9. Ceza Dairesi 2023/5622 E. , 2023/4476 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1747 E., 2022/1802 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası…
**9. Ceza Dairesi 2023/5622 E. , 2023/4476 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1747 E., 2022/1802 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/496 Esas ve 2021/579 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2021/1747 Esas, 2022/1802 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün kaldırılmasına, sanık hakkında sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 102 nci maddesinin üçüncü cümlesinin (c) bendi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın Temyiz İstemi Katılan kızı ile eşi ...'ın psikolojilerinin sağlıklı olmadığını, eşi ...'ın küçük yaşlardan beri kızını kendisine karşı düşman gibi yetiştirdiğini, eşi ... ile aralarında iddia edilen olaydan çok öncesine dayanan anlaşmazlıklar bulunduğunu, bu durumun aile terapistinin evrakları ile 2010 yılındaki boşanma davasına ait evraklarla sabit olduğunu, dosya kapsamında ifadesi alınan bazı tanıkların ifadelerine ve HTS raporlarına gerekçeli kararda yer verilmediğini ve gerekçede bu hususların değerlendirilmediğini, katılanın iddia edilen olaydan hemen sonra yetkili makamlara başvurmadığını, olayı annesine yada başka bir akrabasına anlatmadan kendisine körü körüne inanan ... isimli tanığa anlattığını, eşi ile aralarındaki boşanma davasına ait dosyanın getirtilip incelenmediğini, aynı evde yaşadıkları oğlunun beyanlarının alınmamasının eksiklik olduğunu, açıklanan nedenler ve diğer sair temyiz nedenleriyle mahkumiyet hükmünün bozularak hakkında beraat kararı verilmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. Suç tarihinde sanığın, öz kızı olan katılan ile evde yalnız oldukları bir sırada katılanın odasına gittiği, katılanın yanına yaklaşarak iki eliyle yüzünü kucakladığı ve kendisine doğru çekip dudağından öpmeye çalıştığı, katılanın ağlayarak sanığı ittiği, bunun üzerine sanığın katılana "Canım seni çekti" şeklinde sözler sarf ettiği, katılanın, sanığın elinden kurtulup evin dış kapısını açarak, sanığa çıkıp gitmesi için bağırdığı, bunun üzerine sanığın, katılandan içeriye girmesini, sessiz olmasını ve kendisini affetmesini istediği, devamında ise artık bu evde yaşayamayacağını söylediği ve evden ayrıldığı, 2. Katılanın anlatımına göre; son bir yıllık süre içerisinde sanığın kendisine farklı davrandığını, normal davranışlarından daha fazla ilgi gösterdiğini, sanığın bakışlarından ve ilgisinden rahatsız olduğunu, bu davranışlarından dolayı da annesiyle konuştuğunu, annesinin de sanık olan babasıyla konuştuğunu, yine katılanın iddiasına göre, sanığın 2018 yılı içerisinde tarihini hatırlamadığı bir gün evde yalnız oldukları bir sırada yanına gelerek kendisine "Hem oruçlu hem bakiresin" şeklinde sözler söylediğini, kendisinin de panikleyip ağladığını, bakışlarının ve davranışlarının cinsel içerikli olduğunu düşündüğünü belirttiği, 3. Yapılan inceleme de sanık ve katılanın annesi arasında 20.06.2019 tarihinde boşanma protokolü hazırlanmak suretiyle 21.06.2019 tarihinde anlaşmalı boşanma gerçekleştirilmesi amacıyla dava açıldığı duruşma tarihi olarak 25.06.2019 tarihinin belirlendiği ve bu tarihte sanığı duruşmaya katılmadığı akabinde taraflar arasında ki anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma dosyasına dönüştüğü bu noktada katılan, sanığın kendisine yönelik 20.06.2019 tarihin de gerçekleştiğini iddia etmiş olduğu olayın üzerinden beş gün geçtikten ve taraflar arasında mevcut anlaşmalı boşanma davası çekişmeli boşanma davasına dönmesinden sonra 25.06.2019 tarihin de dilekçe vererek sanığın kendisine cinsel taciz de bulunduğu yönünde iddiasını ileri sürdüğü, sanık ve katılanın annesi arasında boşanma davasının mevcut olay bünyesinde doğduğu ve bu olay akabinde boşanma davasının açıldığı, daha önce yaşanan olay kapsamında katılanın annesine