4. Hukuk Dairesi 2014/16284 E. , 2015/13878 K. ... Davacı ... vekili Avukat ... .... tarafından, davalı ... aleyhine 27/09/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/07/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisinde…
**4. Hukuk Dairesi 2014/16284 E. , 2015/13878 K.** **"İçtihat Metni"** ... Davacı ... vekili Avukat ... .... tarafından, davalı ... aleyhine 27/09/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/07/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğradığı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalının yazdığı "Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri" isimli üç ciltlik kitabında kendisine yönelik yazı içeriklerinde gerçeğe aykırı ve kişilik haklarını ihlal edici nitelikteki beyanlar nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme, davalı tarafın kitapta yer alan olayların gerçekliğini ispatlayamadığı, kitapta yer alan ifadelerin davacı tarafın kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler Bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. -/- -2- 2014/16284-2015/13878 Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Somut olaya gelince; davalı ... İslam tarihçisi bir yazardır. Dava konusu kitapta, davalının “Arnavut asıllı” olduğuna dair ibarenin ve devamındaki beyanların yazının bütünü nazara alındığında ırkçılık ve küçültücü anlamda yazılmadığı, süleymancı cemaatiyle ilgili bölümde de davacının yazdığı “Zorlukları Aşarken” isimli kitabına atıfta bulunduğu ve yorum yaptığı ancak içeriğinde küçültücü ve tahkir edici ibareler olmadığı yine dönemin ....Yardımcısı olan ....ile ilgili yazılanların da içerik olarak doğru olduğu, ayrıntılarda farklılık varsa da bu durumun kişilik haklarına zarar verecek boyutta olmadığı, kitabın genel olarak geçmişte yaşanan olaylar hakkında okuyucuyu bilgilendirme ve bir kısım olayların eleştirisi mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda; bu ifadelerin basının hak ve görevleri arasında sayılan bilgilendirmek, eleştiride bulunmak, kamuoyu oluşturmak olarak benimsenmesi gerekmekte olup, davacının kişilik hakkına saldırı teşkil ettiği şeklindeki yerel mahkeme kabulü doğru değildir. Hal böyle olunca, mahkemece bu husus gözetilerek istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalının sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.