Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ve özel soruşturma usulüne uyulmadan yetkili olmayan mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılması ya da itirazın değerlendirilmesi, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması, tahliye taleplerinin veya itirazların süresinde değerlendirilmemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nede
Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ve özel soruşturma usulüne uyulmadan yetkili olmayan mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılması ya da itirazın değerlendirilmesi, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması, tahliye taleplerinin veya itirazların süresinde değerlendirilmemesi, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; aramanın usule aykırı yapılması, soruşturma sürecinde özel hayata dair bir kısım bilgilerin basında yer alması nedeniyle özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı hakkının; el koymanın usule aykırı yapılması nedeniyle mülkiyet hakkının; gözaltı sürecinde kamu görevlilerinin bir kısım uygulamaları ve usule aykırı şekilde sorgu yapılması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 14/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde (E.2017/MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olan- Yargıtay Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde verdiği kararlarda (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine ilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan, başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlere önceki kararlarda ayrıntılı şekilde yer verilmiştir (Selçuk Özdemir, § 22).B. Başvurucuya İlişkin Süreç Ankara Vergi Mahkemesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi 16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016 tarihinde ise meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi 21/7/2016 tarihinde Savcılık tarafından alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış, Ankara Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de ifade alma esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"... FETÖ/PDY örgüt yapılanmasına ilişkin bilgi sahibi değilim. Yargı Teşkilatı, Adalet Bakanlığı HSYK ve yüksek mahkemelerde ve diğer kurumlarda böyle bir yapılanma olduğuna dair tespitte bulunmadım. Ancak dedikodulardan duyardık. Örgütün yapısı, işleyişi, amacı eğitim ve öğretisine ilişkin bilgi sahibi değilim. Benim ve eşimin ailesi içinde cemaat yapılanmasına dahil herhangi bir kimse bulunmamaktadır, ...... İlk, Orta ve liseyi ... devlet okullarında ailemin yanında kalarak tamamladım. Dersaneyede gitmedim. Bu süreç içerisinde cemaat yapılanması ile tanışmadım. Herhangi bir faaliyete ve etkinliğe katılmadım, davet almadım. Üniversiteyi 1999-2004 yılları arasında Konya Selçuk İktisat Fakültesinde okudum. bu süreç içerisinde de cemaat yapılanması ile ilgili herhangi bir irtibatım kişiler ile ilişkim ve etkinliklerine katılmadım. Evlerinde ve yurtlannda kalmayıp eğitim yurtlarında kalmadım. Diyanet vakfının öğrenci yurdunda kaldım. Mezun olduktan sonra sınava girdim. 3 kere KPSS sınavına girip Senemde kazandım 82 puan aldım. SGK müfettiş yardımcısı olarak yerleştirildim. Bu süreçte başka sınavlarada girip kazandım ama atanmadım. 2005 yılında Kez girdiğim idari yargı hakim adaylığını 78 puan alarak kazandım. Mülakat sonrası Ankara Hakim Adayı olarak staja başladım. Süreç içindetarafıma herhangi sınav soru cevap bildirimi yapılmadı. ...Staj sonrası 2007 yılında Trabzon Vergi Mahkemesi Üyeliğine atandım. 2012 yılında Ankara vergi Mahkemesi üyeliğine atandım. 