ve kendisine sanığın davranışlarını anlattığını ve bu noktada katılanın annesinin ilk olayları da bildiği sabit olmakla özellikle ilk olayın gerçekleştiği tarih üzerinden geçen süre ve sanık ile katılanın annesi arasında ki boşanma davasının çekişmeli yargılamaya dönmesine müteakip ikinci olayın gerçekleştiği iddia edilen tarih üzerinden beş gün geçtikten sonra şikayet yapılmasının özellikle tarafların yaşı, eğitim durumları gibi özellikleri göz önüne alındıklarında yaşandığı iddia edilen olayların niteliğini anlayabilecek durum da oldukları bu nedenle şikayet süresinde mevcut gecikmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yapılan açıklamalar karşısında olay bünyesinde mevcut boşanma davası ve olayların gerçekleşme süre ve zaman aralığı, olayın gerçekleştiği iddia edilen yer, olayın görgü tanığının bulunmayışı karşısında salt alınan beyanlarının sanık hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için yeterli delil teşkil etmediği dolayısıyla mahkemece mevcut iddialar aşılarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına yetecek boyuta ulaşılamadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda sanığın beraatine dair hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Katılan soruşturma aşamasında: sanık olan babası ile evde yalnız oldukları sırada babasının odasına geldiğini, yanına yaklaşarak iki eliyle yüzünü kucakladığını ve kendisini çekip dudağından öpmeye çalıştığını, bunun üzerine ağlayarak sanığı ittiğini, karşılığında sanığın kendisine "Canım seni çekti" şeklinde sözler sarf ettiğini, sanığın elinden kurtulup evin dış kapısını açarak sanığa çıkıp gitmesi için bağırdığını, sanığın son bir yıllık süre içerisinde kendisine farklı davrandığını, normal davranışlarından daha fazla ilgi gösterdiğini, sanığın bakışlarından ve ilgisinden rahatsız olduğunu, bu davranışlarından dolayı da annesiyle konuştuğunu, annesinin de sanıkla konuştuğunu, sanığın 2018 yılı içerisinde tarihini hatırlamadığı bir gün evde yalnız oldukları bir sırada yanına gelerek kendisine "hem oruçlu hem bakiresin" şeklinde sözler söylediğini, kendisinin de panikleyip ağladığını, bakışlarının ve davranışlarının cinsel içerikli olduğunu düşündüğünü belirtttiği, 2. Sanığın savunmalarında suçlamaları kabul etmediği ve savunmalarının temeline özetle "Mağdurenin akıl sağlığının bozuk olması sebebiyle şikayette bulunduğu ve eşi ile aralarında var olan boşanma davası sebebiyle bu şekilde şikayette bulunduğu" olgularını dayanak yaptığı, 3. Dosyaya getirtilen sanık ile avukat olan ve mağdurenin öz annesi olan eşi arasındaki Bakırköy 2. Aile Mahkemesinin 2019/441 esas sayılı dosyasının evraklarının incelenmesinde; davanın 21.06.2019 tarihinde ... tarafından verilen dilekçe ile anlaşmalı boşanma şeklinde açıldığı, bu tarihin mağdurenin beyanlarında bahsettiği son olayın olduğu 20.06.2019 tarihinden bir gün sonrasına denk geldiği, dava dilekçesi ekine konulan "Boşanma protokolü" şeklindeki sanık ve davacı eşinin imzaladığı belgenin tarihinin ise 20.06.2019 olduğu ve bu tarihin mağdurenin son olay olarak belirttiği tarihe denk geldiği, bu protokole göre tarafların birbirlerinden herhangi bir şey talep etmeden boşanmayı kabul ettiklerinin yazıldığı, daha sonra anlaşmalı boşanma olarak açılan davanın sanığın talebi ile çekişmeli davaya dönüştüğü ve halen derdest olarak devam ettiği, sanığın aynı dosyadaki evraklara göre açmış olduğu karşı davasından vazgeçtiği, açılmış boşanma davası evraklarından anlaşıldığı üzere, bu dosyaya konu olayların daha sonradan ayrıca boşanma davasındaki dosyada zikredildiği, bu nedenle sanığın ileri sürmüş olduğu mağdure ile arasında husumet oluştuğu iddiasının yerinde olmadığı, zira dosyanın tarafları arasında mağdure olmadığı gibi dosyadaki hiç bir talebin reşit ve avukat olan mağdurenin hukuki durumuna ve maddi duruma etki etmeyeceği, boşanma davasından çıkacak herhangi bir sonucun da mağdurenin yararına veya