12. Ceza Dairesi 2025/5097 E. , 2026/233 K. "" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1594 E., 2024/993 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 say…
12. Ceza Dairesi 2025/5097 E. , 2026/233 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/1594 E., 2024/993 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM: İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin 03.10.2023 tarihli kararına yönelik sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 25.12.2023 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba ilişkin 26.03.2024 tarihli kararına yönelik sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 09.10.2024 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. Dairemizin 28.05.2025 tarihli ve 2024/3879 Esas, 2025/5025 Karar sayılı kararı ile gerekçeli kararın katılanlar ..., ..., ..., kendi adına asaleten yaşı küçük çocuğu ... adına velâyeten ... vekili Av. ...'a tebliğ edilmiş olması durumunda buna ilişkin tebligat parçasının dosyasına eklenmesi, ayrıca Avukat ...'ın katılanlar ..., ..., ..., kendi adına asaleten yaşı küçük çocuğu ... adına velâyeten ... adına düzenlenmiş dava tarihini de kapsayan vekâletnamesinin veya yetki belgesinin olup olmadığı araştırılarak, tespiti halinde dosya içerisine konulması, aksi hâlde gerekçeli kararın usûlüne uygun şekilde katılanlar ..., ..., ..., kendi adına asaleten yaşı küçük çocuğu ... adına velâyeten ... vekili Av. ...'a tebliği ile tebliğ - tebellüğ evrakının ve hükmü temyiz etmesi durumunda temyiz dilekçesinin dava dosyasına eklenmesi ve bu durumda ileri sürülen yeni temyiz istemi hakkında ek Tebliğname düzenlenmesinden sonra dava dosyasının, geri gönderilmek kaydıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Dairemizin tevdi kararı uyarınca Avukat ...'ın katılanlar ..., ..., ..., kendi adına asaleten yaşı küçük çocuğu ... adına velâyeten ... adına düzenlenmiş 15.05.2025 tarihli yetki belgesinin dosyaya sunulup, katılanlar ..., ..., ..., kendi adına asaleten yaşı küçük çocuğu ... adına velâyeten ... vekili Av. ...'a gerekçeli kararın tebliğ edilmesi ve adı geçen katılanlar vekili Av. ...'ın temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar ..., ..., ..., kendi adına asaleten yaşı küçük çocuğu ... adına velâyeten ... vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 15.08.2025 tarihli ek Tebliğname ile dava dosyası tekrar Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekillerinin temyiz sebepleri; temel cezanın ve bilinçli taksir artırım oranının üst sınırdan belirlenmesi gerektiğinin gözetilmediğine, yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulandığına, her bir katılan için ayrı ayrı vekâlet ücreti hükmedilmesi yerine tüm katılanlar için tek bir vekâlet ücreti takdir edilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğuna, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; kusur durumuna ilişkin İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerekirken, ölen sürücü ...'nın alkollü ve dolayısıyla kusurlu olduğu gözetilmeyip, tüm kusur sanığa yüklenerek, eksik araştırma ve inceleme neticesinde mahkûmiyet kararı verildiğine, koşulları bulunmamasına rağmen bilinçli taksir hükmünün uygulandığına ve vesaire ilişkindir. III. GEREKÇE VE KARAR Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan 03.10.2023 tarihli ilk mahkûmiyet kararına yönelik sanık müdafilerinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "A-Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan, kabul edilen oluş biçimine göre, sevk ve iadresindeki araçla karşı yöne ait şeritte giderek kazaya sebep olan sanık hakkında hangi gerekçeyle bilinçli taksir hükmünün uygulanmadığı tartışılmadan gerekçesiz hüküm kurulması suretiyle Anayasanın 141. ve CMK'nin 34... , 230. maddelerine aykırı davranılması, B-Kabul ve uygulamaya göre; 1-Benzer bir olay kapsamında verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09/12/2014 tarih, 2013/9-125 Esas, 2014/543 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 'sanığın bölünmüş yol başlangıcı, hız sınırı ve sollama yasağına ilişkin trafik işareti, uyarıcı yön levhaları ve çizgilerin usulüne uygun olarak bulunduğu yolda, karşı yönden gelen trafik araçlarının kullandığı bölüme bilerek girdiği, ters yönde olduğunu bilmesine rağmen aracını sürmeye devam ettiği, karşı istikametten gelen bir araca çarparak yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü halde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, yolun gecenin geç saati olması nedeniyle boş olacağı ihtimaline, özellikle de şansına ve karşı yönden gelenlerin kendilerini koruma yönünde dikkatli davranacaklarına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticeye neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir.' hükmüne göre karşı yönden gelen araçlara ayrılmış şeritte seyrederek kazaya neden olan sanığın eylemini bilinçli taksirle ile gerçekleştirmesi nedeniyle TCK'nin 22/3 maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 2-İmhasına karar verilen emanet eşyalara ait emanet numarasının 2022/1038 yerine 2022/1030 olarak gösterilmesi," nedenlerine dayalı olarak bozma kararı verildiği, Ancak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı ve hükmün gerekçe içermemesi nedenine dayalı bu bozma kararının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, dolayısıyla Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin duruşma açarak karar vermek yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan bozma kararına yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesinin bozma ilâmı üzerine yeniden hüküm kurmasının yasal dayanağı bulunmadığından gerek anılan bozma kararının gerek İlk Derece Mahkemesince ikinci kez verilen kararın hukukî değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerekirken, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı şekilde bozma kararı verilmesi, 2. Kabul ve uygulamaya göre de: Alkolsüz ve ehliyetli sanık sürücü ...'ün, sevk ve idaresindeki çekici ve buna bağlı yarı römork ile 24.09.2022 tarihinde gece vakti saat 20.45 sıralarında, yağmurlu havada, azami hız limitinin 110 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, yan yana iki sürekli çizgiyle bölünmüş, tek yönlü, dört şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi ıslak ve nemli, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimli, görüşe engel bir durumun ve yol sorunun bulunmadığı devlet yolunda, Kars istikametinden Erzurum istikametine beyanına göre 70 - 75 kilometre/saat hızla seyir hâlindeyken, karşıdan gelen trafiği tehlikeye sokacak şekilde karşı yön bölümüne girip, karşı yönde sağ şerit üzerinden seyretmekte olan sürücü ... yönetimindeki otomobilin ön kısmına, idaresindeki aracın ön tampon ve muhtelif yerleri ile çarpması ve sürüklediği otomobilin su kanalına düşmesine sebebiyet vermesi sonucu otomobil sürücüsü ... ile otomobilde yolcu olarak bulunan ..., ... ve ... olmak üzere 4 kişinin öldüğü olayda, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 08.11.2022 tarihli raporunda da vurgulandığı üzere, sanığın, yan yana iki sürekli çizgiyle bölünmüş ıslak zeminli yolun karşı yönden gelen araçlara ayrılan bölümüne sevk ve idare hatası göstererek girerek, kazaya sebebiyet verdiği dikkate alındığında, meydana gelen neticeyi öngörmesi gerektiği hâlde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngöremeyen sanığın eyleminin basit taksir düzeyinde kaldığı gözetilmeden, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.12.2014 tarihli ve 2013/9-125 Esas, 2014/543 Karar sayılı kararı emsal alınarak, sanığın, karşı yönden gelen araçlara ayrılan bölüme bilerek girdiğine ve ters yönde olduğunu bilmesine rağmen aracını sürmeye devam ettiğine dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşülmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2026 tarihinde karar verildi.