T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1036 KARAR NO : 2026/181 DAVA : Tenfiz DAVA TARİHİ : 01/12/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan "Tenfiz" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olup, ticari faaliyeti kapsamında uluslararası mal alım-satım sözleşmeleri düzenlediğini, davalı ... ... Ticaret A.Ş. nin ise Türk hukukuna göre k…
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1036 KARAR NO : 2026/181 DAVA : Tenfiz DAVA TARİHİ : 01/12/2025 KARAR TARİHİ : 24/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan "Tenfiz" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... kanunlarına göre kurulmuş bir şirket olup, ticari faaliyeti kapsamında uluslararası mal alım-satım sözleşmeleri düzenlediğini, davalı ... ... Ticaret A.Ş. nin ise Türk hukukuna göre kurulmuş, merkezi ... olan bir anonim şirket olduğunu, taraflar arasında, davacı tarafından sipariş edilen ürünlerin satışı ve teslimine ilişkin genel koşulları düzenleyen ve tahkim şartını içeren ... tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme m. 8.1. hükmünde yer alan Sözleşmenin ifası, ihlali, feshi veya geçersizliği de dâhil olmak üzere, Sözleşmeden doğan veya Sözleşme ile bağlantılı tüm uyuşmazlıklar, anlaşmazlıklar veya iddialar, yürürlükteki kendi kurallarına ve yönetmeliklerine uygun olarak ve yargılama dili ... olacak şekilde ... Ticaret ve Sanayi Odası bünyesindeki Uluslararası Ticari Tahkim Merkezi (“Tahkim Merkezi”) nezdinde çözümlenecektir. Hakem kararları her iki taraf açısından da nihai ve bağlayıcı olacaktır. Sözleşmeye uygulanacak hukuk ise ...’nun maddi hukukudur.” tahkim klozu uyarınca, taraflar arasında çıkabilecek tüm uyuşmazlıkların, ... nezdinde ve ... Tahkim Kuralları çerçevesinde, ... maddi hukuku uygulanmak suretiyle çözümleneceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda uyuşmazlığın çözüldüğünü ve huzurdaki tenfiz davasına konu hakem kararının kesin ve bağlayıcı hale geldiğini, nitekim tahkim şartı da taraflar arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin hakem kararlarının kesin ve bağlayıcı olacağının açıkça düzenlediğini, davacının sözleşme kapsamında ... ABD Doları tutarındaki ödemeyi yaptığını, davacı, söz konusu tutarı; ... ... ... tarihli ... No’lu ödeme talimatı ile ... ABD Doları; ... . tarihli ... No’lu ödeme talimatı ile .,... ABD Doları; ... tarihli ... No’lu ödeme talimatı ile ... ABD Doları;- ... tarihli ... No’lu ödeme talimatı ile ... ABD Doları şeklinde dört taksit ile davalının banka hesaplarına transfer ettiğini, davalı, ise karşı edim olarak şartname ile ... ... , ... ... , ... ... , ... ... ... , ... ... .. markalı akıllı telefonlar ve sair malların teslimini taahhüt ettiğini, ne var ki davalının şartname kapsamında sadece ... ABD doları tutarındaki ürünü teslim ettiğini, sonrasında teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediğini, davalı tarafından teslim edilmeyen ... ABD Doları kısma ilişkin tutar iade de edilmediğini, üstelik taraflar arasındaki 2023 yılında imzalanan mutabakat ile davalı borcunu ikrar ettiğini, bu kapsamda davacının sözleşme ve şartname’nin gereği gibi ifa edilmemesinden ötürü muhtelif sözleşmesel cezai şart alacakları da doğduğunu, davacının ... tarihinde ... nezdinde tahkim talebini sunduğunu ve sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zararların ve cezai şart alacaklarının toplamı olan ... ABD Doları tutarının tazmini için tahkim yargılaması başlattığını, ... Tahkim Kuralları uyarınca söz konusu uyuşmazlığın çözümü için üç hakemden oluşan bir hakem heyetinin teşkili gerektiğini, davacı hakem olarak ... . ... ’yı tayin ettiğini, davalı ise kendisine tanınan süre içinde hakem ataması yapmadığı için ... tarafından davalı adına ... . ... hakem olarak tayin edildiğini, baş hakem olarak ise ... ’nun görevlendirildiğini, Hakem heyetinin ... tarihinde uyuşmazlığı esastan çözerek huzurdaki dava ile tenfizi talep edilen Hakem Kararı’nı verdiğini, Hakem Kararı uyarınca Davalı, davacıya ... ABD Doları –ifa edilmeyen Sözleşme bedeli, ... ABD Doları –eksik teslim nedeniyle Sözleşme m. 6.1 ile belirlenen cezai şart tutarı, ... ABD Doları süresi içinde teslim yapılmaması nedeniyle Sözleşme m. 6.2 ile belirlenen cezai şart tutarı, ... ABD Doları zararın davalı tarafından