zararına hüküm doğurmayacağı sonucuna ulaşıldığı, 4. Dosyaya getirtilen katılana ait özel hastane tedavi evraklarının incelenmesinde; 01.05.2019 tarihinde üstsolunum yolları enfeksiyonu teşhisi ile, 01.05.2017 tarihinde anemi, anksiyete ve çarpıntı teşhisi ile, 07.08.2019 tarihinde dispepsi, reflü teşhisi ile, 07.08.2019 tarihinde sağ böbrekte 3 cm çapında kalkül teşhisi ile, 17.09.2015 tarihinde hiperlipidemi teşhisi ile hastanede tedavi gördüğü, bu evrakların içeriğinden sanığın, mağdur hakkında ileri sürdüğü akıl sağlığı ile ilgili iddialarının yerinde olmadığı, 5. Mağdurenin aşamalardaki beyanları incelendiğinde; istikrarlı olduğu, yeterli ayrıntıyı içerdiği, samimi beyanlar içerdiği, sanığın açıklamalarının ise aşamalarda değişkenlik göstererek eklemeler içerdiği, mağdurenin olayın anlatımı ile ilgili diğer kısımlarını ayrıntıları ile doğrulamasına rağmen sadece mağdurenin anlatımlarındaki cinsel saldırı kısımlarını içermediği, 6. Dosyada olayı doğrudan gören bir görgü tanığı bulunmadığı ancak olayın hemen sonrasında gerek mağdure gerek ise sanıkla görüşen mağdurenin olay sonrasındaki ruhi durumunu gözlemleyen tanıklar bulunduğu, 7. Bu tanıkların beyanları incelendiğinde; ... isimli ve daha önce sanığın da avukatlığını yapmış olan tanık, soruşturma aşamasında verdiği beyanında: "... 20.06.2019 günü saat 11.35 gibi beni cep telefonumdan çok şiddetli bir şekilde hıçkırarak dedikleri tam anlaşılmasada arada 'çok kötü birşey oldu' diyerek yanıma gelmek istediğini söyledi. Ben de gelmesini istemem üzerine 15 dakika içinde ofisime geldi. Ofisime geldiğinde tamamen titriyor ve ağlıyordu. Sabah babasıyla araç muayenesi için bir yere gittiğini söyledi. Eve geldiklerin annesinin evde olmadığını, babasının kendisini iki eliyle yüzüne bakarak dudağından öpmeye çalıştığını söyledi, Kendisinin bağırarak 'ne yapıyorsun baba' dediğinde babasının canım çekti dediğini bana söyledi. Sonra oradan dışarı çıkar çıkmaz benim yanıma gelmiş. Bende durumunun çok kötü olduğu için sakinleştirdim ve annesine durumu haber verdik. Kendisine benim evimin anahtarını verdim. Konuyu annesine de söyleyerek şikayet için bugün Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına gittik. Benim olayla ilgili bildiklerim bunlardır.." şeklinde anlatımda bulunarak mağdurenin olay günü suç teşkil eden davranışlar sonrasındaki durumunu aktardığı anlaşılmakla; 8. Yapılan değerlendirme kapsamında somut olayda; "... mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumunu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözeterek ayrıntılarda değil genel olay örgüsünde tutarlılık aramalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğunu unutmamak önemlidir" içtihadı da dikkate alınarak mağdure beyanlarına üstünlük tanınıp, ilk derece mahkemesinin dosyaya uygun düşmeyen beraat kararının kaldırılarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, katılanın aşamalarda başka delille desteklenmeyen soyut ifadeleri, görgüye dayalı olmayan tanık beyanları, katılanın annesi ile sanığın aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle aile terapistine gittiklerine ilişkin belgeler, 2010 yılında müracaata kalan boşanma davası, katılanın annesi ... ve sanık tarafından anlaşmalı boşanma protokolünün imzalanmasından ve aile mahkemesine başvurulmasından sonra sanığın 25.06.2019 tarihindeki duruşmaya katılmaması nedeniyle anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma davasına dönüştüğü tarih ile katılanın şikayetini gerçekleştirdiği tarihin aynı tarih olması, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi yerine kabulü ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2021/1747 Esas, 2022/1802 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdîren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi. Hükme iştirak eden üye ...'un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK'nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.