Başvuru, kolluk görevlileri tarafından toplumsal olaylara müdahale edilmesi sırasında atılan gaz fişeğinin göze isabet etmesi sonucu yaralanma meydana gelmesi ve bu olayla ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kolluk görevlileri tarafından toplumsal olaylara müdahale edilmesi sırasında atılan gaz fişeğinin göze isabet etmesi sonucu yaralanma meydana gelmesi ve bu olayla ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucu, aynı şikâyetleri kapsamında 20/6/2014 ve 10/10/2014 tarihlerindeiki ayrı başvuru yapmıştır. 2014/15885 numaralı başvuru 2014/10382 numaralı başvuruda birleştirilmiştir. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, kamuoyunda "Gezi Parkı olayları" olarak bilinen olaylar sırasında 3/6/2013 tarihinde ailesi tarafından işletilen lokantaya giderken Sancaktepe Belediyesi binasının önünden geçtiği sırada yakınında atılan bir gaz bombasının yüzüne isabet etmesi sonucu yaralandığını belirtmiştir. Başvurucunun ilk tedavisi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılmıştır. Hazırlanan adli raporda sol kaş üstünde kesi, fraktür ve sol gözde görme keskinliğinde azalma tespit edilmiştir. Başvurucunun muayenesi sonrası Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 28/6/2013 tarihli rapora göre de sol gözde görme keskinliğinde azalma tespit edilmiştir. Nitekim başvurucu, daha sonra sol gözünden ameliyat olmuştur. Başvurucu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede olaylar esnasında polislerin çok yakın mesafeden kasıtlı olarak kendisini hedef alarak gaz bombası attıkları iddiası ile polislerden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, olaylara katılmadığını belirtmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 16/7/2013 tarihinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünden olaylara ilişkin varsa kamera görüntüsünün gönderilmesini istemiştir. 31/7/2013 tarihinde verilen cevap yazısında kayıtların saklanma süresi aşıldığından görüntülere ulaşılamadığı bildirilmiştir. Daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığı 24/9/2013 tarihinde, polisler hakkında ceza soruşturmasının açılmasına izin verilmesi için dosyayı İstanbul Valiliğine göndermiştir. İstanbul Valiliği 5/11/2013 tarihli kararı ile Emniyet Amiri E.Ş.yi ön inceleme yapmak için araştırmacı olarak görevlendirmiştir. Araştırmacı 28/11/2013 tarihli raporunda, iddiaya konu personelin tespiti amacıyla Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü ile yazışma yapıldığını, gelen cevap yazılarında gaz bombası atan teçhizatın envanterlerinde olmadığı ve bu teçhizatı kullanan personelinin bulunmadığının belirtildiğini ifade etmiştir. Ayrıca bölgede bulunan MOBESE ve diğer özel şahıs kameralarında olaya ilişkin herhangi bir görüntü kaydına ulaşılamadığı ifade edilmiştir. Araştırmacı, 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un maddesi kapsamında şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olduğunu, ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığını değerlendirerek şikâyetlerin adli ve idari yönden işleme konulmaması görüş ve kanaatine ulaşmıştır. İstanbul Valilik makamı 27/12/2013 tarihinde anılan ön inceleme raporuna uygun olarak şikâyetin işleme konulmaması yönünde karar vermiştir. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiş ancak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Kurulu 31/3/2014 tarihli kararı ile itirazı reddetmiştir. Kararda gaz bombası atan teçhizatın Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü envanterinde bulunmaması, olay yerine ait MOBESE kamera görüntülerine ulaşılamaması nedeniyle iddiaya konu personelin tespitinin yapılamadığı gözetilerek soyut ve genel nitelikteki ihbar ve şikâyetin işleme konulmamasına ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir. Karar, başvurucuya 22/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Öte yandan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 4/6/2014 tarihli kararında soruşturma izni verilmediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir.Başvurucu 20/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4483 sayılı Kanun’un maddesinin son fıkrası şöyledir:"765 sayılı Türk Ceza Kanununun 243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz." 4483 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Bu Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi, iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması zorunludur.” 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun mülga maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Kuvvei cebriye imaline memur olanlar ve bilumum zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve mafevkinde bulunan amirinin emrini infazda kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalde başka surette bir kimse hakkında suimuamele veya cismen eza verecek hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse üç aydan beş seneye kadar hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır. Eğer işlediği cürüm bu fiillerin fevkinde ise o cürümlere terettüp eden ceza üçte birden yarıya kadar artırılır." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) maddesi şöyledir:“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinin “tartışılabilir” ve “makul şüphe uyandıran” kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamların titizlikle ve süratle çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55). AİHM; bir bireyin, polis veya devletin benzer diğer görevlileri tarafından Sözleşme’nin maddesine aykırı muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir şekilde ileri sürdüğü durumlarda söz konusu maddenin etkili ve resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/2008, § 102). Öte yandan AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91). AİHM, 4483 sayılı Kanun’da maddesinin son fıkrasının kolluğun zor kullanma yetkisini aştığı durumları 4483 sayılı Kanun'un kapsamından çıkardığını değerlendirmiştir (Tüfekçi/Türkiye, B. No: 52494/09, 22/7/2014, § 28; İşeri ve diğerleri/Türkiye, B. No: 29283/07, 9/10/2012, § 29). Bu bağlamda soruşturma izni istenmesinin başvurucuların Sözleşme’nin maddesine aykırı bir muameleye maruz kaldığını ileri sürdüğü başvurularda gerçek koşulların ortaya konulmasını engellediği kanısına varmıştır (Tüfekçi/Türkiye,§ 47; İşeri ve diğerleri/Türkiye, § 42; Karahan/Türkiye, B. No: 11117/07, 25/3/2014, § 45).