Başvuru, arabulucular siciline kayıt talebinin reddedilmesi işleminin iptal edilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, arabulucular siciline kayıt talebinin reddedilmesi işleminin iptal edilmemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. İstanbul Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapan başvurucu aynı zamanda arabuluculuk faaliyetinde bulunabilmek için arabulucular siciline kayıt talebinde bulunmuştur. Kayıt talebine ilişkin olarak Bakanlık tarafından gönderilen 13/2/2018 tarihli bildirimde başvurucunun terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak şartını taşımadığından talebinin reddine karar verildiği belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu işlemin iptal edilmesi talebiyle 16/3/2018 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde; hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan terör örgütüyle iltisaklı olduğu gerekçesiyle arabulucular siciline kaydının yapılmamasına ilişkin işlemin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu; arabulucular siciline kaydedilmenin tüm şartlarını taşıdığını, anılan sicile kayıt konusunda idareye takdir hakkı tanınmadığını, hukuken geçerli bilgi ve belgelerle desteklenmeyen soyut iddiaya dayalı işlem nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini belirtmiştir. İdare tarafından Mahkemeye 19/4/2018 tarihinde sunulan savunma dilekçesinde; başvurucu hakkında 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ile silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlarından soruşturma yürütüldüğü, bu nedenle başvurucunun PKK/KCK silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu belirtilmiştir. Mahkeme 24/12/2018 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucu hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu kapsamında yürütülen adli soruşturma bulunduğu ve soruşturmanın hâlen devam ettiği belirtilmiştir. Bunun yanında adli soruşturmaya esas suçun niteliği ve soruşturmanın devam ettiği gözönüne alındığında başvurucunun terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olmama şartını sağlamadığı kanaatine ulaşıldığı kararda ifade edilmiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu, Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf başvuru dilekçesinde; kararın masumiyet karinesine aykırı olduğunu, hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, hakkında devam eden soruşturmanın terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olarak kabul edilebilmek için yeterli görülmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 11/4/2019 tarihli kararıyla istinaf talebinin kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Mahkemece verilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 10/5/2019 tarihinde öğrendikten sonra 3/6/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu 31/3/2022 tarihli kararıyla; 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrasındaki propaganda suçu ile 2911 sayılı Kanuna muhalefet suçu bakımından başvurucu hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; propaganda suçu bakımından yapılan incelemede şüphelilerin grup içerisinde yer aldıkları esnada suç unsuru slogan ve benzeri nitelikte propaganda faaliyetlerine ilişkin herhangi bir tespit veya görüntü kaydı bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kararda, şüphelilerin oturma eylemi yaptıktan sonra olaysız bir şekilde dağıldıklarının polis tutanağıyla tespit edildiği ifade edilerek 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.