve personel organizasyonunda, insan kaynaklarında vb.konularda ortaya çıkan ilkeler ve uygulamalar açısından bir bütünlük arz etse de, bu holdinge veya şirket gruplarına (topluluklarına) bağlı her şirket hukuki yapıları bakımından ayrı ayrı birer işveren niteliğini taşır. Dolayısıyla holdinge bağlı şirketlerde çalışan işçilerin işvereni hukuken holding veya şirket topluluğu değil iş akdinin tarafı olan şirkettir. Buna göre, aynı guruba ya da holdinge bağlı farklı tüzel kişiliği haiz şirketlerin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumlulukları, bünyesinde bulundukları holding ya da gruptan bağımsızdır. Yani holding yada guruptaki diğer şirketler, kazalı işçinin işvereni olan şirketin iş kazaları veya meslek hastalıklarından kaynaklanan hukuki sorumluluklarından ötürü kural olarak sorumlu tutulamazlar. Ancak şirketler arasında organik bağın bulunduğu durumlarda birlikte istihdamın mevcudiyeti veya işçinin işveren şirketten alacağının tahsilini olanaksız hale getiren muvazaalı işlemlerin varlığı durumunda işveren şirketle birlikte diğer şirketler de sorumlu tutulabilir.(Süzek, Sarper. İş Hukuku. Yenilenmiş 12. Bası. İstanbul. s:158) Öte yandan, husumet Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü'nde "hasım olmak" şeklinde, sıfat sözcüğü ise "bir kimsenin görev, ödev, toplumsal veya hukuki bakımdan yeri ve özelliği" şeklinde tanımlanmıştır. (Türk Dil Kurumu-Türkçe Sözlük- 11. Bası-Ankara 2011) "Sıfat, dava konusu subjektif hak(dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleri ile ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ile davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açısından) o davanın taraflardır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat (husumet) yokluğundan reddedilir." (Prof. Dr. Baki Kuru-Hukuk Muhakemeleri Usulü-Altıncı Baskı-Cilt 1- İstanbul 2011-Sayfa 1157) Davada sıfat dava şartlarından değildir, çünkü davada sıfat bir usul hukuku konusu değil, doğrudan doğruya maddi hukuk konusudur. Sıfat bir dava şartı olmamasına rağmen, davanın her aşamasında ileri sürülebilir veya mahkemece kendiliğinden (resen) göz önüne alınır. (Prof. Dr. Ejder ..., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi-Genişletilmiş 2. Baskı-Ankara 2013-Sayfa 557-558) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.11.1998 tarih ve 6/757 Esas 793 karar sayılı kararı da aynı yöndedir. Buna göre, "Bir kişinin belli bir davada davalı sıfatına haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir defi de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. " Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile kurum denetmen raporuna göre; kazanın meydana geldiği Adana Entegre Sağlık Kampüsü yapımına ilişkin inşaat işinin asıl müteahhit olarak dava dışı RMİ ... Medikal Taahhüt İnşaat A.Ş. tarafından üstlenildiği, iş yeri tescil dosyasının da iş bu dava dışı RMİ ... firması adına tescil olunduğu daha sonra bu inşaatın kalıp işlerinin ise 15 nolu aracı kodu ile davalı ... ... Ltd. Şti. tarafından üstlenildiği, diğer bir deyişle davalı ... ... Ltd. Şti.'nin RMİ ... ... A.Ş.'nin üstlenilen inşaat işinin bir bölümünde işçi çalıştırdığı, kaza geçiren sigortalının da davalı ... ... Ltd. Şti.'nin işçisi olduğu, kazalı davacının kalıp ustası olarak çalışmakta iken 27.08.2015 tarihinde üzeri sunta ile örtülü boşluğun üzerine basması ve suntanın kayması sonucu 4-4,5 metre yükseklikten düşmesi neticesinde yaralandığı tespit edilmekle birlikte davalı ...Ş.'nin husumet itirazlarının değerlendirmesi yönünde kazanın gerçekleştiği işin yapımına dair sözleşmenin mahkemece dosyaya getirtilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, kazanın gerçekleştiği işe dair sözleşmenin ilgili kurumdan ve davalı ... firmasından getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar gereğince davalı ...Ş.'nin dosyada taraf sıfatı bulunup bulunmadığını değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. İlk Derece Mahkemesince, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davalı ...Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.