T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1085 KARAR NO : 2025/1536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.06.2025 NUMARASI : 2013/115 Esas 2025/492 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 31.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 31.10.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.06.2025 tarih 2013/115 Esas 2025/492 Karar sayılı kara…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1085 KARAR NO : 2025/1536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.06.2025 NUMARASI : 2013/115 Esas 2025/492 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 31.10.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 31.10.2025 İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.06.2025 tarih 2013/115 Esas 2025/492 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalı gerçek kişiler ile davalı şirketin, davacı şirketle ile aynı alanda faaliyet gösterdiklerini, davalıların daha önce davacı şirkette çalışırken ticari sırlara ve işlere vakıf olduktan sonra ayrılarak kurdukları şirkette davacı şirkete ait yazılımı intihal ettiklerini, kaynak kodlarının çalınarak üretildiğini belirterek FSEK 68. madde uyarınca rayiç bedelin 3 kat fazlasına kadar tazminata hükmedilmesini, olay tarihinden itibaren avans faizi verilmesini, FSEK 70. madde uyarınca manevi haklar ihlal edildiğinden ve davacı şirketin yoksun kaldığı kâr ve fiili zarar olması nedeniyle 31.000,00 TL tazminatın aynı tarihten avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. CEVAP:Davalılar vekili, davalılardan ...'ün davacı şirkette 1992-2006 yılları arasında çalıştığını, fiilen yazılım müdürlüğünü yaptığını, şirketin finansal hareketleri ve işlemleri için yetkisi olmadığını, bu şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, diğer davalı ...'in de o dönemde baş programcı olarak çalıştığını, yazılım konusunda tecrübeli ve bilgi kişiler olduklarını, davalıların çalışma özgürlüğü kapsamında davrandıklarını, herhangi bir kopyalama olmadığının İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2012/532 E sayılı dosyasında tespit edildiğini, derdest olan İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin 2012/532 E sayılı dosyasında davalı ...'na ait yazılım kodlarının davacıya ait kodlarla karşılaştırılıp incelendiğini ve benzerlik bulunmadığına dair rapor verildiğini, kaynak kodların tamamen farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ceza dosyalarının kesinleşmesinden sonra alınan bilirkişi raporunda; davalılar tarafından yeni ve orijinal bir eser yaratılmadığı, haksız rekabet hükümlerinden TTK. 55/1-a-2, TTK. 55/1-a-4, TTK. 55/1-c-3 maddelerinin ihlal edildiğini, gerek uygulamaların geliştirme ortamları, vergi tabanları ve çalışma şekilleri, gerekse ekran dizaynı ve kullanıcı ara yüzleri açılardan, ... uygulamasının ...uygulamasından kopyalanmış olduğu ve üzerilerinde farklılık amaçlı olabilecek ve ek/farklı işlev sağladığı anlaşılan unsurlar görüldüğü, bu haliyle gerek dizayn ve altyapı, gerekse kullanıcı arayüzü açısından yeni/orijinal bir ürün olarak değerlendirmenin mümkün olmayacağı, davacı şirketin 2011-2012 ve 2013 yıllarında satışlarının yakın olduğu, üç yıl ortalama satışlarının 2.060.418,22 TL olduğu, 2012 yılında 2011 yılına göre; satışlarında 146.186,00 TL artış olduğu, karında ise 339.743,68 TL artış olduğu, kardaki artış tutarının satışlardan yüksek olmasının sebebinin ise 2011 yılında satışların maliyetinin yüksek beyan edilmesinden kaynaklandığı, 2013 yılında 2012 yılına göre 162.327,81 TL satışlarında azalma olduğu, ticari karında ise azalmanın 6.655,01 TL olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça bilirkişi kök ve ek rapora ilişkin itirazları, haksız rekabetin başladığı tarihlerin bekletici mesele yapılan ceza dosyalarının 2013 yılında açılması nedeniyle 2013 yılında haksız eylemin başladığının kabul edilmesi gerektiği, davacının davalı tarafı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtar bulunmadığı, ceza dosyalarının açıldığı tarihten dava tarihi olan 25.03.2013 tarihine kadarki süreçte davacı tarafın zararının oluşacağı, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da 2013 yılı yoksun kalınan karın hesaplandığı anlaşıldığından davacı vekilince yeniden rapor aldırılmasına ilişkin itirazlarının kabul edilmediği, davacı tarafından davalılar ... mirasçıları ve ... ve....