Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3598 E. , 2024/4073 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3598 Karar No : 2024/4073 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Başkanlığı / … (… Bakanlığı) VEKİLİ: Huk. Müş. … 2- … Başkanlığı / … VEKİLİ: Av. … DAVANIN_KONUSU : 1- Sigorta Tahkim Komisyonunun 03/01/2020 tarihli duyurusu ile bildirilen, Komisyon nezdinde oluşturulan bilirkişi listesinden sıra usûlü ile bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin işlemin, 2- Bu işlemin d…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3598 E. , 2024/4073 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3598 Karar No : 2024/4073 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- … Başkanlığı / … (… Bakanlığı) VEKİLİ: Huk. Müş. … 2- … Başkanlığı / … VEKİLİ: Av. … DAVANIN_KONUSU : 1- Sigorta Tahkim Komisyonunun 03/01/2020 tarihli duyurusu ile bildirilen, Komisyon nezdinde oluşturulan bilirkişi listesinden sıra usûlü ile bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin işlemin, 2- Bu işlemin dayanağı olan Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin, 3- Sigorta şirketlerinin hasar dosyalarında eksper olarak görev almış sigorta eksperlerinin anılan şirketlerin uyuşmazlıklarında bilirkişi olarak görevlendirilmelerine getirilen kısıtlamaya yönelik işlemin, iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Sigorta eksperi ve Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bilirkişi olarak görev yaptığını belirten davacı tarafından; sıra usûlüne yönelik düzenlemenin dayanağı olan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrasında, Komisyon Başkanlığınca, Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesinin düzenleneceğinin, belirlenecek esaslar doğrultusunda bilirkişilerin bu listelerden seçileceğinin belirtildiği; ancak bilirkişilerin sıra ile seçileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı, bu nedenle 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 23. fıkrası uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanması gerektiği, atıf yapılan 6100 sayılı Kanun'da sıra usûlü atama söz konusu olmadığından dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı bulunduğu, ayrıca bilirkişi atamasının yapıldığı sistemde sigorta eksperinin hizmet verdiği sigorta şirketlerine bilirkişi olarak atanamaması yönünde bir kısıtlamanın bulunduğu, bu kısıtlamalar nedeniyle kendisinin bilirkişi olarak atandığı dosya sayısının oldukça azaldığı, getirilen bu kısıtlamaların yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı (Hazine ve Maliye Bakanlığı) tarafından, dava konusu düzenlemelerin bilirkişilerin tarafsızlığının sağlanması amacıyla yapıldığı, bilirkişilerin görevlendirme usûlünü belirleme hususunda Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 21. fıkrasına uygun hareket edildiği, anılan fıkraya istinaden Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrasında Bakanlığın belirleyeceği esaslar doğrultusunda bilirkişi listesinden seçim yapılacağının düzenlendiği, sigorta şirketleri ile iş ilişkisi bulunan bilirkişilerin söz konusu şirketlere ait uyuşmazlıkların çözümünde görev almasının önüne geçildiği, 14/04/2020 tarihli yazı ile bu hususun etraflıca açıklandığı, bilirkişi seçimine ilişkin usûlün idarelerince belirleneceği, diğer yandan hakemlerin bilirkişi seçiminde adilane davranmaları gerektiği, bilirkişilerin ise görevlerini ifa ederken tarafsız davranma yükümlülükleri bulunduğu dikkate alındığında mevzuata uygun olan düzenlemelere karşı açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği tarafından, süresinde savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 3. fıkrasında, uzmanlık alanında birden fazla bilirkişi bulunması hâlinde, sigorta hakeminin adilane şekilde bilirkişi seçimi yapmakla yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir. Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in bilirkişi seçimine yönelik kural ihtiva eden 16. maddesinin 12. fıkrasının 14/06/2018 tarihli Resmî Gazete nüshasında; bütünüyle bilirkişilik konusuna özgü olarak çıkarılan ve bu hâliyle özel düzenleme niteliğinde olan Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin ise 18/04/2019 tarihli Resmî Gazete nüshasında yayımlandığı, dolayısıyla her iki Yönetmelik arasında normlar hiyerarşisi bakımından bir altlık-üstlük ilişkisi olmayıp iki Yönetmelik'in de eş düzey düzenlemeler olduğu açık ise de Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin, bilirkişilerin seçimi ve atanması bakımından, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'e nazaran daha "özel" ve "sonraki" düzenleme olduğunda da duraksama bulunmamaktadır. Buna göre, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarih itibarıyla Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrasında Müsteşarlığa bırakılan bilirkişilerin listeden seçimine ilişkin esasları belirleme yetkisinin, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 1. ve 3. fıkrası hükümlerine aykırı olan kısımları ile sınırlı olarak zımnen yürürlükten kalktığının ve listeden adilane bir şekilde bilirkişi seçme yetkisinin hakeme ait olduğunun