20. Hukuk Dairesi 2015/10203 E. , 2015/11273 K. "" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Kadastro Mahkemesi TARİHİ : 20/11/1967 NUMARASI : 1965/140-1967/318 DAVACILAR : Hazine - Orman Yönetimi DAVALI : T.. Ç.. Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan 19/03/2014 tarihli Ek Kararın Yargıtayca incelenmesi istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 1960 yılında yapıl…
**20. Hukuk Dairesi 2015/10203 E. , 2015/11273 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Kadastro Mahkemesi TARİHİ : 20/11/1967 NUMARASI : 1965/140-1967/318 DAVACILAR : Hazine - Orman Yönetimi DAVALI : T.. Ç.. Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan 19/03/2014 tarihli Ek Kararın Yargıtayca incelenmesi istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R 1960 yılında yapılan kadastro sırasında Y.. köyü 1817 parsel sayılı 31.600 m2 yüzölçümündeki taşınmaz; H.. oğlu T.. Ç.. adına tespit edilmiş, davacı Orman Yönetimi ve Hazine, taşınmazın orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, Tarım Bakanlığı yazısı gereğince taşınmazın orman olmadığı, ancak taşlık, kayalık olduğu gerekçesiyle tespitin iptaline, taşınmazın tespit harici bırakılmasına dair verilen karar, davalı mirasçıları tarafından temyiz edilmiş; mahkemece, 19/03/2014 tarihli ek kararla temyiz süresinin geçtiği, kararın kesinleştiği ve infaz edildiği gerekçesiyle temyiz talebinin reddine dair ek karar verilmiş, hüküm davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinde orman kadastrosu yapılmamıştır. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medenî (maddî) hukuktaki hak (medenî haklardan istifade) ehliyetinin medenî usul hukukunda büründüğü şekil olarak karşımıza çıkmaktadır. Medenî hukuktaki “hak ehliyeti“, haklara ve borçlara sahip olabilme iktidarını (yeteneğini) ifade etmektedir. Medenî Kanunun 8. maddesinde, her insanın hak ehliyeti olduğu, bütün insanların hukuk düzeninin sınırları içinde, hak edinmede ve borç altına girmede eşit durumda olduğu belirtilmiştir. 1086 sayılı HUMK’nın 38. maddesinde; “Davaya ehliyet, Kanunu Medenî ile tayin olunmuştur” denilmek suretiyle, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduklarının Medenî Kanuna göre belirleneceği hükmü getirilmişti. Medenî Kanunun 8, 28 47 ve 48. maddelerinde de hak (medenî haklardan yararlanma) ehliyeti hususunda bazı hükümler sevkedilmişti. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 50. maddesinde “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir” denilmek suretiyle, 1086 sayılı HUMK’dan farklı bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre, taraf ehliyeti, medenî hukuktaki hak ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Medenî hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Bu maddede, gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanların davada taraf ehliyetine de sahip olacağı ifade edilmiştir. Buna göre, hak (medenî haklardan istifade) ehliyeti bulunan her gerçek (MK. m. 8) ve tüzel kişi (MK. m. 48), davada taraf ehliyetine de sahiptir.