T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2639 KARAR NO : 2025/1730 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 09/09/2021 NUMARASI : 2017/382 Esas - 2021/858 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 22/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO : 2022/2639 KARAR NO : 2025/1730 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 09/09/2021 NUMARASI : 2017/382 Esas - 2021/858 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 22/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın 16/01/2016 tarihinde davalı idaresinde bulunan ... plakalı ... numaralı poliçe ile ... Sigorta A.Ş'den sigortalanmış aracın Boğaz köprüsü girişinde kendisine çarpması sonucu yaralandığını, günlerce hastanede tedavi gördüğünü, davacıda çarpma sonucunda kafatası kırığı, bacakta çoklu kırık ve sonucunda platin takıldığını, kaza nedeniyle İstanbul Anadolu 44.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/160 Esas sayılı dosyasında taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olma suçundan dolayı davalı hakkında dava açıldığını ve halen derdest olduğunu, dosyada ATK raporu aldırıldığını ve bu raporda vücuttaki kırıkların hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır derecede olduğunun tespit edildiğini, davacının yaşadığı kaza nedeniyle bilinç kaybı yaşadığını ve çalışamadığı süre içerisinde mağduriyet yaşadığını beyan ederek, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin dava ve hakları saklı kalmak kaydıyla davacı Ediz için 3.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan; Ediz için 100.000,00-TL, davacı Ediz'in annesi Akşit ve babası Ersin için 20'şer bin TL ve kardeşi Enis 15.000,00-TL olmak üzere toplam 155.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'nın aşırı alkol aldıktan sonra yola çıktığını, aşırı alkolün etkisi ile bilincini kaybettiğini, davacının 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün girişinde davalının aracının önüne aniden çıktığını, davacının alkol raporunda 197.5 miligram alkollü bulunduğunu, davalının arabada 3 arkadaşının yanında bulunduğunu, yayalara yasak olan köprü üzerinden arabaya doğru gelen bir şahıs gördüğünü, fren ve selektör yaparak hem aracını durdurmaya hem de davacıyı uyarmaya çalıştığını, ancak kazanın meydana geldiğini, davacının tam kusurlu olduğunu, davacıların dava açmaya hak ve yetkilerinin olmadığını belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; kusur tespitinin belirlenebilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, maluliyet oranı tespiti için davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'ne veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümüne sevki gerektiğini, geçici iş göremezliğe ilişkin talebin reddedilmesini, kusurun ve maluliyet oranının tespiti halinde, alınında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, davalı şirketin temerrüde düşmediğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Maddi tazminat yönünden; sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat yönünden; davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan davaların ispatlanamadığından ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; meydana gelen kazanın ardından, gerek maddi ve manevi tazminatlar yönünden işbu davanın açıldığını, aşamalarda maddi tazminat talepleri ilgili sulh olduklarını, manevi tazminat taleplerinin devam ettiğini, mahkemece yapılan yargılama sonucunda manevi tazminat talebinin davalının haksız fiil sorumluluğu bulunmaması sebebiyle reddedilmiş olduğunu, kararın bu yönüyle haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kazaya karışan davalının da dosya kapsamında, kazanın oluşmasına sebebiyet verdiğini, haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğu bulunduğunu, karara bu sebeplerle itiraz ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava; yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 16/01/2016 tarihinde davalı ... Sigorta ve ZMMS poliçesi ile sigortalı, davalı ...'ya ait olup davalı ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın davacı yaya ...'ya çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralandığı; davacı ...'nın kendisi için 3.000,00-TL maddi tazminat ve 100.000,00-TL manevi tazminat talep ettiği, yaralanan davacının annesi, babası ve kardeşi olan diğer davacıların da ayrı ayrı manevi tazminat talebi bulunduğu; maddi tazminat yönündeki taleple ilgili, tarafların sulh olması nedeniyle esasa dair bir karar verilmediği, manevi tazminat taleplerinin esastan reddine karar verildiği, davacı vekilinin yalnızca manevi tazminat yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.Kaza tespit tutanağında yayanın ve davalı sürücünün kusurlu olduğu belirlemesi yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince alınan 30/01/2019 tarihli kusur raporunda, "davacı yaya ...'nın %75, davalı sürücü...liye Ceza Mahkemesi'nin 2016/160 esas sayılı dosyasında trafik bilirkişisinden alınan raporda,"davacı yaya ...'nın asli, davalı sürücü ...'nın tali kusurlu oldukları" belirlenmiştir. Ceza Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ise sanık sürücünün kusursuz, yaya ...'nın tam kusurlu olduğu belirlemesi yapılmıştır. Ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/160 Esas ve 2019/494 Karar sayılı kararı ile sanık ...'nın üzerine atılı taksirle yaralamaya neden olma suçu ile ilgili taksir derecesinde dahi kusuru olmadığından CMK'nın 223/2-c.maddesi gereğince bereetine karar verilmiş, bu karara karşı katılan ... istinaf başvurusunda bulunmuş, ilamının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 2019/3258 Esas ve 2020/172 Karar sayılı kararı ile "Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine" kesin olarak karar verilmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) 6098 sayılı Borçlar Kanunu 74. maddesi (818 sayılı BK'nın 53.m) gereğince hukuk hakimi kusurun mevcudiyetine ilişkin Ceza Mahkemesi kararı ile bağlı değil ise de Ceza Mahkemesinde kusurlu olduğu kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilen kimse Hukuk mahkemesinde tamamen kusursuz kabul edilemez. Ceza mahkemesinin mahkumiyet kararındaki fiilin "hukuka aykırılığını" ve "illiyet bağının varlığını" saptayan maddi olgu konusundaki kabul hukuk hakimini de bağlar.6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince davalı vekilinin kusura yönelik itirazlarının değerlendirildiği, ceza mahkemesince sanığın beraatine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre değerlendirme yapılarak kusur oranı bakımından olayın oluş şekli ve ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporu doğrultusunda davalı sürücünün kusursuz olması, meydana gelen kazada davalının hiç kusurunun bulunmaması halinde ise kaza ile davalının sorumluluğu arasında uygun illiyet bağı ortadan kalkmış olacağından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 322,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 292,60 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/10/2025