kabulü zorunludur. Bu itibarla, belirtilen dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği; öte yandan, temel hukuk ilkeleri uyarınca bilirkişilerin tarafsızlığına şüphe düşürmemek adına sigorta şirketlerinin hasar dosyalarında eksper olarak görev almış sigorta eksperlerinin anılan şirketler yönünden bilirkişi olarak görevlendirilmelerine getirilen kısıtlamanın ise hukuka uygun olduğu, kısıtlamada Yönetmelik'in 22. maddesinin 3. fıkrasında sigorta hakemine verilen yetkiyi etkisiz hâle getirecek bir yön bulunmadığı ve bu bakımdan ise davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : … DÜŞÜNCESİ : Sigorta Tahkim Komisyonunun 03/01/2020 tarihli duyurusu ile bildirilen Komisyon nezdinde oluşturulan bilirkişi listesinden sıra usulü ile bilirkişi ataması yapılmasına ilişkin işlem ile bu işlemin dayanağı olan Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve E:… sayılı işleminin ve sigorta şirketlerinin hasar dosyalarında eksper olarak görev almış sigorta eksperlerinin anılan şirketler yönünden bilirkişi olarak görevlendirilmelerine getirilen kısıtlamanın, düzenlemenin dayanağı olan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 12. fıkrasında, Komisyon Başkanlığınca, Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesinin düzenleneceği, belirlenecek esaslar doğrultusunda bilirkişilerin bu listelerden seçileceğinin belirtildiği ancak bilirkişilerin sıra ile seçileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı; ayrıca bilirkişi atamasının yapıldığı sistemde sigorta eksperinin hizmet verdiği sigorta şirketlerine bilirkişi olarak atanamaması yönünde bir kısıtlamanın bulunduğu, bu kısıtlamalar nedeniyle kendisinin bilirkişi olarak atandığı dosya sayısının oldukça azaldığı, getirilen bu kısıtlamaların yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22. maddesinin(13). fıkrasında" Sigorta eksperi tarafsız olmak zorundadır. Sigorta eksperleri, taraflardan birisi ile arasında tarafsızlığını şüpheye düşürecek önemli nedenler veya taraflardan birisi ile 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 245 inci maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı derecelerde akrabalığı veya bir iş ortaklığı varsa, sigorta eksperliği görevini kabul edemez. Bu hüküm, tüzel kişi sigorta eksperlerinin yanında çalıştırdıkları sigorta eksperleri için de geçerlidir. Bu hükme aykırı olarak düzenlenen raporlar geçersizdir."hükmü,30. maddesinin 21. fıkrasında"Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir." hükmü yer almaktadır. SİGORTACILIKTA TAHKİME İLİŞKİN YÖNETMELİK ile belirlenecek esaslar doğrultusunda bilirkişi listesi düzenleneceği,uzmanlık alanında birden fazla bilirkişi bulunması halinde hakemin adilane biçimde bilirkişi seçimi yapmakla yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır. Dava konusu edilen düzenlemede amaç,adilane seçimi ve bilirkişilerin tarafsızlığını sağlamak olarak ortaya konulmuş olup Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve E:… sayılı işlemle yapılan düzenlemede amacına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonunun 03/01/2020 tarihli duyurusu ile bildirilen Komisyon nezdinde oluşturulan bilirkişi listesinden sıra usulü ile bilirkişi ataması yapılmasına ilişkin işlemde de dayanağı işleme aykırılık saptanmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 18/10/2019 tarih ve 30922 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan … tarih ve … sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulduğu, 47 sayılı Kararname'nin geçici 2. maddesi uyarınca mülga Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili açılmış ve açılacak davalarda adı geçen Kurumun taraf sıfatını kazandığı anlaşıldığından, Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığı hasım mevkiine alınarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacı, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde tutulan bilirkişi listesine kayıtlı olarak bilirkişilik görevini yerine getirmektedir. Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı, Sigorta Tahkim Komisyonuna hitaplı yazısı ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrasına atıfta bulunularak, 2020 yılı başından itibaren bilirkişilerin listeden sıra usûlü ile atanmasına yönelik olarak Komisyon tarafından gerekli altyapının hazırlanması ve konu hakkında Bakanlığa bilgi verilmesi istenilmiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından tüm bilirkişilere hitaben gönderilen 03/01/2020 tarihli e-posta ile bilirkişilerin Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişi Listesinden sıra usûlüne göre görevlendirilmesine başlandığı duyurulmuştur. Öte yandan, bilirkişi görevlendirmesi yapılırken, sigorta şirketleri ile iş ilişkisi olan eksperlerin ilgili sigorta şirketlerine yönelik tahkim uyuşmazlıklarında bilirkişi olarak görev alması noktasında kısıtlama getirilmiştir. Bunun üzerine davacı tarafından, Sigorta Tahkim Komisyonunun 03/01/2020 tarihli duyurusu ile bildirilen, Komisyon nezdinde oluşturulan bilirkişi listesinden sıra usûlü ile bilirkişi görevlendirilmesine ilişkin işlemin, bu işlemin dayanağı olan Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin ve sigorta şirketlerinin hasar dosyalarında eksper olarak görev almış sigorta eksperlerinin anılan şirketler yönünden bilirkişi olarak görevlendirilmelerine getirilen kısıtlamaya yönelik işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 14/06/2007 tarih ve 26552 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tâbi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilât, yönetim, çalışma esas ve usûlleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir. (2) Türkiye’de faaliyet gösteren sigorta şirketleri, reasürans şirketleri, Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği, aracılar, aktüerler ile sigorta eksperleri bu Kanun hükümlerine tâbidir. (3) Sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İhracat Kredi Bankası Anonim Şirketi ile bu Kanunun denetimle ilgili hükümleri hariç olmak üzere özel kanunlarına göre sigortacılık faaliyetinde bulunan diğer kuruluşlar bu Kanun kapsamında değildir." hükmüne; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Kanunda geçen; ... n) Sigorta eksperi: Sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişiyi, ... ifade eder." hükmüne; "Sigorta eksperleri" başlıklı 22. maddesinde, "... (10) Gerçek kişi sigorta eksperleri, sigorta eksperliğini mutat meslek halinde yapmak zorundadır. Gerçek kişi sigorta eksperleri, bu faaliyetlerine devam ettikleri sürede esnaf veya tacir sıfatıyla mesleğin niteliği ile bağdaşması mümkün olmayan başka bir işle uğraşamaz, sigorta acenteliği ve brokerlik faaliyetinde bulunamaz. ... (13) Sigorta eksperi tarafsız olmak zorundadır. Sigorta eksperleri, taraflardan birisi ile arasında tarafsızlığını şüpheye düşürecek önemli nedenler veya taraflardan birisi ile 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 245 inci maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı derecelerde akrabalığı veya bir iş ortaklığı varsa, sigorta eksperliği görevini kabul edemez. Bu hüküm, tüzel kişi sigorta eksperlerinin yanında çalıştırdıkları sigorta eksperleri için de geçerlidir. Bu hükme aykırı olarak düzenlenen raporlar geçersizdir. (14) Sigorta şirketlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile meslekî faaliyette bulunan şirket çalışanları sigorta eksperliği yapamaz; tüzel kişi sigorta eksperlerinin yönetim ve denetim kurullarında görev alamaz, imzaya yetkili olarak çalışamaz, bunlara ortak olamaz ve bunlardan ücret karşılığı herhangi bir iş kabul edemez. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin velayeti altındaki çocukları için de geçerlidir. ..." hükmüne; "Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinde, "(1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. ... (3) Komisyon aşağıdaki görevleri yerine getirir: a) Müdür ve müdür yardımcılarını atamak. b) Birlikçe ayrı bir hesapta izlenecek olan Komisyonun bütçesini hazırlayarak Birliğe sunmak. c) Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak. ç) Komisyonun faaliyet sonuçları hakkında yıllık rapor hazırlayarak Birliğe ve Müsteşarlığa göndermek. d) Bilgi işlem alt yapısını hazırlamak. e) Kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapmak. ... (19) Sigorta hakemleri ve raportörler tarafsız olmak zorundadır. Sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin, sigortacılık yapan diğer kuruluşların, sigorta eksperlerinin, sigorta acentelerinin ve brokerlerin ortakları, yönetim ve denetiminde bulunan kişiler ve bunlar adına imza atmaya yetkili olanlar ile tüm bu kuruluşlarda meslekî faaliyette bulunanlar ve sigorta eksperleri, sigorta acenteleri ve brokerler sigorta hakemliği yapamaz. Bu sınırlandırmalar söz konusu kimselerin eş ve çocukları için de geçerlidir. Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun 28 inci maddesi sigorta hakemleri hakkında da uygulanır. ... (21) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir. ... (23) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununun hükümleri, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanır. ..." hükümlerine yer verilmiştir. 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip olarak kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, aynı Kararname uyarınca 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nda yer alan sigortacılık ve özel emekliliğe ilişkin görev ve yetkileri yürütmek, anılan konuda mevzuatı hazırlamak, uygulamak ve ilgililer tarafından uygulanmasını izlemek ve yönlendirmek ile görevlendirilmiş, özetle Hazine ve Maliye Bakanlığının kapatılan Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığınca ifa edilen görevler, adı geçen Kuruma devredilmiştir. 5684 sayılı Kanun'un yukarıda alıntılanan 30. maddesi dayanak alınarak hazırlanan 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in; Dava konusu uygulama işleminin tesis edildiği tarihteki hâli ile "Sigorta Tahkim sistemine başvuru ve hakem ataması" başlıklı 16. maddesinde, "... (12) Hakem, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Bu kapsamda, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanır. Komisyon Başkanlığı Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar doğrultusunda bilirkişiler bu listelerden seçilir. Bilirkişi ücret tarifesi Komisyon Başkanlığının görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir. Fiilen sigorta hakemliği ya da itiraz hakemliği yapan kişi, Komisyon tarafından oluşturulan bilirkişi listesinde yer alamaz. ..." düzenlemesine yer verilmiştir. 