Başvuru, denge tazminatı alacağının tahsili amacıyla açılan davanın istinaf daireleri arasında süregelen görüş ayrılığından kaynaklı olarak reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve uzun süren yargılama nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, denge tazminatı alacağının tahsili amacıyla açılan davanın istinaf daireleri arasında süregelen görüş ayrılığından kaynaklı olarak reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve uzun süren yargılama nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 3/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, özelleştirilen Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Şirket) bünyesinde kapsam dışı personel olarak görev yapmaktayken kurumun özelleştirme kapsamına alınması üzerine 4/5/2006 tarihinde Ulaştırma Bakanlığında görevlendirilmiştir. Başvurucu 25/3/2011 tarihinde Ocak 2006'dan dava tarihine kadar ödenmesi gereken denge tazminatı tutarının yasal faizi ile birlikte tahsili talebiyle şirket aleyhine alacak davası açmıştır. Ankara İş Mahkemesi (Mahkeme) 2/4/2014 tarihinde adli yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi 1/6/2015 tarihli ve E.2015/465, K.2015/467 sayılı kararı ile davanın çözümünde adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir. Mahkeme 6/3/2018 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Kararda davacının tüm bordroları, ücret ve mali haklarına ilişkin işletmenin kararları celbedildiği ve davacıya kamuya nakledildiği tarihe kadar ödenen ücret ve mali hakları ile aynı dönemde kamu kurumunda 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 2 cetveline tabi çalışanlara ödenen ücret ve diğer mali haklar karşılaştırılmak suretiyle olası net denge tazminatı hesap edildiği belirtilmiştir. Davalı şirket 2/5/2018 tarihinde Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Başvurucu ise 17/5/2018 tarihinde Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Daire) 16/7/2018 tarihinde Mahkeme kararını kaldırarak davayı kesin bir şekilde reddetmiştir. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:i. 4/2/1924 tarihli ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nda 5189 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda Türk Telekom Yönetim Kurulunun personelin parasal haklarının tespitinde yetkili kılındığı belirtildikten sonra Yönetim Kurulu tarafından başka kurumlara atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilecek personelin -eski görevleriyle yeni görevlerinin parasal hakları arasındaki farkın ödenmesi sırasında- 15/4/2004 tarihi itibariyle aldıkları ücretlerine, iş sözleşmelerinin sona erdiği 15/1/2005 tarihine kadar kamu görevlilerine yapılmış zamların uygulandığı ifade edilmiştir. Bu şekilde Şirkette çalışmakta iken özelleştirme nedeniyle başka kurumlara atananların ücretleriyle, aynı unvanlarla özelleştirme kapsamındaki başka kurumlarda görev yapılmakta iken naklen atananların parasal hakları arasında eşitlik sağlanması amaçlandığı söylenmiştir.ii. 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de (375 sayılı KHK) 21/3/2006 tarihli ve 5473 sayılı Kanun'da belirtilen ek ödemelerin kamu görevlilerine yapılan genel bir artış niteliğinde olmadığı ifade edilerek davacının bu ödemelerden ancak anılan kanun kapsamında olması hâlinde yararlanabileceği belirtilmiştir. Ancak böyle bir durum söz konusu olmadığından Şirkette çalışıp da özelleştirme kapsamında atananların maaş artışından yararlanabilmesi için özel bir düzenlemenin yapılması gerektiği dile getirilmiştir.iii. 375 sayılı KHK'da 5473 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde öngörülen ek ödemelerin kamu personelleri arasındaki ücret dengesizliğinin giderilmesi amacıyla sadece söz konusu değişiklik kapsamında olan kamu idarelerindeki personel için geçerli olduğu söylenmiştir. Bu düzenleme ile kamu personeli arasındaki ücret adaletinin sağlanmasının amaçlandığı ve en önemlisi söz konusu artışın kamu personelinin tamamını kapsayan genel bir artış niteliğinde olmadığı ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra davacının, şirkette nakle tabi personel olarak çalıştığı dönemde maaşına kamuda çalışanlara yapılan zam oranında zam yapıldığını da ekleyerek denge tazminatı talebinin de yerinde olmadığı belirtilmiştir. Nihai karar başvurucuya 9/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, kendisi ile aynı durumda olanların açmış olduğu davalardan bahsederek aynı maddi olgunun farklı değerlendirildiğini vurgulamaktadır. Bu kararlardan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin 21/11/2017 tarihli ve E.2017/3326, K.2017/3009 sayılı kararının ilgili kısmı şu şekilde olup aynı Dairenin 21/11/2017 tarihli ve E.2017/3323 K.2017/3006 sayılı kararı da aynı mahiyettedir. "...ilk derece Mahkemesi tarafından, ...davalıdan davacının konuyla ilgili 15/4/2004-5/10/2010 döneminde yapılan ücret, ikramiye, ilave tediye, prim, sosyal yardım ve benzeri tüm ödemeleri gösterir ücret bordroları ile ilgili dönemde ücret ve mali hakların belirlenmesine ilişkin işletmesel kararların gönderilmesi istenmiş, 9/2/2017 tarihine kadar belirlenmesine ve tekit edilmesine rağmen gönderilmemiştir. 