şti. aleyhine açılan davadan feragat edilmesi nedeniyle bu davalılar açısından davanın reddine karar verildiği, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile 3.924,01 TL'nin dava tarihinden işleyecek faiziyle birlikte bu davalıdan tahsilini istemiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, ceza dosyasının gerekçeli kararında da belirtildiği üzere suç tarihinin 18.11.2011 tarihi olduğu, davada aynı zamanda suç teşkil eden haksız eylemin işleniş tarihi 2011 olduğundan yoksun kalınan kar ve fiili zararın da bu yıldan başlamak üzere hesaplanması gerekirken haksız fiil tarihinin ceza mahkemesi kesinleşmiş kararının aksine 2013 kabul edilerek bu tarihten itibaren yoksun kalınan kara hükmedilmesinin hatalı olduğunu, haksız eylemde faiz için ayrıca temerrüd şartı gerekmediğini, haksız fiil tarihinin ceza mahkemesi ilamındaki suç tarihi olup bu tarihten ibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişinin haksız rekabet nedeniyle tazminat miktarını 2013 yılında mahrum kaldığı bedeli hesaplayıp başka bir hesaplama yapmadığını, fiili zarar yanında yoksun kalınan kar yönünden de zararının mevcut olduğunu, bilirkişi raporu ile haksız rekabet fiilinin başladığı tarih ile dava tarihi arasında geçen dönem için fiili zarar ve yoksun kalınan kar şeklinde maddi tazminat hesabı yapılması gerekirken sadece 2013 yılının yoksun kalınan karının hesaplandığını, badece dava tarihine göre değil davadan sonraki aşamalarda da müvekkilinin yoksun kalınan karının hesaplanması gerektiğini, en azından haksız rekabetin başladığı tarih ile dava tarihi arasında geçen dönem için hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, TTK'nun 54 ve 55. Maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespit ve men'i ile maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın davalılar ... mirasçıları ve ... ve .. .. Şti yönünden feragat nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nun 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunda dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 55/1-b,c,d maddesinde sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmak, halleri haksız rekabet teşkil eden eylemlerden sayılmıştır. TTK'nın 57. maddesi gereğince haksız rekabet fiili, hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş olursa çalıştıranların da sorumlu olduğu ifade edilmiştir. Bu itibarla, kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla da sabit olduğu üzere davalıların, davacıya yönelik anılan eylemelerinin haksız rekabet oluşturduğu yönünde varılan hukuki kabul isabetlidir. İDM tarafından dosyaya kazandırılan bilirkişi ek ve kök raporlarında davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu tespit edilerek, 2011, 2012 ve 2013 yılı satışlarının birbirine yatın olup, üç yılın ortalama satışının 2.060.418,22 TL olduğu, 2012 yılına ilişkin kardaki artışın nedeninin 2011 yılı yüksek beyan edilmesinden kaynaklandığı, 2013 yılında ise 2012 yılına göre satışlarda 162.327,81 TL azalma olduğu, ticari kardaki azalmanın ise 6.655,01 TL olduğu, kök rapordaki 29.06.2012-01.02.2013 tarihleri arasındaki hesaplamada herhangi bir değişiklik olmadığı, kök raporda ise 2013 yılı için yoksun kalınan karın 3.924,01 TL olduğunun belirtildiği, yerel mahkemenin 21.11.2024 tarihli oturumunda davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen talebin yoksun kalınan kara ilişkin olduğunun belirtildiği, mahkemece kök ve ek bilirkişi raporları doğrultusunda hesaplanan yoksun kalınan kara ilişkin bedelin davalı ...'ndan dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesinde ve haksız fiil niteliğinde olan haksız rekabet davalarında tazminatın dava tarihi itibariyle belirlenip hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 31.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.