2012 haziran ve 2014 Mayıs döneminde talebim üzerine Adalet Bakanlığı Bilgi işlem Daire Başkanlığında Tetkik Hakimi olarak atanıp görev yaptım. Daha sonra Ankara Vergi Mahkemesi Hakimliğine yeniden atanıp o tarihten sonra burada görev yaptım. Ben Bilişim ve Hakla ilişkilere ilgi duyduğum için Adalet Bakanlığı Bilgi işlem Müdürüğünde görev talep ettim ve talebim gerçekleşti. Görev sürem içinde yargı ve bakanlık teşkilatı içinde FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin bir gözlem ve tespitte bulunmadım. Bu yapılanmadan katılım ve iş birliği daveti almadım. Herhangi bir etkinlik ve faliyetinede katılmadım. 2010 yılı HSYK seçimlerinde cemaat yapılanmasına mensup adaylar lehine oy isteme sandık başında görevlendirilme, kamera ve fotoğraf çekimi yapma, adliye gezilerinde bulunma eylemim olmadı, 2014 yılı HSYK seçimlerinde cemaat yapılanmasına mensup adaylar lehine oy isteme sandık başında görevlerıdirilme, kamera ve fotoğraf cekimi yapma, adliye gezilerinde bulunma e lemim olmadı, 15/7/2016 tarihinde meydana gelen silahlı darbe teşebbüsü eyleminin sırası ve sonrasında Cemaat yapılanması içeresinde herhangi bir kişi veya gruptan görevlendirme talep ve telkin almadım. buna yönelik suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum, o gün evdeydim eşim ve çocuklarım ile oturuyordum. Darbeyi televizyondan öğrendim. Cemaate ait herhangi bir gazete dergi ve yayın aboneliğim yoktur. Cemaate ait herhangi banka ve fınans kurumunda param yoktur. Cemaate ait herhangi bir yurt yada evde eğitim almadım vermedim ve kalmadım Eğitim merkezinde cemaat adına sınıftemsilciliğim olmadı. Herhangi bir askeri lisede okumadım, Mesleğe ve görev yerine atanmam Res'en gerçekleşti. HSYK tarafından teftiş geçirdiğim hal kağıtlarıına bakmadım ... 2009 yılında Yeditepe Universitesinin İngilizce eğitim programına katıldım. Bir aylık bir süre sonunda aynı programın devamı olan bir aylık yurt dışı gezisine İngiltereye gittim. Cemaate kurban yada para bağışı yapmadım, Maaşımdan kesinti yardımım olmadı. Yapılanmanın yasa dışı olduğunu duşünüyorum, bunu yakın zamanlarda anladım, ancak herhangi bir tepki de bulunmadım. Zira yetki ve sorumluluğum yoktur. Görev süremde herhangi özel yetkili bir kurumda çalışmadım. Darbe girişiminden televizyon izlerken haberim oldu. Bana herhengi görev teklifi olmadı, olsa da kabul etmezdirn, Evimde, işyerimde ve arabamda yapılan arama işlemlerine ve tutanaklara bir diyeceğim yoktur. FETÖ/PDY açılımını Fetullahcı Terör Örgütü ve Paralelci Devlet Yapılanması olarak biliyorum bu örgütsel yapı ile herhangi bir ilişkim bulunmamaktadır. Örgütsel bir eyleme katılmadım, yardım ve propaganda yapmadım. Bu nedenle; TCK 314/3, TCK 221/3-4 metninde belirtilen etkin pişmanlık yükümlülüklerinden faydalanmak istemiyorum. Hakkımda neden gözaltı kararı verildi görevden uzaklaştırma kararı verildi bilmiyorum, ne şekilde cemaatle ilişkilendirildiğimi de anlamadım" Başvurucu 21/7/2016 tarihinde, terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğince 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış, Ankara Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu sorguda Savcılık ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheliler [Y.G.] ... 'ün üzerlerine atılı isnat edilen silahlı terör örgünüte üye olma suçundan vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, dosyada mevcut tutanaklar, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, üzerlerine atılı suçun CMK'nın maddesinde öngörülen katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarı nedeni ile verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'nın ve devamı maddeleri gereğince ... tutuklanmalarına ... [karar verildi]" Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 10/8/2016 tarihinde itirazı reddetmiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 8/11/2016 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, anılan karara başvurucunun yaptığı itirazı Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 10/1/2017 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu anılan kararın 23/1/2017 tarihinde tebliğ edildiğini bildirmiştir. Başvurucu 14/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 20/2/2018 tarihli iddianameyle başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı Yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Başsavcılık başvurucunun FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini iddia etmiştir. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin özel haberleşme aracı olduğu belirtilen Bylock programını kullandığı belirtilmiştir.ii. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında 5/10/2016 tarihinde dinlenen gizli tanık "Yıldırım"ın başvurucunun "örgüt mensubu olduğunu düşündüğünü" ifade ettiği belirtilmiştir.iii. Haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma başlatılan bir kısım kişilerin başvurucunun FETÖ/PDY mensubu olduğunu beyan ettikleri belirtilmiştir. Buna göre özetle Sivas Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli olarak ifadesi alınan H.nin 28/10/2016 ve 6/11/2016 tarihli ifadelerinde başvurucunun örgüt mensubu olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli olarak ifadesi alınan E.B.nin 25/10/2016 ve 22/7/2016 tarihli ifadelerinde başvurucunun örgüt mensubu olduğunu ve kendisinin cep telefonuna Bylock isimli programın başvurucu tarafından kurulduğunu, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli olarak ifadesi alınan Z.E.nin 15/8/2016 tarihli ifadesinde başvurucunun örgüt üyeliği suçlamasıyla haklarında soruşturma yürütülen iki hâkim ile birlikte 2014 HSYK seçimleri öncesinde kendisini ziyaret ederek örgütün HSYK adayları lehine oy istediğini beyan ettikleri belirtilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 6/3/2018 tarihinde iddianameyi kabul etmiş ve E.2018/76 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Mahkeme 28/5/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle, gizli tanık Yıldırım'ın beyanlarının hiçbirinin somut olguya dayanmadığını, tanık E.B. ile aynı adliyede çalışması nedeniyle iş ilişkisinin olduğunu, kesinlikle evine gelmediğini kendisinin de onun evine gitmediğini, tanık E.B.nin telefonuna Bylock programını kurmadığını, HSYK seçim günü oyunu kullandıktan sonra sandıkların açılmasını beklemeden adliyeden ayrıldığını, tanık E.B.yi hâkimlik mesleği ile bağdaşmayanbir kısım tutum ve davranışlarından dolayı uyardığını bu nedenle tanığın kendisine iftira attığını, tanık H. ile dönem arkadaşlığı dışında herhangi bir yakınlığının bulunmadığını, tanık ile hiçbir zaman örgütsel bir sohbet ortamında bulunmadığını, Almanya veya Fransa'ya gitmediğini, tanık Z.E.nin dönem arkadaşı olduğunu, doktora eğitimi için Zonguldak'a gittiğinde bazen tanık Z.E. ve diğer tanıdığı olan hâkimlerle görüştüğünü, Z.E.nin bu görüşmeleri yorumlayarak HSYK seçimlerinde bağımsız adaylar lehine propaganda yaptığı sonucunu çıkardığını kesinlikle seçim propagandası yapmadığını belirterek tanık beyanlarını kabul etmediğini ifade etmiştir. Başvurucu,Bylock kullandığı yönündeki iddianın Emniyet tarafından gönderilen bylock tespit tutanağına dayandırıldığını, kendisine ilişkin bir Bylock kullanıcı adı tespit edilmediğini, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından gönderilen internet trafik bilgisinin hatalı olduğunu dolayısıyla Bylock kullandığı iddiasına dayanak alınan verilerin yeterli olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu, HTS analiz raporunda yer verilen görüşmelerin iş ve sosyal yaşamının bir gereği olarak yaptığı görüşmeler olduğunu, bu görüşmeler arasında halen meslekte olan bir çok hâkim ve savcı ile yaptığı görüşmelerin de bulunduğunu dolayısıyla söz konusu telefon görüşmelerininterör örgütü üyeliğine dayanak alınmasının mümkün olmadığını belirtmiş ve suçlamaları kabul etmemiştir. Mahkeme 1/11/2018 tarihinde yaptığı duruşmada terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme duruşma sonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf kanun yolunda derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39) başvurusuna ilişkin karar.