giderilmemesi nedeniyle Sözleşme m. 5.11 ile belirlenen cezai şart tutarı, ... ABD Doları iade edilmeyen tutar için Sözleşme m. 6.7.1. ile belirlenen cezai şart tutarı, ... ... ... tahkim masrafları olduğunu, ... hukukunda öngörülen üç aylık iptal süresi içinde davalı tarafından herhangi bir iptal başvurusunda bulunulmadığını, bu itibarla, Hakem Kararı, ... Tahkim Kuralları ve ... ... Tahkim Kanunu uyarınca bağlayıcı ve nihai nitelikte olduğunu, huzurdaki tenfiz davasına konu Hakem Kararı’nın tahkim yerinin ... ... olduğunu, bu nedenle yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Sözleşmesi’nin (“New York Konvansiyonu”) uygulanması gerektiğini, hem ... ... hem de Türkiye, New York Konvansiyonu taraf devletlerden olduğunu, uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle, söz konusu Hakem Kararı’nın Türkiye’de tanınması ve tenfizi New York Sözleşmesi hükümlerine tabi olduğunu, bu itibarla, davacı lehine verilen ... tarihli Hakem Kararı’nın New York Konvansiyonu ile tali konumdaki 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümleri uyarınca ... tarihinde ... nezdinde verilen Hakem Kararı’nın tenfizinde, New York Konvansiyonu bakımından herhangi bir tenfiz engeli mevcut bulunmadığını, ... ... Ticaret ve Sanayi Odası nezdindeki Uluslararası Ticaret Tahkim Mahkemesi tarafından ... tarihli Hakem Kararı’nın tenfizine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf, ... ... Ticaret ve Sanayi Odası nezdinde faaliyet gösteren Uluslararası Ticari Tahkim Merkezi tarafından verildiği iddia olunan bir hakem kararına dayanarak bu kararın Türkiye’de tanınması ve tenfizi talebiyle Mahkemenize başvurmuştur. Davaya konu talep, her ne kadar şeklen bir “tenfiz” davası olarak sunulmuş ise de; gerek sunulan belgelerin mahiyeti gerekse hakem kararının niteliği itibarıyla, 5718 sayılı Kanun ve New York Sözleşmesi kapsamında aranan zorunlu şartları taşımadığının açıkça görüldüğünü, hem MÖHUK m.60 ve devamı hükümlerinde hem de Türkiye’nin taraf olduğu New York Sözleşmesi’nde tenfizi engelleyen hâllerin ayrıntılı biçimde düzenlendiğini, bu sebeple Mahkememizce yapılacak inceleme, şekli bir tasdik incelemesi olmayıp, tenfize elverişlilik koşullarının somut olayda gerçekten mevcut olup olmadığının titizlikle değerlendirilmesinin gerektiğini, davaya konu hakem kararının içeriği incelendiğinde, kararın esas itibarıyla yargılama giderleri ve masraflara ilişkin olduğu, taraflar arasındaki asıl ticari alacak uyuşmazlığını kesin ve icrai şekilde çözen bir nihai karar niteliği taşımadığının anlaşıldığını, oysa 5718 sayılı Kanun’un 60. maddesi açık olup, yalnızca “kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış” yabancı hakem kararlarının tenfize konu edilebileceğinin düzenlendiğini, aynı ilke New York Sözleşmesi’nin V/1-e maddesinde de yer aldığını; hakem kararının taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşımaması hâlinde tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, nitekim yabancı hakem kararlarının tenfizinde görevli mahkemenin belirlenmesi ve tenfize elverişlilik değerlendirmesinin uyuşmazlığın ticari niteliği ve kararın mahiyeti esas alınarak yapılması gerektiğinin açıkça ifade edildiğini, somut olayda davacı tarafça sunulan hakem kararı, verildiği ülke hukukuna göre dahi Türkiye’de doğrudan icra edilebilir bir karar niteliği taşımadığını, kararın metninde, taraflar arasındaki asıl edim yükümlülüklerini nihai olarak çözen, açık ve belirli bir alacak hükmü bulunmadığı gibi, kararın icra kabiliyeti kazandığına dair usulüne uygun bir kesinleşme veya bağlayıcılık şerhi de mevcut bulunmadığını, bu durum, tek başına dahi tenfiz talebinin reddini gerektirdiğini, somut olayda, davacının ileri sürdüğü hakem kararının hukuki niteliği ayrıntılı biçimde incelendiğinde, kararın taraflar arasındaki ticari ilişkinin tamamını sona erdiren, açık, net ve icrası mümkün bir eda hükmü içermediğinin görüldüğünü, Hakem kararının büyük ölçüde masraf, gider ve yan kalemlere ilişkin düzenlemeler içerdiği, bu yönüyle asıl borç ilişkisini kesin biçimde çözüme bağlamadığını, bu tür kararların, tenfiz hukukunda “nihai ve bağlayıcı hakem kararı” olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, bunun yanında, New York Sözleşmesi’nin V/1-b maddesi uyarınca, aleyhine tenfiz istenen