10. Hukuk Dairesi 2025/12359 E. , 2026/1699 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1976 E., 2025/933 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/98 E., 2022/227 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafınd…
10. Hukuk Dairesi 2025/12359 E. , 2026/1699 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1976 E., 2025/933 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/98 E., 2022/227 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davacının, 01.05.1988-23.09.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı, 5 06... sayılı Yasa'nın 4/1-a bendi kapsamında 6777 gün prim gün sayısı bulunduğunu, tahsis talep tarihine kadar Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil kaydı bulunmadığını, ortağı olduğu .... Şti. adına kayıtlı ... sicil numaralı iş yerinden 24.09.2012-31.12.2017 tarihleri arasında 4/1-a kapsamında hizmet bildirimi olduğunu, Kurum tarafından 4/1-a bendi kapsamında bildirilen hizmetlerinin 4/1-b kapsamına aktarıldığını, davacının 04.01.2018 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması amacıyla Kuruma başvuruda bulunduğunu, başvurusunun reddedildiğini beyan ederek, 4/1-a bendi kapsamında hizmetlerinin 4/1-b kapsamına aktarılmasına dair Kurum işleminin iptalini, davacının tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 01.02.2018 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanılmasını, ödenmeyen aylıkların faizleri ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili; 5510 sayılı Yasa’nın 86. maddesine göre, davacının tespitini talep ettiği süreler ve davanın açılış tarihi dikkate alındığında 5 yıllık sürenin fazlasıyla geçmiş olduğunu, Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 1-Davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi hizmetleri kapsamında tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.02.2018 tarihi itibariyle emekli aylığı almaya hak kazandığının tespitine, 2-Davacının emekli aylığına hak kazandığı 01.02.2018 tarihinden itibaren alması gereken yaşlılık aylıklarının her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, 3-Davacının 24.09.2012-31.12.2017 tarihleri arası 4/1-a bendi kapsamında bildirilen hizmetlerin iptal edilerek 4/1-b bendi kapsamında hizmetlerine aktarılması işleminin iptali talebinin reddine, 4-04.01.2018 tarihi sonrası tahsil edilen Bağ-Kur primlerinin iadesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 02.01.1968 doğum tarihli davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinde; 01.05.1988 tarihinde 4/1-a bendi kapsamında ilk sigorta girişinin olduğu, 10.10.2002-31.12.2017 tarihleri arasında ... sicil numaralı iş yerinden hizmet bildirimi yapıldığı, 16.02.2018-13.03.2018 tarihleri arasında 1119276; 14.03.2018 tarihinden itibaren 20 22... . ay dahil ... sicil numaralı, .... Şti. unvanlı iş yerinden 4/1-a bendi kapsamında hizmet bildirimlerinin yapıldığı, davacının ... sicil numaralı iş yerinin adına kayıtlı olduğu .... Ltd. Şti unvanlı şirketin ortağı olduğu, Kurum tarafından 24.09.2012-31.12.2017 tarihleri arasında 4/1-a bendi kapsamında yapılan bildirimlerin iptal edilerek hizmetlerin 4/1-b kapsamına aktarıldığı, davacıya ait ... sigortalı bilgilerinin incelenmesinde; 24.09.2012 tarihinde tescil edildiği, toplam 5 yıl, 5 ay, 26 gün hizmeti olduğu, davacının 04.01.2018 tarihli tahsis talebine Kurum içi yazışmaların devam etmesi nedeniyle cevap verilmemesi üzerine davacı tarafça 19.11.2018 tarihinde tekrar tahsis talebinde bulunulduğu, talebinin son yedi yıllık çalışmasının en az yarısı 4/1-a bendi kapsamında olmadığı ve tahsis talep tarihi itibariyle çalışmaya devam ettiği gerekçesi ile reddedildiği, Kurum tarafından iptal edilerek 4/1-b kapsamına aktarılan hizmetlerinden önce davacının 4/1-a kapsamında toplam 6777 prim gün sayısı olduğu, sigorta başlangıç tarihi dikkate alınarak geçiş hükümleri doğrultusunda 5375 prim gün sayısı ve 25 yıl sigortalı olma koşullarının varlığı halinde yaşlılık aylığına hak kazanıldığı, 24.09.2012 tarihine kadar davacının toplam 6777 prim gün sayısı olduğu, 25 yıldan fazla sigortalı olduğu, 04.01.2018 tahsis talep tarihi itibariyle hizmetlerin birleştirilmesine gerek kalmaksızın yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmış, somut olayda; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 2. fıkrasına göre, "4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları iş yerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler." düzenlemesi gereği davacının, 24.09.2012-31.12.2017 tarihleri arasında 4/1-(a) bendi kapsamında yapılan hizmet bildirimlerinin iptal edilerek hizmetlerin 4/1-(b) kapsamına aktarılmasına ilişkin Kurum işleminin yasal düzenlemeye uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu yönde Kurum işleminin iptali talebinin reddi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince hizmet süreleri birleştirilmeksizin ve işten ayrılma koşulu aranmaksızın yaşlılık aylığına hak kazanan davacıya tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine dair tespitinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacının çalışmasını sürdürmekte iken yaşlılık aylığı bağlanmasını talep etmesi karşısında, davacının tercih hakkını 506 sayılı Kanun'un 63. maddesinin (B) bendi kapsamında kullandığı ve sosyal güvenlik destek primine tabi çalışarak yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği kabul edilerek, Yargıtay 10.HD'nin 26.12.2023 tarih ve 2023/13474 E. 2023/13501 K.sayılı kararında belirtildiği üzere "davacının yaşlılık aylığı bağlanması sonrası 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında geçen çalışmalarının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olarak çevrilmesine" karar verilmesi gerekirken bu hususta hüküm kurulmaması hatalı olmuş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.11.2024 tarih ve 2024/12937 E. 2024/11953 K.sayılı kararında "...5510 sayılı Kanun'un 42. maddesinde Kurumun sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemelerini, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildireceği düzenlendiğinden, davacıya bağlanmasına karar verilen yaşlılık aylığının faiz başlangıcının aylığın başlaması gereken tarihten üç ay sonra başlaması gerektiği gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 01.06.2022 olarak hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir..." biçiminde ifade edildiği üzere; yaşlılık aylığının faizinin başlangıç tarihinin belirlenmesinde, Kuruma tanınan 5510 sayılı Yasa'nın 42. maddesinde yazılı üç aylık işlem süresinin varlığı karşısında, Kurumun, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden (3) aylık sürenin sonundan başlamak üzere faiz alacağı ile sorumlu tutulması, bu üç aylık sürenin dolmasından sonra ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarına ise hak edildiği tarihlerden itibaren faiz tatbik edilmesi (Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 24.02.2015 tarih ve 2015/12005 E. 2015/22365 K.sayılı kararı); Kurumun 5510 sayılı Yasa'nın 42. maddesinde yazılı üç aylık işlem süresinin varlığına rağmen bu süre içerisinde yanıt vermesi halinde tahsis talebinin reddedildiği tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamak üzere ancak sonraki her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren başlayacağı gözetilerek Kurumun faiz alacağı ile sorumlu tutulması gerektiği (Yargıtay 10.HD'nin 17.12.2015 tarih ve 2015/10756 E. 2015/23065 K.sayılı kararı), somut olayda Kurumun 04.01.2018 tarihli tahsis talebine ilişkin üç ay içerisinde herhangi bir cevap vermediği anlaşılmakla Mahkemece 5510 sayılı Yasa'nın 42. maddesi kapsamında faiz başlangıcında 3 aylık yasal sürenin dikkate alınmaması yerinde görülmemiş, davacının 4/1-a hizmetlerinin 4/1-b hizmetine aktarılması nedeniyle 4/1-b kapsamında ödenen primlerin iadesi talebi yönünden; davanın temel yasal dayanaklarından olan ... sayılı Kanun'un “Prim alınması” başlığını taşıyan 48’inci maddesinde, bu Kanun gereğince sigortalılara yapılacak her türlü yardımlarla yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurumca bu Kanun hükümlerine göre prim alınacağı belirtilmiş; “Prim oranları ve hesaplanması” başlıklı 49. maddesinde, bu Kanuna göre ödenecek sigorta primi oranı açıklanarak, sigortaya girişte bildirilen gelirin bir defaya özgü olmak üzere belli bir oranında giriş keseneği, basamak yükselmelerinde ise yükselme primi alınacağı, sigorta priminin, sigortalılığın başladığı tarihi izleyen aybaşından, sigortalılığın bittiği ayın sonuna kadar hesaplanmak suretiyle tam ay olarak alınacağı, bu kesenek ve primlerin tümünün, yılı içinde ödenmek kaydıyla vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği bildirilmiş; anılan Kanun'un 20.05.2006 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 43. maddesiyle yürürlükten kaldırılan “Kurumun gelirleri” başlığını taşıyan 15. maddesinde de, prim gelirleri ile Kurum gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirlere yer verilmiştir. 703 sayılı KHK ile mülga 5502 sayılı Kanun'un 34. maddesinde ise, Kurum gelirleri olarak, sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası prim gelirleri, sosyal sigorta ile genel sağlık sigortasına yapılan Devlet katkısı, primlerin ve diğer gelirlerin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler sıralanmış, “Çeşitli malî hükümler” başlıklı 37. maddesinde, süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primlerinin, gecikme zamlarının, katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51., 102. ve 106. maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.... sayılı Kanun'da sigorta primlerinin toptan geri ödenmesi iki durum ve sigorta kolu için öngörülmüştür. Kanun'un “Yaşlılık sigortasından toptan ödeme ve hizmet ihyası” başlığını taşıyan 39. maddesinde, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan, malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş bulunan sigortalılara, ödedikleri primlerin, yazılı istekleri üzerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği; “Ölüm