25/6/2013 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamalar Yüksek Planlama Kurulunun kararları esas alınarak 1/1/2006 tarihinden geçerli 40 TL ek ödeme ile 1/7/2006 tarihinde yapılan enflasyon zammı çerçevesinde yapılmış olup, davalı işveren tüm yazılara rağmen dönem içinde yapılan ek ödemelere dair belge sunmamıştır. Bu durumda davacıya istek konusu dönem içinde Yüksek Planlama Kurulu tarafından belirlenen artışların yapılmadığı kabul edilerek davacının talebi ile bağlı kalınarak davanın esası hakkında karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır." 5473 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.EK MADDE 3 – ...1/1/2006 - 30/6/2006 tarihleri arasında 950 gösterge rakamının, 1/7/2006 tarihinden itibaren ise 1850 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay ek ödeme yapılır...." 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un maddesinin fıkrası şu şekildedir: “Bu madde hükümlerine göre kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen sözleşmeli personel ile iş kanunlarına tâbi personele, Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihteki kadro ve pozisyonlarına ilişkin olarak bildirim tarihi itibarıyla almakta oldukları sözleşme ücreti, ücret (fazla mesai ücreti hariç), ikramiye, bankacılık tazminatı, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi ve benzeri adlarla yapılan ödemelerin toplam net tutarının (bu tutar sabit bir değer olarak esas alınır); nakledildiği kurum veya kuruluştaki kadro veya pozisyonlara ilişkin olarak yapılan aylık, ek gösterge, ikramiye, her türlü zam ve tazminatları (ek tazminat ve bankacılık tazminatı dâhil), makam tazminatı, temsil tazminatı, görev tazminatı, sözleşme ücreti, ücret, ek ücret, ek ödeme, teşvik ödemesi, döner sermaye payı ve benzeri adlarla yapılan her türlü ödemelerin (fazla mesai ücreti, fiilen yapılan ders karşılığı ödenen ek ders ücreti hariç) toplam net tutarından fazla olması halinde aradaki fark tutarı, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın fark kapanıncaya kadar ayrıca tazminat olarak ödenir. Atandıkları kurumdaki kadro unvanı veya pozisyonlarında isteğe bağlı olarak herhangi bir değişiklik olanlarla, başka kurumlara geçenlere fark tazminatı ödenmesine son verilir.” 406 sayılı Kanun'un ek maddesinin fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakil için Devlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer malî ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır. Bu fıkrada belirtilen süre için de nakle tâbi personelden Türk Telekom tarafından hizmetine ihtiyaç duyulmayanlar tespit edildikleri tarihten, kendi isteği ile nakil talep edenler ise talep tarihinden itibaren en geç doksan (yüzseksen günlük aylıksız izin süresi aşılmamak kaydıyla ve 15 Ocak 2006 tarihindeki üçüncü fıkraya göre hesaplanan ücretleriyle) gün içinde Türk Telekom tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunların aylıksız izinleri bu tarih itibarıyla sona erer. Hizmetine ihtiyaç duyulmayan personelin tespiti ve kendi isteği ile nakil talebinde bulunma süresi, hisse devir tarihinden itibaren yüzelli günü aşamaz. Bu fıkranın birinci cümlesinde sayılanlardan aylıksız iznin bitiminden sonra Türk Telekomun tâbi bulunduğu mevzuata ve bu fıkraya istinaden akdedilen sözleşmeye göre çalışmaya devam edenlerden hisse devir tarihinden itibaren en geç beş yıl içinde iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erenler, bu madde hükümlerine göre işlem yapılmak üzere iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren otuz gün içinde sözleşmenin sona erdiği yılın 15 Ocak tarihindeki üçüncü fıkraya göre hesaplanan ücretleriyle Devlet Personel Başkanlığına bildirilir ve bunların bildirim tarihine kadar geçen süre içindeki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğer malî ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır. Söz konusu personel hakkında üçüncü fıkra hükümlerinin uygulanmasında hisse devir tarihindeki kadro ve pozisyon unvanları esas alınır."