1. Hukuk Dairesi 2010/10775 E. , 2010/11731 K. "" MAHKEMESİ : YOMRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 255 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, aralarında kot farkı bulunan davalıların paydaşı oldukları komşu 1 ve 2 sayılı parsellere belediye tarafından döşenen tahliye borularının davalılar tarafından sökülmesi sonucu akarsuların ve yağmur sularının mecralarının değiştiğini, suların taşınmazına zarar ve…
**1. Hukuk Dairesi 2010/10775 E. , 2010/11731 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : YOMRA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 255 ada, 3 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, aralarında kot farkı bulunan davalıların paydaşı oldukları komşu 1 ve 2 sayılı parsellere belediye tarafından döşenen tahliye borularının davalılar tarafından sökülmesi sonucu akarsuların ve yağmur sularının mecralarının değiştiğini, suların taşınmazına zarar verdiğini, heyelana yol açtığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve zararın tazmini isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davaya konu zararın belediyenin yeterli drenaj çalışması yapmamasından kaynaklandığı, idarenin hizmet kusurundan kaynaklanan davalarda idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava; komşu parselin paydaşı olan davalıların akarsu ve yağmur sularının tabii mecrasını değiştirmeleri ve belediyece döşenen boruları sökmeleri nedeniyle komşuluk hukukuna dayalı muarazaanın giderilmesi ve tazminat isteğine ilişkin olup önceden verilen red kararı Dairece TMK’ nun 742 ve 743. maddelerinde sözü edilen ilkelere değinilerek bozulmuş ve “ davalıların eylemlerinden kaynaklanan bir tecavüz ve zararın olup-olmadığı, zararın varlığının belirlenmesi halinde alınacak önlemlerin saptanması, bu arada TMK’nun 750. maddesinin gözetilmesi ” gereği vurgulanmıştır. Mahkemece; bozma kararına uyularak yeniden yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişinin krokili raporunda; “….daha önce heyelan olayının varit olmadığı, yol genişletme çalışmalarına bağlı olarak arazının doğal dengesinin bozulduğu ve sonuçta heyelanın meydana geldiği,……” Yolun alt kesimine ana kayaya inilmek kaydıyla bir istinat duvarı yapılması, yamaçlardan gelen yüzey sularından ve yol boyunca gelen serbest suların uygun drenaj kanallarıyla dereye bağlanması” öngörülmüştür. Bilirkişinin bu saptaması üzerine mahkemece anılan işlemin ve işlerin idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı görüşüyle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bilindiği üzere; 11.02.1959 tarih ve 7/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca “Bir kamu kuruluşu bakımından verilmiş olup yerine getirilmesi gereken bir kararın uygulanması yüzünden zarar görenlerce (hakları muhtel olanlar bakımından ) açılmış olan davaların çözüm yeri idari yargıdır. Görülüyor ki; bir davanın idari yargı yerinde idari dava olarak görülebilmesi için öncelikle o davanın idareye (somut olayda belediyeye) yöneltilmesi gerektiği gibi bu kamu kuruluşu tarafından ittihaz edilmiş olan lazım-ül icra bir kararın tatbik ve icrasından dolayı olması, diğer bir değişle idari bir karar sonucu yapılan plan ve projeye dayalı bir uygulama yapılmış olması zorunludur.