3. Hukuk Dairesi 2024/3437 E. , 2025/3574 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1694 E., 2024/1604 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/446 E., 2023/133 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor di
**3. Hukuk Dairesi 2024/3437 E. , 2025/3574 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1694 E., 2024/1604 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/446 E., 2023/133 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen Sağlık Hizmetleri Protokolü uyarınca sağlık yardımları davalı tarafından karşılanan kişilere sağlık hizmetleri sunulduğunu ve bu hizmetlerin bedelinin davalı Kuruma fatura edildiğini, müvekkili tarafından davalı Kuruma ibraz edilen Eylül 2012 dönemine ait 85.480 adet 17.598.646,04 TL bedelli faturalardan toplam 995.443,22 TL haksız kesinti yapıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, yapılan bu kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.03.2023 tarihli feragat dilekçesi ile yargılama sırasında yürürlüğe giren 7429 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. madde uyarınca davadan feragat ettiklerini belirterek, dava açılmasına sebep olan davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasını istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; açılan davanın yerinde olmadığını, müvekkili Kurum tarafından yapılan kesintilerin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin sunulan vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin olduğu, bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 311. maddesi gereğince feragatin kesin hüküm sonuçlarını doğuracağı gerekçesiyle; davanın vaki feragat nedeniyle reddine, 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 90. madde gereğince taraflar aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 22.12.2022 tarihli 7429 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 5. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa eklenen geçici 90/2 maddesi gereği kanuni zorunluluk nedeniyle feragat etmeleri nedeniyle davanın reddine karar verildiği gözetildiğinde, davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın feragat nedeniyle reddine, davalı lehine AAÜT uyarınca maktu 17.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın vekalet ücreti ve yargılama gideri kısmının haksız ve hukuk dayanaktan yoksun olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un geçici 90. maddesi ve söz konusu bu hüküm nedeniyle haklı davalarından feragat etmek zorunda kaldıklarını ileri sürerek; kararın vekalet ücretine yönelik düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin iptali istemine ilişkin olup, davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir. Temyiz incelemesinin konusunu, feragatin kanundan kaynaklanması halinde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği oluşturmaktadır. 6100 sayılı Kanunun 312. maddesinde feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir. 5510 sayılı Kanuna 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90. maddesiyle götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, SGK'nun sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 307. maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup, kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanunun geçici 90. maddesi emredici nitelikte olduğundan, davacı davadan feragat etmek zorundadır. 5510 sayılı Kanunda, ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanunun feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312/1. maddesinin, somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir. Bu noktada, örtülü kanun boşluğunun açıklanması gerekir: Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir) (Prof. Dr. ... , "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, s. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar). 6100 sayılı Kanunun feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312/1. maddesinin lafzıyla hareket edilerek, Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması; negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup hükmün amacıyla uyuşmayacağından; bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir. Şu halde; davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanunun 312/1. maddesinin amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmayıp bozma sebebidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanunun 370/2 maddesi hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 17.900.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ” ibaresinin hüküm sonucundan çıkartılarak yerine "5-Davacı davasından kanun gereği feragat ettiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına," ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar .