DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2347 E. , 2024/3072 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2347 Karar No : 2024/3072 TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR) : 1-... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALI İDARELER YANINDA MÜDAHİL) : ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Turizm AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/6732, K:2024/4162 sayılı …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2347 E. , 2024/3072 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2347 Karar No : 2024/3072 TEMYİZ EDENLER : I-(DAVALILAR) : 1-... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALI İDARELER YANINDA MÜDAHİL) : ... Enerji İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Turizm AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/6732, K:2024/4162 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Yozgat ili, Sorgun ilçesinde bulunan S:... numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi için ihtiyaç duyulan ekli listedeki taşınmazın Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 24/06/2023 tarih ve 32230 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 23/06/2023 tarih ve 7325 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı'nın, Sorgun ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/6732, K:2024/4162 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri ile 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesine yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği; burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelelik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Dosyanın incelenmesinden; dava konusu acele kamulaştırma kararıyla, sahada kapalı ocak yöntemiyle yılda 30.000 ton linyit kömürü üretiminin hedeflendiği, alanda yaklaşık 400.144,90 ton üretilebilir kömür rezervinin tespit edildiği, kamulaştırma talep edilen alan içerisinde nefeslik çıkışı, şantiye binaları ve alan mücavirinde galeri girişinin bulunduğu, bu sebeple ocağa girilemediği, kömür ocağının üretime hazır tutulabilmesi için yapılması gereken zorunlu faaliyetler dahi yapılamadığından acele kamulaştırmanın yapılmaması durumunda kömür galerisine bir daha girilmesinin mümkün olmayacağı, tahkimatların deforme olarak ocakta göçükler olacağı, yüzbinlerce ton ülke kaynağı yerli kömürün heba olacağı, 4.500.000-TL yıllık devlet hakkı ödemesinin yapılacağı, 400.144,9 ton/linyit görünür rezervin üretilerek satılması sonucunda 320.115.920,00-TL gelir sağlanacağı, hem bölge halkına iş imkanı, hem de ülke ekonomisine katkı sağlanacağı, ayrıca, kömür temini için gerek kamu gerekse özel firmalarla yapılmış sözleşme ve taahhütlerin bulunduğu, kömüre dayalı olarak üretim yapan fabrikaların üretimlerinin aksamaması, anılan işletmede çalışan yüzlerce işçinin işsiz kalmamasının amaçlandığı gerekçeleriyle, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda madencilik faaliyeti yürütülmesine yönelik kamu yararı kararının alındığı ve dava konusu acele kamulaştırma işleminin tesis edildiğinin görüldüğü, Uyuşmazlıkta; yapılması planlanan madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, ödenecek Devlet hakkı ve vergi miktarlarına yönelik veriler ile kömür temini için yapılan sözleşme ve taahhütlerin bulunduğu gerekçesiyle acele kamulaştırma kararının alındığı, işletmenin faaliyetinin devamlılığının öncelikle ekonomik yarar yönünden irdelendiği, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı, başka bir anlatımla dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle, Dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler ile müdahil tarafından, kamulaştırma talep edilen alan içerisinde nefeslik çıkışı, şantiye binaları ve kamulaştırma talep edilen alan mücavirinde galeri girişinin bulunduğu, bu sebeple ocağa girilemediği, kömür ocağının üretime hazır tutulabilmesi için yapılması gereken zorunlu faaliyetler dahi yapılamadığından acele kamulaştırmanın yapılmaması durumunda kömür galerisine bir daha girilmesinin mümkün olmayacağı, tahkimatların deforme olarak ocakta göçükler olacağı, yüzbinlerce ton ülke kaynağı yerli kömürün heba olacağı; bölge halkına iş imkanı ve ülke ekonomisine katkı sağlayacağı açık olan dava konusu işlemde kamu yararı ve acelelik halinin bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idareler yanında müdahilin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 No'lu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 46. maddesinde "...İşletme ruhsatı safhasında işletme faaliyetleri için gerekli olan özel mülkiyete konu taşınmazın, taraflarca anlaşma sağlanamaması ve işletme ruhsatı sahibinin talebi üzerine Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi halinde kamulaştırılır..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararlarının da kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin; diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği açık olup, dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın "Kamu Yararı" ve "Acelelik Hali" ölçütleri yönünden ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Dava konusu acele kamulaştırma kararının, Yozgat ili, Sorgun ilçesinde bulunan S:39502 numaralı IV. grup maden (linyit) işletme ruhsatlı sahada, ruhsata konu maden üretimine devam edilebilmesi amacıyla alındığı anlaşılmakta olup, ülkenin doğal kaynaklarından olan madenlerin işletilmesinde ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. Uyuşmazlık konusu olayda; 400.144,9 ton/linyit görünür rezervin üretilerek satılması sonucunda 320.115.920,00-TL gelir sağlanacağı, 4.500.000-TL yıllık devlet hakkı ödemesinin yapılacağı, hem bölge halkına iş imkanı, hem de ülke ekonomisine katkı sağlanacağı, ayrıca kömür temini için gerek kamu gerekse özel firmalarla yapılmış sözleşme ve taahhütlerin bulunduğu, kömüre dayalı olarak üretim yapan fabrikaların üretimlerinin aksamaması gerekçeleriyle acele kamulaştırma kararının alındığı, işletmenin faaliyetinin devamlılığının öncelikle ekonomik yarar yönünden irdelendiği, acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konulamadığı; öte yandan davacı tarafından 25/11/2024 tarihinde UYAP üzerinden gönderilen dilekçe ekindeki belgenin incelenmesinden, müdahil şirket tarafından, uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmasından finansal sebeplerden dolayı vazgeçildiği bildirilerek ve acele el koyma davasından feragat edilerek bedelin taraflarına iadesinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden talep edildiği görüldüğünden, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren nedenlerin ve "acelelik hali"nin somut olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli olan "acelelik hali" somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediğinden, Cumhurbaşkanı Kararı'nın dava konusu taşınmaza yönelik kısmında hukuka uyarlık, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idareler ile müdahilin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptali yönündeki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/06/2024 tarih ve E:2023/6732, K:2024/4162 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 28/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.