Başvuru, iş sözleşmeleri feshedilen başvurucuların sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; iş sözleşmeleri feshedilen başvurucuların sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucuların mensubu olduğu sendika 1968 yılında kurulan Türkiye Pencere Camı Fibro, Cam Mozaik, Şişe ve her türlü Cam Mamulleri Sanayii İşçileri Sendikasının (Hürcam-İş) 1995 yılında Keramik İşçileri Sendikasının birleşmesiyle oluşmuş ve Cam Keramik-İş Sendikası (Sendika) adını almıştır. Sendika, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna bağlıdır. Başvuruculardan;Oktay KURUSAKIZ; 20/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 6/5/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Vehbi YAĞCI; 1/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 25/5/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Bülent PEKBAY; 14/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 29/4/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Yunus TOPCU; 14/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 28/6/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Veysel DAĞ; 14/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 28/6/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Fatih EVİRGEN;1/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 29/4/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Umut KAVLA;1/2/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 29/4/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir.Akif KUMAŞ; 6/4/2019 tarihinde resmî kayıtlı olarak davalı işyerinde işe başlamış, 6/5/2019 tarihinde Sendika üyesi olmuş, iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesi kapsamında 31/5/2019 tarihinde haklı sebep gösterilmeden feshedilmiştir. Başvurucular iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiği iddiasıyla Ankara İş Mahkemesinde işe iade ve sendikal tazminat talepli dava açmıştır. Davalı işveren ise fabrikada üretimin durması nedeniyle başvurucuların iş sözleşmesinin sonlandırıldığını savunmuştur. Başvurucular iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiğini ispat edebilmek için tanık deliline başvurmuştur. İlk derece mahkemelerinde dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının ilgili kısmı şöyledir: "[Tanık S.S.] ... sendika çalışmaları başladıktan sonra özellikle 1 Mayıs tarihinde işyeri whatsap grubundan Bülent Pekbay'ın 1 Mayısta 'size sendikadan selam getiriyorum, iyi şeyler olacak' diye bir mesaj paylaşmasından sonra sendika çalışmalarımız devam etti, 16-17 tane sendika üye sayısına ulaştık, yine şefimiz Bey de sendikaya nasıl üye olabilirim diye bana sormuştu, ancak internetten kayıt olmayı beceremediğinden sendika ile telefonu vererek görüşmesini sağladım, bayrama 3 gün kala davacılara bilgi verilmeden hepsi işten çıkarıldı. Benim sendikaya üye olacağımı N. Bey ile yakın olduğum için düşünmediler, sonra davacıların işten çıkarılmalarına itiraz etmem sebebiyle iş aktime son verildi... davacıların iş akitlerinin fesih edildiği tarihte işyerinde 7 civarı sendika üyesi işçi kalmıştı, 1 ay kadar sonra bu işçilerin 2-3 tanesi kendisi ayrıldı, beni işten çıkardılar, kalan 3-4 kişi hala çalışmaktadır, muhtemelen henüz onların sendika üyesi olduğu bilinmiyor, gizli tutuyorlar. Yine yeni sendika üyesi işçilerden birini N. Bey'in ikna edip sendikadan istifa ettirdiğini duydum...""[Tanık K.] ... davacı Bülent Pekbay sendika için çalışıyoruz görüşelim dedi, ben de düşünmek istediğimi söyledim. Sanırım araya ramazan bayramı girdi, bayramdan sonra davacılar işe tekrar gelemediler, nedenini tam bilmiyorum , ancak sendika kurulacağı iş yerinde günyüzüne çıkmıştı. Davacıların hepsi hemen hemen sendikaya üyeydi, davacılar ile birlikte toplam 20 ye yakın işçi çıkarımı olmuştu. Ancak sendikalı olmayanlar 1 ay kadar bir süre içerisinde işe geri döndüler... sendikalı olupta halen çalışan işçi işyerinde mevcut değil diye düşünüyorum..." İlk derece mahkemesi dosyasında yer alan 30/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun ilgili kısmı şöyledir:"... İşten çıkartılan ya da işe alınan işçilerin kimler olduğu, hangi tarihlerde ve hangi gerekçelerle iş akitlerine son verildiği/işe alındığı, hangi pozisyonda işe alındıkları/işten çıkartılanların pozisyonlarının ne olduğu, görevlerinin ne olduğu, sendika üyesi olup olmadıkları, iş yerinde yetkili sendika tespitinin yapılıp yapılmadığı hususları ile ilgili dosya içerisinden tespit yapılamamıştır... " İlk derece mahkemesi davaların reddine karar vermiştir. Gerekçeli kararların ilgili kısmı şöyledir: "... İş güvencesine tabi olmayanlar da sendikal feshe karşı işe iade davası açabilecek ve sendikal tazminat talep edebilecek olup işe iade davası için öngörülen işyerinde en az30 işçi çalışıyor olması, işçinin çalışma süresi-kıdeminin en az altı ay ve sözleşmenin belirsiz süreli olması koşulları aranmamaktadır...Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlüdür. Dosyada bu yönde güçlü bir kanıt veya durum olmadığı kanaati hasıl olmuştur... Yine işyerinin ekonomik nedenlerle üretime ara verdiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bir kısım işçilerin ara vermeden sonra işyeri tekrar faaliyete başladığında işe döndükleri anlaşılmaktadır. Davalı işyerinin faaliyetine ara vermesi ile bir kısım işçilerin iş akitlerinin sonlandığı, bu kişiler arasında hem sendikalı olmayan ve hem de sendikalı olan işçilerin yer aldığı, bu işçilerin sendikal neden ile iş akitlerinin sonlandığı hususunda dosyadaki bilgi belgeler, Yargıtay kararları ile tanık beyanları dikkate alındığında mahkemece bu yönde bir kanaat oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir..." İlk derece mahkemesi kararlarının istinaf yargı yoluna götürülmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, istinaf başvurularının esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Başvurucular, süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 4857 sayılı Kanun'un "Feshin geçerli sebebe dayandırılması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır....Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak..." 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun "Sendika özgürlüğünün güvencesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz. (2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır. (3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz. (4) İşverenin (…) yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. (5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun (…), 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. (6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. (7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur....”B. Yargıtay İçtihadı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sendikal fesih iddiasının değerlendirilmesi bakımından ortaya koyduğu kriterlerle ilgili 7/10/2009 tarihli ve E.2009/9-372, K.2009/416 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... fesih tarihine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, işyerinde çalışan sendikaya üye olan ve olmayan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen, çekilme sonrası çalışmaya devam eden işçilerin olup olmadığı, çıkarılan işçilerin kaçının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı, toplu iş sözleşmesi prosedürü uygulanmasının söz konusu olup olmadığı, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi halinde teknik yönden bu hususların araştırılması, feshin son çare olarak kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gereklidir" Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye (B. No: 35009/05, 4/4/2017) kararında işverenin sendika üyeliğinden ayrılma tehdidine boyun eğmeyerek sendika üyeliğini sürdüren kırk işçinin iş sözleşmesinin ekonomik nedenler ve mesleki yetersizlikler gerekçe gösterilerek feshedilmiş olmasını sendika özgürlüğü yönünden incelemiştir:i. Anılan karara konu olayda mahkemeler 2004 yılı Temmuz ile Aralık ayları arasında verdikleri kararlarda işçilerin sendika üyeliği sebebiyle işten çıkarıldığı sonucuna ulaşmış ve işçilerin işe iadelerine ya da bir yıllık brüt aylıklarına denk tazminatın işveren tarafından işçilere ödenmesine hükmetmiştir. İşveren, tazminat ödeme seçeneğini tercih ederek işçileri işe başlatmamış ve netice olarak davalı işverene ait işyerinde başvurucu sendika üyesi hiçbir işçi kalmamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, §§ 17-22). ii. AİHM; işçilerin ödenen tazminatın yeterliliğini, sendika hakkının kullanımına yönelik işveren tarafından yapılacak müdahalelerde caydırıcılık özelliğine sahip olup olmadığı bakımından incelemiştir. Söz konusu başvuruda başvuran sendika, tazminatın caydırıcı bir nitelik taşımaması nedeniyle işverenin işe iade yerine tazminat ödeme seçeneğini tercih ettiğinden ve bunun sonucunda toplu görüşme ve toplu sözleşme yapma yetkisini elde edemediğinden şikâyet etmiştir (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 48). iii. Mahkeme, işverenin tazminat ödeme seçeneğini tercih etmesi nedeniyle sendikasızlaşma sürecinin yaşandığını ve sonuç olarak sendikanın o işyerinde üyesinin kalmadığını vurgulamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 54). iv. AİHM bu kaybın sendika yönünden sendikal faaliyetlerinin özünü zedeleyen bir sınırlama mahiyetinde olduğunu tespit etmiş ve ulusal mahkemelerin müdahalenin ölçülülüğüyle ilgili daha detaylı gerekçeler sunmaları gerektiğini belirtmiştir. AİHM, somut olayda derece mahkemesinin haksız işten çıkarma için kanun tarafından müsaade edilen asgari tutarda tazminata hükmederken-örneğin işten çıkarılan işçinin aldığı ücretin düşüklüğünü ve işveren şirketin ekonomik gücünün büyüklüğünü dikkate almak suretiyle- tutarın önleyici etkisi üzerinde titiz bir inceleme yaptığına dair hiçbir işaretin bulunmadığını belirtmiştir (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 55). v. AİHM, işverenin işten çıkarılan işçilerin işe iadelerini reddetmesinin ve işverenin çalışanları haksız yere işten çıkarmasının önlenmesi bakımından yetersiz miktarda tazminata hükmetmesinin ulusal mahkemelerce yorumlandığı biçimiyle kanuna aykırı olmadığını not etmiştir. AİHM ilgili kanunun -derece mahkemesince uygulandığı şekliyle- başvurucu sendikanın çalışanları üyeliğe ikna etme hakkını toplu işten çıkarma yoluyla bertaraf eden işveren için caydırıcı etki doğuracak yeterlilikte bir ceza dayatmadığı sonucuna ulaşmıştır. AİHM'e göre sonuç olarak somut olayda ne yasama ne de mahkeme, başvuran sendikanın çalışanları sendikaya üye olmaya ikna etme ve bu suretle toplu görüşme imkânı elde etme hakkının kullanımının güvenceye bağlanması pozitif yükümlülüğünü ifa etmiştir. Bu nedenle başvurucu sendika ile işverenin yarışan menfaatleri arasında makul denge kurulamamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 56).