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 21. fıkrası dayanak alınarak hazırlanan ve 18/04/2019 tarih ve 30749 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin dava konusu uygulama işleminin tesis edildiği tarihteki hâli ile; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin amacı; Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde bilirkişiliğe başvuru ve kabul şartları, bilirkişilerin nitelikleri, sicile ve listeye kaydı, görevlendirilmeleri, uymaları gereken ilkeler, çalışma esasları, denetimi, sicil ve listeden çıkarılmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." düzenlemesine; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen uyuşmazlıklara ilişkin bilirkişilik faaliyetini kapsar. (2) Kanunlarda bilirkişilik hizmeti verebileceği öngörülen kurumlar ile yargı mercilerinin talebi üzerine bilimsel ve teknik görüş bildiren kamu kurum ve kuruluşları bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır." düzenlemesine; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelikte geçen; ... d) Bilirkişi: Çözümü hukuk dışında uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde görüşüne başvurulmak amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde oluşturulan bilirkişi listesine kayıtlı veya zorunlu hallerde liste dışından atanacak gerçek kişileri, ... ifade eder." düzenlemesine; "Temel ilkeler" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirir. ... (5) Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla ve korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam eder. ... düzenlemesine; "Etik ilkelerin kapsamı ve etik ilkelere bağlılık" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Sicile ve listeye kaydolan bilirkişiler ile liste dışından görevlendirilen bilirkişiler, bilirkişilik göreviyle bağdaştığı ölçüde 7 ila 14 üncü maddelerdeki ilkelere ve 13/4/2005 tarihli ve 25785 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte düzenlenen etik ilkelere uymakla yükümlüdür." düzenlemesine; "Yetkinlik ve mesleki özen" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bilirkişi, adalete hizmet etme bilinciyle, görevini etkin, zamanında ve verimli biçimde yerine getirmeyi, sunduğu hizmet kalitesini yükseltmeyi hedefler. ..." düzenlemesine; "Bağımsızlık" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Bilirkişi, görevlendirmeyi yapan hakeme, uyuşmazlığın taraflarına ve kendi işverenine karşı bağımsız olup, görevini yalnızca uzmanlık alanındaki bilimsel verilere göre yerine getirir. (2) Bilirkişi, bağımsızlığına zarar verebilecek veya böyle bir izlenim uyandırabilecek her türlü davranış ve ilişkiden uzak durur." düzenlemesine; "Dürüstlük ve tarafsızlık" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Bilirkişi; görevini dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yapmaksızın dürüstlük ve tarafsızlık ilkeleri doğrultusunda yerine getirir. (2) Bilirkişi, görev süresince doğrudan veya dolaylı olarak uyuşmazlığın taraflarından gelen uzman görüşü, danışmanlık, hakemlik ya da buna benzer bir görevi kabul edemez. (3) Bilirkişi, yakınlarının veya iş ilişkisinin bulunduğu kişi, kurum veya kuruluşların, tarafı olduğu ya da ilgili bulunduğu uyuşmazlıklarda görevlendirmeyi kabul edemez. "Saygınlık ve güven" başlıklı 10. maddesinde, "(1) Bilirkişi, görevinin saygınlığını ve kişilerin adalete olan güvenini zedeleyen veya şüpheye düşüren her türlü tavır ve davranıştan kaçınır. (2) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin her türlü kişisel veya özel menfaatin üzerinde olduğu bilinciyle hareket eder, görevini layıkıyla yerine getirir. (3) Bilirkişi, görev almak amacıyla her türlü öneri veya girişimden kaçınır." düzenlemesine; "Görevi kabul yükümlülüğü" başlıklı 11. maddesinde, "(1) Sicile ve listeye kayıtlı olan bilirkişi, 25 inci madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kendisine verilen görevi kabulle yükümlüdür. ..." düzenlemesine; "Menfaat elde etme yasağı" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Bilirkişi, bilirkişilik görev, unvan ve yetkilerini kullanarak kendisi, yakınları veya üçüncü kişiler lehine menfaat sağlayamaz, hediye alamaz ve aracılıkta bulunamaz. ..." düzenlemesine; "Bilirkişi görevlendirilmesi ve seçimi" başlıklı 22. maddesinde, "(1) Bilirkişi, çözümü hukuk dışında uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakem tarafından görevlendirilir. (2) Hakem, görevlendirilecek bilirkişinin uzmanlık alanını belirler. İşin mahiyetine göre gerekçesi açıkça gösterilmek kaydıyla, birden fazla bilirkişi görevlendirilebilir. (3) Bilirkişiler, Komisyonca düzenlenen listeden seçilir. Uzmanlık alanında birden fazla bilirkişi bulunması halinde, hakem adilane şekilde bilirkişi seçimi yapmakla yükümlüdür. (4) Komisyon listesinde ihtiyaç duyulan uzmanlık alanına sahip bilirkişi bulunmaması durumunda öncelikle, bilirkişi