1. Hukuk Dairesi 2008/12074 E. , 2009/69 K. "" MAHKEMESİ : MENDERES ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/09/2007 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakan A.G.ün 1017 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı torununa temlik ettiğini ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Davalı, satışın gerçek olduğunu, murisin sağlığında tüm mirasçılara mallarını paylaştırdığını be…
**1. Hukuk Dairesi 2008/12074 E. , 2009/69 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MENDERES ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/09/2007 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakan A.G.ün 1017 parsel sayılı taşınmazını mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı torununa temlik ettiğini ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Davalı, satışın gerçek olduğunu, murisin sağlığında tüm mirasçılara mallarını paylaştırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvaazası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1017 parsel sayılı taşınmazın miras bırakan A.K.tarafından 3.11.1983 tarihli akitle satış yoluyla davalıya temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanın yapmış olduğu temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.