3. Hukuk Dairesi 2024/2739 E. , 2025/1998 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/244 E., 2023/357 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvek…
**3. Hukuk Dairesi 2024/2739 E. , 2025/1998 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/244 E., 2023/357 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının tıp doktoru ve eskiden beri arkadaş olduklarını, davalının emeklilik günlerinde Ortaca'da bir rehabilitasyon merkezi açabileceği konusunda müvekkilini ikna ettiğini, bu amaçla taşınmaz almak üzere davalıya eline geçtikçe para gönderdiğini, taşınmazların şimdilik davalı adına alınmasına ve bilahare müvekkiline devredilmesine karar verildiğini, 2006 yılından itibaren 1.500.000,00 TL civarında para gönderildiğini ve davalının yer alımları yaptığını, 2012 yılında satın alınan taşınmazlara ilişkin bir protokol yapmak ya da taşınmazların tapularının müvekkili adına devredilmesinin önerildiğini, buna karşılık davalının gönderdiği elektronik posta ile parayı ödeyeceğini bildirdiğini ileri sürerek; taşınmazların tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini ve davalının uhdesinde bulunan bakiye bedelin tahsilini talep etmiş; 22.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile çeşitli tarihlerde davalıya gönderilen toplam 783.334,00 TL'nin ödeme tarihlerinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafından gönderilen paraların elden verilen borcun ve davalıya satılan dairenin ödemeleri olduğunu, dava konusu taşınmazlar ile davacının bir ilgisinin bulunmadığını, elektronik posta içeriğinde iddiayı doğrular bir beyan bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 22.05.2013 tarihli kararla; davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 15.03.2018 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "...Mahkemece, davacının şahsi hesabından “Dalyan için ödemedir”, “Dalyan arsa”, “dalyan tarla için ödemedir” açıklaması ile gönderilen bedeller yönünden davacının davasını kanıtladığı gözetilerek, bu bedellerin hesaplanması gerekir. " gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 25.05.2023 tarihli ek bilirkişi raporu ve davacı vekilinin 21.11.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi uyarınca davanın kısmen kabulü ile 12.000,00, 50.000,00 TL ve 56.500,00 TL'ye 16.10.2006 tarihinden itibaren, 50.000,00 TL'ye 12.12.2006 tarihinden itibaren, 17.500,00 TL'ye 15.01.2007 tarihinden itibaren, 3.000,00 TL'ye 06.02.2007 tarihinden itibaren, 22.000,00 TL ve 10.000,00 TL'ye 03.05.2007 tarihinden itibaren, 30.000,00 TL'ye 04.05.2007 tarihinden itibaren, 12.000,00 TL'ye 09.07.2007 tarihinden itibaren, 28.000,00 TL'ye 09.07.2007 tarihinden itibaren, 22.000,00 TL'ye 14.08.2009 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte toplamda 313.000,00 TL tutarındaki alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 425.337,00 TL ve faizin türü istemlerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hesaplamanın bozma kararına uygun olmadığını, zira dava dışı şirket tarafından gönderilen havalelerin de hesaplamaya dahil edildiğini, bunların davacının şahsi hesabından gönderilmediğini, hesaplamaya havale masraflarının dahil edilmesinin de doğru olmadığını, kaldı ki taraflar arasında hiçbir zaman iddia edildiği gibi tarla alımına ilişkin sözleşme bulunmadığını, bir protokol veya sözleşme yapılmadan bu tutarda paranın müvekkiline gönderildiği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın tümden reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, ıslah sureti ile davacı tarafından davalıya çeşitli tarihlerde gönderildiği iddia edilen toplam 783.337,00 TL'nin ödeme tarihlerinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının; bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gözetilerek verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtayca re'sen dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz. Temyize konu kararda, Mahkemece; bozma kararına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiştir. Şöyle ki; bozma ilamıyla, davacının sadece şahsi hesabından gönderilen para tutarının hüküm altına alınması gerektiği belirtildiği halde, hükme esas alınan 25.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 06.10.2006 -14.08.2009 tarihleri arasında 12 ayrı parça olarak toplamda 313.000,00 TL'yi davalıya gönderdiğinin belirtildiği, söz konusu raporda, davacı tarafından dosyaya sunulan 21.11.2022 tarihli dilekçenin esas alındığı, davacı tarafından sunulan dilekçede ise dava dışı şirket hesabından gönderilen 4 adet havale tutarının da hesaplamaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Bozma ilamına uyulmakla bozma gereğinin yerine getirilmesi zorunludur. O halde Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.