olarak atanacak kişinin, üniversitelerin ilgili bölümlerinde öğretim üyesi olması ya da bölge kurulu bilirkişi listesine veya meslek odasına kayıtlı olması gerekir. Hakem, liste dışından seçmiş olduğu bilirkişiyi Komisyona gerekçeleriyle bildirir. (5) Komisyon, bilirkişi seçimine ilişkin bilişim temelli sistem oluşturur." düzenlemesine; "Bilirkişinin bildirim ve çekinme yükümlülüğü" başlıklı 25. maddesinde, "(1) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektirmediğini, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu iş ve işlemlerin açıklığa kavuşturulması için alanında uzman başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya varsa görevden çekinmeyi haklı kılacak bir mazeretinin bulunduğunu, görevin kendisine verilme tarihinden veya çekinmeyi gerektirecek durumun sonradan öğrenilmesi halinde bu tarihten itibaren en geç bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan hakeme bildirir. (2) Bilirkişiler; uyuşmazlığın tarafları, taraf vekilleri veya uyuşmazlığa bakan hakemlerle menfaat ortaklığı olanlar ile bunların eş ve üçüncü derece dâhil kan ve kayın hısımlarıyla ilgili dosyada bilirkişilik görevi üstlenemezler. Belirtilen nedenlerden dolayı bilirkişilik yapamayacak olan bilirkişi durumu Komisyona bildirmek zorundadır. (3) Bilirkişiler ortaklık, istihdam, vekalet, danışmanlık veya diğer iş ilişkisi içinde bulundukları kişi ve kuruluşların Komisyonda taraf olduğu uyuşmazlıklarda bilirkişilik yapamazlar. Bilirkişiler, bu şekilde iş ilişkisi içinde bulundukları kişi ve kurumları listeye kaydolurken ya da bu durumun sonradan ortaya çıkması halinde, en geç bir hafta içinde Komisyona bildirmek zorundadır. (4) Bilirkişiler ortaklık, istihdam, vekalet, danışmanlık veya diğer iş ilişkisi sona ermiş olsa dahi, buralardan ayrıldıkları tarihten itibaren iki yıl geçmeden bu kişi ve kuruluşların taraf oldukları uyuşmazlıklarda bilirkişilik yapamaz." düzenlemesine yer verilmiştir. 22/06/2008 tarih ve 26914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigorta Eksperleri Yönetmeliği'nin "Tarafsızlık" başlıklı 22. maddesinde, "(1) Eksperler, incelemelerini her halükarda, tarafsızlık ilkesini gözeterek yapar ve taraf tutma kuşkusuna bile yer bırakmadan raporlarını hazırlar. (2) Eksperlerin, ekspertizi yapılacak değerlerin ve bunlara ilişkin diğer sigorta ettirilebilir menfaatlerin kendilerine ait olması, taraflardan biri ile ilgili bir şeyin satılması, hibe edilmesi, kiraya verilmesi, kiralanması, kullanım hakkı, eksperlik ücreti hariç olmak üzere borç alacak ilişkisi gibi haller tarafsızlığı şüpheye düşürecek önemli hallerden sayılır. Bu durumda, tarafların yeniden eksper tayin etmesi mümkündür. (3) Eksperler ekspertiz işlemi için üzerinde anlaşılan ücretin dışında, tarafsızlıklarına şüphe düşürecek dolaylı veya dolaysız hiç bir menfaat sağlayamaz. (4) Sigorta veya reasürans şirketlerinde çalışmış olup, bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde eksperlik görevine başlayacak olanlar, son çalıştıkları sigorta veya reasürans şirketinden ayrılış tarihlerinden itibaren, bir yıl süreyle ayrıldıkları sigorta veya reasürans şirketinden ekspertiz görevi alamazlar." düzenlemesine yer verilmiştir. 25/08/2015 tarih ve 29456 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nin dava tarihindeki hâli ile"Atama" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Sigorta eksperi, sigortacı, sigortalı veya sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler tarafından atanabilir. (2) Müsteşarlık, eksper atamalarının güvenli ve bizatihi ilgili kişi tarafından yapılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır." düzenlemesi yer almıştır. Sigorta Tahkim Komisyonunun 03/01/2020 Tarihli Duyurusu ile Bildirilen, Komisyon Nezdinde Oluşturulan Bilirkişi Listesinden Sıra Usûlü ile Bilirkişi Görevlendirilmesine İlişkin İşlemin ve Bu İşlemin Dayanağı Olan Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı İşleminin İncelenmesi: 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinde, sigortacılıkta tahkim müessesesi düzenlenerek, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya hesaptan faydalanacak kişiler ile hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı kurala bağlanmış; anılan maddenin 3. fıkrasında, Komisyonun, tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almakla görevli olduğu; 21. fıkrasında da, Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, sigorta hakemi listesi tutulmasına ilişkin esasların yönetmelikle belirleneceği kuralı yer almıştır. Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; dava konusu düzenleme tarihi itibarıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına, Komisyonun görevleri, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları konularında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisinin verildiği; başka bir ifadeyle, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yürütülecek bilirkişiliğe ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi hususunun Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 21. fıkrası ile Hazine ve Maliye Bakanlığına tanınan yetki kapsamında yer aldığı anlaşılmıştır. Anılan Kanun uyarınca hazırlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrasında da, Komisyon Başkanlığının, Müsteşarlığın (Kurumun) belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenleyeceği, Müsteşarlığın (Kurumun) belirleyeceği esaslar doğrultusunda bilirkişilerin bu listelerden seçileceği kural altına alınmış; dolayısıyla bilirkişi listesinin nasıl düzenleneceği ve bilirkişilerin bu listeden nasıl seçileceği hususunda ilke ve esasları belirleme yetkisinin Müsteşarlığa (Kuruma) ait olduğu belirtilmiştir. Nitekim, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yürütülecek bilirkişiliğe ilişkin düzenlemeler içeren, 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin, 14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile değişik 12. fıkrası da dahil olmak üzere iki fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 23/11/2023 tarihli, E:2019/8796, K:2023/7359 sayılı kararıyla, anılan fıkranın iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemlerde yetki unsuru bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ayrıca, bilirkişi seçiminde esas alınacak kriterin (rastgele sıra usûlü, alfabetik sıra usûlü, performansa göre atama usûlü vb.) uygulamada doğacak ihtiyaç ve sorunlar doğrultusunda sürekli gözetim ve değişime tabi bir husus olduğu da gözetildiğinde, davalı Bakanlıkça (Kurumca) Yönetmelik ile kendisine tanınan, bu konuyu adsız düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisine istinaden tesis edilen 31/12/2019 tarihli talimatta ve bu talimatın uygulanmasına yönelik Komisyon işleminde şekil unsuru yönünden de hukuka ve Dairemizin 13/10/2021 tarihli ve E:2016/13780, K:2021/4716 sayılı kararına aykırılık bulunmamaktadır. Her ne kadar, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 3. fıkrasında, uzmanlık alanında birden fazla bilirkişi bulunması hâlinde, sigorta hakeminin adilane şekilde bilirkişi seçimi yapmakla yükümlü olduğu kuralına yer verilmişse de dava konusu işlemler ile bahse konu Yönetmelik kuralına aykırı olacak şekilde hakemin bilirkişi seçme yetkisinin ortadan kaldırılmadığı, yalnızca bu yetkinin, gerek anılan kuralda gerekse 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 3. fıkrasında vurgulanan "tarafsız, adil ve etkin" bir tahkim sistemi için otomasyona bağlandığı, daha açık bir ifadeyle hakemce bilirkişi seçiminin de aynı nitelikler gözetilerek yapılabilmesini teminen otomatik bir sistem getirildiği, böylelikle suistimallerin önlenmeye, sistemin sıhhatinin (adalet ve tarafsızlığının) korunmaya çalışıldığı, esasen Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 3. fıkrasında hakeme tanınan bilirkişi seçme yetkisinin, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrası uyarınca belirlenecek seçim esasları çerçevesinde kullanılabilecek sınırlı bir takdir yetkisi olduğu, bu itibarla dava konusu işlemler ile getirilen sıra usûlünün Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 22. maddesinin 3. fıkrasına aykırı bir yönü olmayıp bilakis onu bütünleyici bir kural içerdiği, kaldı ki Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrasında yapılan ve 10/08/2021 tarihli Resmî Gazete nüshasında yayımlanan son değişiklikte dahi davalı Kuruma tanınan bilirkişi seçme esaslarını belirleme yetkisinin aynen korunduğu, dolayısıyla adı geçen Yönetmelik hükümleri arasında bir farklılık/tutarsızlık/çelişki olduğu kabul edilse dahi, her iki Yönetmelik'in de aynı Kurumca çıkarıldığı da dikkate alındığında, yasal yetki sahibi Kurumun nihai iradesinin sonraki düzenleme yönünde, yani bilirkişi seçme usûlüne ilişkin esasların Kurumca belirlenmesi yolunda olduğu sonucuna varıldığından, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrası uyarınca tesis edilen işlemlerde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hâllerde Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin, sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan kural uyarınca, davacının iddiasının aksine, 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu'nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun tahkime ilişkin hükümlerinin, Sigortacılık Kanunu'nda öngörülen tahkim müessesesi ve sistemi ile uzlaşır nitelikte olanlarının kıyasen uygulanması gerektiği hususunda şüphe bulunmamaktadır. Buna göre, teknik uzmanlık gerektiren bir yapıya sahip olan sigortacılık sektöründe ortaya çıkan, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde adli yargıdan farklı ve özel bir yargılama yapılması amacıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca oluşturulan sigorta tahkim sisteminde, aynı Kanun'un 30. maddesinin 21. fıkrasına dayanılarak çıkarılan Yönetmelik'in yukarıda anılan düzenlemesinin verdiği yetki gereğince 6100 sayılı Kanun'dan ayrı, sigortacılıkta tahkime özgü bir bilirkişi atama usûlü izlenmesine ve bu usûlün -5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Komisyona verilen tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlama görevi de dikkate alınarak- tüm bilirkişiler arasında adil ve tarafsız bir dosya dağılımını teminen rastgele sıra usûlü olarak belirlenmesine yönelik dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Sigorta Şirketlerinin Hasar Dosyalarında Eksper Olarak Görev Almış Sigorta Eksperlerinin Anılan Şirketler Yönünden Bilirkişi Olarak Görevlendirilmelerine Getirilen Kısıtlamaya Yönelik İşlemin İncelenmesi: Sigorta Tahkim Komisyonunun … tarih ve … sayılı yazısı ile sigorta eksperleri ve aktüerlerin bir kısmının sigorta şirketleri ile iş ilişkisi bulunduğu ifade edilerek Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 9. ve 25. maddelerinde geçen iş ilişkisi ifadesinin nasıl uygulanması gerektiğine ilişkin Bakanlıktan görüş talep edilmiştir. Komisyonun anılan yazısına cevaben Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile sigortacılık mevzuatının amir hükümleri karşısında her ne kadar istihdam ya da danışmanlık sözleşmesi akdedilmesi mümkün değilse de sigorta eksperlerinin, iş kabulü yaparak hasar incelemesinde bulunduğu şirketlere ait uyuşmazlıklarda görev alamayacağı; sigorta eksperleri, aktüer ya da bunlar dışındaki bilirkişilerin sigorta şirketleri ile iş ilişkisi bulunması hâlinde ilgili şirket veya şirketlerin uyuşmazlıklarında görev yapamayacağı yönünde görüş verilmiştir. Davalı idareler tarafından bu hususa yönelik bir işlem örneği dosyaya sunulmamışsa da Sigortacılık Genel Müdürlüğünün 14/04/2020 tarihli görüş yazısı ile davalı Bakanlığın (Kurumun) savunma dilekçesinden, anılan görüş yazısı ile bilirkişilerin seçiminde bu yönde kısıtlamalar getirilmesinin, sigortacılıkta tahkim sisteminin amacına ve özüne uygun olacağının teyit edildiği ve nihayetinde davaya konu kısıtlayıcı düzenlemenin yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, dava konusu düzenleme kapsamında, yalnızca serbest çalışan ve sigorta şirketlerinin hasar dosyalarında eksper olarak görev yapan sigorta eksperlerine yönelik (anılan şirketlerin uyuşmazlıklarıyla sınırlı) bilirkişilik yapma yasağı getirilmediği, sigorta eksperlerinin bilirkişi olarak görev yapmasına engel başka hâllerin (tüzel kişi eksperler bünyesinde çalışan eksperler vb.) de sayıldığı anlaşılmakla birlikte, davacının serbest çalışan bir sigorta eksperi olması ve yalnızca serbest olarak çalışmakta iken sigorta şirketlerinin hasar dosyalarında görev yapan sigorta eksperlerine yönelik getirilen yasağın iptalini talep etmesi karşısında, taleple bağlılık ilkesi gereği, dava konusu düzenleme, anılan kısımla sınırlı olarak hukuka uygunluk denetimine tabi tutulmuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 21. fıkrası ile Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yürütülecek bilirkişiliğe ilişkin usûl ve esasların, dolayısıyla bilirkişilik yapabilecek ya da yapamayacak kişiler ile bilirkişilik yapmaya engel hâllerin belirlenmesi konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına (Kuruma) yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Bakanlık (Kurum) bu yetkisini, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'ni yürürlüğe koyarak kullanmıştır. Uyuşmazlık konusu olan düzenleme ise, Sigorta Tahkim Komisyonunun 11/03/2020 tarih ve 563 sayılı yazısında da belirtildiği üzere, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 9. ve 25. maddelerinde geçen "iş ilişkisi" ibaresinin kapsamının, başka bir ifadeyle halihazırda yürürlükte bulunan bir yönetmelik kuralının nasıl anlaşılması gerektiğinin açıklanmasından ibarettir. Adı geçen Yönetmelik kuralının kapsam ve anlamının anlaşılabilmesi ise, tahkim sisteminin özünün ve düzenlemenin amacının ortaya konulması ile mümkündür. Bu amaçla, Sigorta Tahkim Komisyonunun 11/03/2020 tarih ve 563 sayılı yazısıyla, açıklığa kavuşturulması gereken düzenlemeyi yapan ve yürütmekle görevli olan davalı Bakanlığın (Kurumun) görüşü (kuralın amacı) sorulmuş, gelen cevap üzerine, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 3. fıkrasıyla Komisyona verilen "tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak" için adsız düzenleyici işlemler tesis etme görev ve yetkisi kapsamında, tahkim sisteminin özü ve düzenlemenin amacı birlikte değerlendirilerek, görüş doğrultusunda uygulamaya yön verilmesi ve yeknesaklığın sağlanması amacıyla dava konusu düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Dolayısıyla, dava konusu düzenleme ile davalı Bakanlık (Kurum) tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 21. fıkrasında tanınan yetkinin kullanılması suretiyle getirilen bir kuralın, aynı maddenin 3. fıkrasında Komisyona verilen "tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri alma" görevi kapsamında açıklığa kavuşturulması söz konusudur. Bu itibarla, davaya konu işlemde yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu düzenlemenin esasına gelince; 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesiyle, sayılan sigorta uyuşmazlıkları bakımından bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olan "tahkim" usûlü benimsenmiş, genel itibarıyla uyuşmazlıkların genel mahkemelerde görevli hâkimler yerine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görevli hakemler tarafından çözümlenmesi öngörülmüştür. Yargı organı dışında oluşturulan tahkim sisteminin sağlıklı işlemesinin ön koşulu, tarafsızlığın ve bağımsızlığın sağlanmasıdır. Nitekim 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 3. fıkrasıyla Sigorta Tahkim Komisyonu, tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak ile görevli kılınmıştır. Yine aynı maddenin 19. fıkrasında hakemler ile raportörlerin tarafsız olmak zorunda olduğu belirtilmiş, böylelikle sigorta uyuşmazlıkların tahkim usulü ile çözümü sürecinde Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde aktif olarak görev yapan her aktörün tarafsız ve bağımsız olması amaçlanmıştır. Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görev yapan ve çözümü hukuk dışında uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda görüşüne başvurulan, dolayısıyla bahse konu hâllerde uyuşmazlığın çözümüne doğrudan etkisi ve katkısı bulunan bilirkişilerin de bahse konu "tarafsız ve bağımsız" olma vasfından vareste (muaf/bağışık) tutulması mümkün değildir. Nitekim, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 23. fıkrasının atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 271. ve 272. maddelerinde, bilirkişinin tarafsız ve bağımsız olması gerektiği açıkça hükme bağlanmış, ayrıca hâkimler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kuralların, bilirkişiler bakımından da uygulanacağı belirtilmek suretiyle (uyuşmazlığın çözümüne doğrudan etkisi ve katkısı bulunduğu da gözetilerek) bilirkişiden beklenen tarafsızlığın hâkimden beklenen ile benzer düzeyde olduğu kabul edilmiştir. Bu husus, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrası ile Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'nin 8., 9. ve 25. maddelerinde de tekrar edilmiştir. Bilirkişilerin tarafsız ve bağımsız olma zorunluluğu ile bu vasıflarının hâkimden beklenen ile benzer düzeyde olması gerekliliği aktarıldıktan sonra, uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu düzenlemeyle bilirkişilik yapabileceği hâllere sınırlama getirilen sigorta eksperlerinin görev ve çalışma usûlleri ile tarafsızlık niteliklerine de bakmak gerekmektedir. 5684 sayılı Kanun'un 2. ve 22. maddeleri uyarınca, sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan sigorta eksperlerinin, tarafsız ve bağımsız olmakla yükümlü bulunduğu açıktır. Bununla birlikte, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca sigorta eksperinin, sigortacı, sigortalı veya sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler tarafından atanabildiği, yalnızca atanan ekspere karşı tarafça itiraz edilmesi hâlinde, Kurumca usûl ve esasları belirlenen Eksper Atama ve Takip Sistemi (EKSİST) tarafından tesadüfi eksper ataması yapıldığı görülmektedir. Uygulamada da sigorta eksperlerinin çoğunlukla -bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlama amacını da taşıyan- bir otomasyon sistemi olan EKSİST yerine yukarıda sayılan uyuşmazlık taraflarınca ve özellikle sigorta şirketlerince atandığı bilinmektedir. Dolayısıyla, sigorta eksperlerinin iş kabulü yaparak hasar incelemesinde bulunduğu şirketler ile iş ilişkisine girdiği anlaşılmaktadır. Nitekim, mesleklerini icra ederken tarafsız ve bağımsız dahi olsalar, aktarılan konumları dikkate alınarak sigorta eksperlerinin sigorta hakemliği yapamayacakları 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 19. fıkrasında açıkça hükme bağlanmış, bu açıdan sigorta eksperlerinin hakemlerden beklenen şekilde tam ve mutlak bir bağımsızlık ve tarafsızlık içinde olamayacakları bizzat kanun koyucu tarafından kabul edilmiştir. Esasen, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliğinin 25. maddesinde de, Komisyon nezdinde tutulan Bilirkişi Listesine kayıtlı olan herkes ve bu arada ilgili eksperler, daha önce iş ilişkisi içinde (iş kabulü yaparak hasar incelemesinde) bulundukları şirketlerin taraf olduğu uyuşmazlıklarda bilirkişilik yapamayacaklarından, bu şirketlere ait bir dosyaya atanmaları halinde durumu Komisyona bildirmekle yükümlü tutulmuşlardır. Buna göre dava konusu kısıtlayıcı düzenleme, anılan Yönetmelik hükmüne göre dosyaya bilirkişi olarak atanması mümkün olmayan veya her nasılsa atanmış olup da bu görevi yürütemeyecek olan/ yürütmemesi gereken sigorta eksperlerinin, baştan sürece dahil edilmemek suretiyle Yönetmelik hükmünün uygulanmasının ve sistemin düzgün işlemesinin sağlanmasına yönelik olup, bunun yanı sıra zaman ve emek tasarrufuna da katkı sunmaktadır. Bu itibarla, Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliğinin 9. ve 25. maddelerinde geçen "iş ilişkisi" ibaresinin, sigorta eksperlerinin iş kabulü yaparak hasar incelemesinde bulunduğu şirketleri kapsadığı kabul edilmek suretiyle sigorta eksperlerinin bu şirketlerin taraf olduğu uyuşmazlıklarda bilirkişilik yapmasının, tahkim sisteminin özüne uygun olmayacağı, bilirkişinin tarafsızlığını ve bağımsızlığını etkileyecek sonuçlar doğurabileceği ve/veya uyuşmazlığın tarafları arasında çekişme konusu olabileceği dikkate alınarak tarafsızlık ve bağımsızlık ilkesine tam anlamıyla riayet edilmesi amacıyla getirilen ve anılan Yönetmelik kuralının uygulamasından ibaret olan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığına (Hazine ve Maliye Bakanlığına) verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.