tarafın tahkim yargılamasından usulüne uygun şekilde haberdar edilmemesi veya savunma hakkını kullanma imkânından mahrum bırakılması hâlinde, tenfiz talebinin reddinin zorunlu olduğunu, davacı şirket, tahkim yargılamasının başlatıldığına, hakemlerin seçildiğine ve yargılama sürecine ilişkin usul işlemlerine dair, Türk hukuku ve uluslararası usul standartlarına uygun bir bildirim almadığını, bu nedenle davalının iddia ve savunmalarını etkin biçimde ileri sürme imkânının fiilen ortadan kalktığını, savunma hakkı, gerek Anayasa’nın 36. maddesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi kapsamında temel bir hak olup, tahkim yargılamalarında da bu hakkın özüne dokunulmasının kabul edilemeyeceğini, tenfiz incelemesi yapılırken savunma hakkının ihlal edilip edilmediği hususu, kamu düzeni kapsamında resen dikkate alınması gerektiğini, davaya konu hakem kararının tenfizi, aynı zamanda Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, kararda yer alan faiz oranları, yargılama giderlerinin dağılımı ve davalı şirket aleyhine tesis edilen yükümlülükler, Türk hukukunun emredici hükümleriyle bağdaşmadığını, her ne kadar tenfiz davalarında “yerindelik denetimi” yapılamayacağı kabul edilse de, kamu düzenine açık aykırılık hâlinde devlet yargısının müdahalesinin zorunlu olduğunu, bu husus, Yargıtay içtihatlarında da istikrarlı biçimde kabul edildiğini, öte yandan, davacı tarafın aynı hakem kararına dayanarak farklı ülkelerde tanıma ve tenfiz girişimlerinde bulunduğu, bu suretle aynı karar üzerinden mükerrer icra kabiliyeti yaratmaya çalıştığının anlaşıldığını, bu durum, hem dürüstlük kuralına hem de New York Sözleşmesi’nin amacına açıkça aykırı olduğunu, tenfiz kurumunun amacı, tek bir kararın kontrollü biçimde icra edilebilir hâle gelmesini sağlamak olup, alacaklının farklı ülkelerde paralel ve ölçüsüz baskı oluşturmasına hizmet etmesinin kabul edilemeyeceğini, yabancı hakem kararlarının tenfizinde bağlayıcılık, icra kabiliyeti ve savunma hakkına ilişkin şartların birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu şartlardan herhangi birinin eksikliği hâlinde tenfiz talebinin reddedilmesi gerektiğinin açıkça ortaya konulduğunu, anılan kararda Yargıtay, tenfiz incelemesinin dar yorumlanamayacağını, özellikle New York Sözleşmesi’nin V. maddesinde sayılan ret sebeplerinin somut olayda titizlikle araştırılması gerektiğinin vurgulandığını, Doktrinde de aynı yönde görüşler hâkim olduğunu, savunma hakkının ihlal edildiği veya kararın icra kabiliyeti bulunmadığı hâllerde, tenfizin istisnai olarak değil, zorunlu olarak reddedilmesi gerektiğininin belirtildiğini, davacının tenfiz talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hem usul hem de esas bakımından reddedilmesi gerektiğini belirterek, davacının yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizine ilişkin davasının tamamının reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Taraflara duruşma gün ve saatini bildirir usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Tenfizi talep edilen kararın apostil ve kesinleşme şerhini içerir çevirisi dosyamıza ibraz edilmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, ... ... Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Tahkim Mahkemesinin ... tarihli ve ...-.../... sayılı Hakem Kararının tenfizi istemine ilişkindir. Davanın konusunun alacak istemine ilişkin olduğu, tanıma ve tenfize ilişkin yasal koşulların mevcut olduğu kamu düzenine aykırılığın bulunmadığı görüldü. Tenfiz şartlarını düzenleyen 54.maddede, "... Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması...” şeklinde belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 58.maddesinde de, "... Yabancı mahkeme ilâmının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır..." düzenlemesi mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/11/2023 tarih, 2022/11-660 Esas, 2023/1066 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Kamu düzeni kavramı takdiri bir kavram olup sınırlarını kesin çizgilerle belirlemek mümkün değildir. Bu nedenle kamu düzeni benzer yönler olmakla birlikte, her ülkenin kendine özgü tarihsel, sosyal, ekonomik ve diğer koşulların oluşturduğu özel durumlar dikkate alınarak belirlenir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.1973 tarihli ve 1973/609 Esas, 1973/959 Karar sayılı kararı). Başka bir anlatımla bir durumun kamu düzeni ile ilgisi ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihsel gerçeklerine göre belirlenir; bu gerçekler durumun vazgeçilmezliğini, toplumsal yararını ve hukuk düzeninin korunmasına yönelik amacını ortaya koyuyorsa söz konusu durumun kamu düzeni ile ilgisi kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.1990 tarihli ve 1990/3-527 Esas, 1990/627 Karar sayılı kararı). Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; kamu düzeni kavramının müdahale alanı, son derece geniş ve yoruma müsaittir. Türk kamu düzeninin ihlâlini gerektirecek hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlâli hâlinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlâli hâlinde veya her emredici hükmü ihlâl eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Zira iç hukuktaki kamu düzeni kavramı ile milletlerarası özel hukuk alanındaki kamu düzeni kavramı birbirinden farklıdır. İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlâk anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensiplere, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlâk ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir. İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir..." Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/12/2022 tarih, 2021/1394 Esas, 2022/8818 Karar sayılı emsal içtihadında da; "...alacak davasının münhasıran Türk Mahkemeleri’nin yetkisine giren bir konuya ilişkin olmadığı, yabancı mahkemece kendi maddi ve usul hukuk kuralları uygulanarak davanın çözüme kavuşturulduğu, kurulan hükümde kamu düzenine açıkça aykırı bir durumun söz konusu olmadığı, davalının o yer kanunlarına uygun bir şekilde mahkemeye çağrıldığı, dava dilekçesinin ayrıca diplomatik yolla davalı şirket vekiline tebliğ edildiği, kararın diplomatik yolla davalı vekiline tebliğ edildiği, yine kararın da diplomatik yolla davalı vekiline tebliğ edildiği, verilen kararın kesinleştiği, verilen hükmün MÖHUK'un 54. maddesinde belirtilen tenfiz şartlarını taşıdığı, bu çerçeve içerisinde mahkeme kararının tenfizine yönelik verilen ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği..." belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27/11/2024 tarih, 2024/54 Esas, 2024/8339 Karar sayılı emsal içtihadı ve içtihada dayanak Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 05/10/2023 tarih, 2023/988 Esas, 2023/1322 Karar sayılı ilamında; "...5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 60-63. maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi düzenlenmiştir. Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmalar kapsamında bulunmayan uyuşmazlıklarda adı geçen kanun hükümlerinin uygulanması söz konusu olmakla birlikte, “Türkiye’de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi” 08.05.1991 tarih ve 3731 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiş olduğundan ve yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinde, bu sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanması gerekli olduğundan, MÖHUK kapsamına giren hakem kararlarının alanı oldukça daralmıştır. Bununla beraber, Türkiye’nin New York Sözleşmesine taraf olduğu 08.05.1991 tarihinden itibaren ve bugün itibariyle, bu sözleşmeye taraf olmayan bir devlet ülkesinde verilen ve yerli olmayan hakem kararları, MÖHUK kapsamına giren hakem kararlarıdır. (Banu Şit, Kurumsal Tahkim ve Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, Ankara 2005, sh.194) Öte yandan 21.06.2001 tarihinde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kabul edilmiş ve 05.07.2001 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tahkim usulüne uygulanacak kuralları düzenleyen söz konusu kanunun, “amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi gereğince, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya anılan kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklarda, MTK’nın uygulanması zorunludur. 05.07.2001 tarihinden itibaren yasa kapsamına giren uyuşmazlıklarda MTK uygulanacaktır. (“Yabancılık Unsuru Kavramı ve ICC Tahkimi” Prof. Dr. Ziya Akıncı, 6.4.2004 Milletlerarası Tahkim Semineri, Ankara 6.4.2004 sh.39.) Tahkim şartını içeren sözleşme tarihinin, MTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce olması halinde ise uyuşmazlığın söz konusu kanun kapsamına girmediği kabul edilmektedir.