Başvuru, ceza infaz kurumunda meydana gelen intihara teşebbüs eylemi sonrasında tedavi görülen sağlık kurumunda teşebbüse bağlı olarak gerçekleşen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda meydana gelen intihara teşebbüs eylemi sonrasında tedavi görülen sağlık kurumunda teşebbüse bağlı olarak gerçekleşen ölüm nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun 1987 yılında dünyaya gelen oğlu R.E. gasp, cinsel taciz, uyuşturucu madde kullanımı suçları isnadıyla Diyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) tutukludur. R.E. Kurumda bulunduğu süre içinde birden fazla kez olmak üzere (bazılarında kendi isteği ile) koğuşu değiştirilmiş, sağlık kurumunda uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisi görmüş, farklı nedenlerle (sigara yanığı, kesi izi, psikotik bozukluk) birden fazla kez sağlık kurumuna sevk edilmiş ve R.E. için farklı türde ilaç reçete edilmiştir. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından R.E. hakkında "cezai ehliyetinin tam olduğu" yönünde 26/3/2014 tarihli sağlık kurulu raporu tanzim edilmiştir. R.E. 16/4/2014 tarihinde saat 15 sıralarında battaniye kenarından çıkarılmış iple koğuşunun banyosunda intihar girişiminde bulunmuş, kendisini bulan Kurum personeli tarafından revire götürülmüştür. Kurum doktorlarının derhâl müdahalede bulunduğu R.E. Kuruma intikal eden 112 Acil Servis ekibi tarafından hayata döndürülmüş ve akabinde sağlık kurumuna sevk edilmiştir. R.E. tedavi gördüğü hastanede 2/6/2015 tarihi itibarıyla hayatını kaybetmiştir. Otopsi raporunda, R.E.nin ölümünün asıya bağlı olarak gelişen mekanik asfiksi ve tedavi sürecinde oluşan komplikasyon sonucu meydana geldiği ifade edilmiştir. Koğuşta kalan diğer tutuklular olaya ilişkin ifadelerinde R.E.nin psikolojik durumunun kötü olduğunu, son dönemde "Yaşamın anlamı yok." gibi söylemlerde bulunduğunu belirtmiştir. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göre dışarıdan girişi önlemek için banyo kapısının ardında, kapı koluna takılı şekilde kırık çekpas (süpürge) sapı bulunmaktadır. Ayrıca R.E.yi intihara teşebbüs etmiş hâlde bulan tutuklu F.Y. ifadesinde R.E.yi elleri arkadan düğümlü (bir tarafı düğümlü, bir tarafı geçmeli şekilde hazırlanmış) hâlde bulduğunu belirtmiştir. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından R.E.nin şüpheli ölümü nedeniyle Kurum personeli hakkında görevi kötüye kullanma suçu isnadıyla yapılan soruşturma sonunda takipsizlik kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde özetle R.E.nin psikolojik sıkıntıları olduğu, banyoya kimsenin girmemesi için kapı kolunu arkadan süpürge sapı ile sıkıştırdığı, ellerini arkasından bağlaması dışında cinayet ihtimalini düşündürecek delil bulunmadığı, ellerini arkadan bağlama şekli, kapının arkasına konulan süpürge sapı ve ruh hâli dikkate alındığında haricî bir müdahalenin bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, intihara teşebbüste kullanılan malzemelerin bir infaz kurumunda bulunması mevzuat anlamında mümkün olan eşyalar (battaniye, tabure) olduğu, intihara teşebbüsten sonra kişiye acil müdahalede bulunulduğu ve Acil Servis ekibi marifetiyle sağlık kurumuna naklinin sağlandığı, bu nedenlerle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu, oğlunun ölümünde Kurumun kusuru bulunduğunu ileri sürerek Bakanlık aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle tam yargı davası açmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesi (Mahkeme) 26/4/2018 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Gerekçede "R.E.nin Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nce düzenlenen sağlık kurulu raporu ile cezai ehliyetinin tam olduğunun belirlenmesi, ceza infaz kurumunda intihara teşebbüs edilmesi olayında idareye yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığının Diyarbakır Cumhuriyet Bassavcılığı tarafından yapılan soruşturma ile sabit olması karşısında tazminat talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı" ifade edilmiştir. Ret hükmüne yönelik istinaf başvurusu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi tarafından 14/1/2019 tarihli kararla reddedilmiştir. Başvurucu, nihai hükmü 26/3/2019 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 25/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.