sigortasından toptan ödeme” başlıklı 44. maddesinde de, ölen sigortalının hak sahibi kimselerinden hiç biri bu Kanuna göre ölüm sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanamadıkları takdirde, sigortalının ödediği primlerin, hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği hüküm altına alınmış olup, anılan yöndeki her iki düzenleme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren “Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya” başlığını taşıyan 31 ve “Ölüme bağlı toptan ödeme ve ihya” başlıklı 36. maddesinde de korunmuştur.... sayılı Kanun'un “Yersiz olarak alınan primlerin geri verilmesi” başlığını taşıyan 55. maddesinde, yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primlerin, alındığı tarihten itibaren 10 yıl geçmemiş ise sigortalıya geri verileceği bildirilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren “Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlıklı 89. maddesinde kısmen benzer nitelikte düzenleme yapılarak, yanlış veya yersiz alınmış olduğu saptanan primlerin, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, payları oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine yasal faizi ile birlikte geri verileceği hüküm altına alınmıştır.... sayılı Kanun'un “Yersiz olarak alınan primlerin geri verilmesi” başlığını taşıyan 55. maddesinde, yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primlerin, alındığı tarihten itibaren 10 yıl geçmemiş ise sigortalıya geri verileceği bildirilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren “Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlıklı 89. maddesinde kısmen benzer nitelikte düzenleme yapılarak, yanlış veya yersiz alınmış olduğu saptanan primlerin, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, payları oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine yasal faizi ile birlikte geri verileceği hüküm altına alınmış ise de, davacının ... sayılı Kanun'a tabi zorunlu sigortalılığına dayalı olarak ödediği primlerin Kurumca yanlış veya yersiz tahsil edildiği ileri sürülemeyeceği gibi, Kurumun sağlık primi alma olanağı da dikkate alındığında, anılan sigortalılık sürelerinin kendisine yaşlılık aylığı bağlanması aşamasında değerlendirilmemesinin sonuca herhangi bir etkisinden de söz edilemez. Anayasa’nın 60. maddesindeki, herkesin, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğuna, Devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alacağı ve teşkilatı kuracağına ilişkin hüküm, ... sayılı Kanunun “Yazılma” başlığını taşıyan 26. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlülüklerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamayacağı yönündeki emredici kural, yukarıda değinilen ... sayılı Kanun'un 15, 48, 49. maddeleri ile 5502 sayılı Kanun'un 34... . madde düzenlemeleri karşısında, ödenen primlerin sigortalılara geri verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 13.03.2014 tarih ve 2014/4654 Esas, 2014/5703 Karar; 29.06.2015 tarih ve 2014/122 99... /13112 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak davanın prim iadesi yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yukarıda yer alan gerekçede açıklandığı üzere davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine; davalı Kurumun istinaf sebepleri yerinde görülmekle birlikte bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine, Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 bendi uyarınca kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 1-Davacıya yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinden (01.02.2018 tarihinden) itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı Yasa'nın 42. maddesi gereğince 3 aylık süre dikkate alınarak Şubat, Mart ve Nisan 2018 aylıkları için 01.05.2018 tarihinden itibaren ve sonraki her bir aylığın hak ediliş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının yaşlılık aylığı bağlanması sonrası 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında geçen çalışmalarının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olarak çevrilmesine, 3-Davacının 24.09.2012-31.12.2017 tarihleri arası 4/1-a bendi kapsamında bildirilen hizmetlerinin iptal edilerek 4/1-b bendi kapsamında hizmetlerine aktarılmasına ilişkin Kurum işleminin iptali talebinin reddine, 4-04.01.2018 tarihi sonrası tahsil edilen Bağ-Kur primlerinin iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının 24.09.2012 - 15.02.2018, 16.11.2018-19.12.2018 tarihleri arasında Bağ-Kur kapsamında olduğunu ve 4/1-a bendi kapsamında kabul edilmesinin mümkün olmadığını, 16.11.2018 tahsis talep tarihine göre SSK'dan emekli olabilmesi için müracaat tarihinden geriye dönük en az 1261 gün SSK hizmeti bulunması gerektiğini, davacının SSK'lı hizmet süresinin yeterli olmadığını, ayrıca müracaat tarihinde aktif olarak çalışmaya devam ettiğini, bu nedenlerle yaşlılık aylığında hak kazanmadığını beyan ederek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti talebidir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.