(Yargıtay HGK. 08.02.2012 tarih, 2011/13-658 E. 2012/47 K.) .... Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi usul ve şartlar 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu ve “Türkiye’de Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesinde düzenlenmiş olup bu yasal düzenlemeler gereği yabancı bir hakem kararının ülkemizde tenfizine karar verilebilmesi için aşağıdakki şartların bir arada olması gerekmektedir. a-) Tenfizi İstenen Kararın Yabancı Hakem Kararı Olması b-) Hakem Kararının Kesinleşmesi ve İcra Kabiliyeti Kazanması veya Taraflar İçin Bağlayıcı Olması (İptal Edilmemiş Olması veya İcranın Geri Bırakılmamış Olması) c-) Taraflar arasında Tahkim anlaşmasının bulunması d)-Aleyhine Karar Verilen Tarafın Hakem Tayininden veya Tahkim Yargılamasından Haberdar Edilmesi e-) Uyuşmazlığın Tahkime Elverişli Bulunması f-) Hakem Kararının Tenfiz Devletinin Kamu Düzenine Aykırı Olmaması ... Her ne kadar davalı şirket savunma haklarının sınırlandırıldığını, temel usul hukuku prensiplerine aykırı hareket edildiğini iddia etmiş ise de; Sözleşmede yer alan tahkim şartında tahkim yargılanmasına ilişkin tebligatların şekline ilişkin bir hüküm bulunmamakta olup tahkim yeri İsviçre olarak belirlendiğinden İsviçre Tahkim Kanunu hükümlerine göre tebliğ yapılmasına ve İsviçre Hukuk Usulünün uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır.(19. H.D 2018/3424 Esas 2020/568 Karar 20/02/2020 tarihli emsal içtihadı) Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir Tüm bu nedenlerle mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya ve dosya kapsamına aykırılık bulunmadığı,.." belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri, emsal içtihatlar kapsamında yapılan değerlendirmede: yürürlük tarihleri ve kapsamları dikkate alındığında dava konusu olayda, tenfizi talep edilen hakem kararı taraflar arasındaki ... tarihli sözleşmeye ilişkin olup, New York Sözleşmesine taraf olan ...'da verilmiş olduğundan, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanan alacağın ödenmemesinden kaynaklı alacak davası olduğu, uyuşmazlığın mevcut hali ile tahkime elverişli olduğu, tahkim kararının tenfizinin ülkemiz kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, taraflar arasında imzalanan ... tarihli sözleşmede Tahkim maddesinin ayrıca ve açıkça düzenlendiği görülmüştür. Dosyada yabancı hakem kararının aslı ve onaylı suret tercümesi mevcut olup hükmün kesinleştiğine dair belgeler de mevcuttur. Yine tenfizi istenen Hakem kararının incelenmesinde; tahkim yargılaması boyunca davalı tarafın dava dilekçesinde belirtiği adrese kurye ve posta yoluyla yine şirket mail adreslerine tebligat yapıldığı, yargılamadan haberdar edildiği görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle, aşağıda tarih ve sayısı belirtilen yabancı Hakem Kararının tenfizine ilişkin talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/06/2024 tarih, 2023/2456 Esas, 2024/4933 Karar sayılı emsal içtihadında da; "...Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak tenfiz davalarının eda davası değil, tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca maktu harca hükmedilerek fazla alınan nispi harcın iadesine karar verilmesi gerekirken nispi harca hükmedilmesi doğru görülmemiştir..." şeklinde belirtilmiş olmakla; eldeki davanın tenfize ilişkin olup, davanın eda davası değil, tespit davası niteliğinde olduğu görüldüğünden davacı lehine maktu vekalet ücreti ile maktu harca hükmedilmesi gerekmiş, bu hususta davalı tarafın nispi harç alınması yönündeki talebine itibar edilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1- Davacının davasının KABULÜ ile; ... Ticaret ve Sanayi Odası Uluslararası Ticari Tahkim Mahkemesinin (...) (... ...) ... tarihli ve ... -... /... sayılı hakem kararının davalı yönünden Türk Makamları nezdinde TENFİZİNE, 2-Alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... -TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından dava açılırken yapılan ... TL ilk dava masrafının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri olmak üzere toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/02/2026 Başkan ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Katip ... ¸E- İmzalı