10. Hukuk Dairesi 2014/20762 E. , 2014/20621 K. "" Mahkemesi : Gebze 2. İş Mahkemesi Tarihi : 15.04.2014 No : 2012/136-2014/92 Davacı, davalı şirkete ait işyerinde 09.06.1996 – 12.06.2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda ilâmında belirtildiği şekilde davacının sürekli ve ücretle şekilde çalıştığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davac…
**10. Hukuk Dairesi 2014/20762 E. , 2014/20621 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Gebze 2. İş Mahkemesi Tarihi : 15.04.2014 No : 2012/136-2014/92 Davacı, davalı şirkete ait işyerinde 09.06.1996 – 12.06.2006 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda ilâmında belirtildiği şekilde davacının sürekli ve ücretle şekilde çalıştığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, talep konusu dönemde davalı şirkete ait işyerinde 09.06.1996 – 12.06.2006 tarihleri arasında kesintisiz şekilde çalıştığından bahisle bu sürelerin tespitini talep etmiştir. Mahkeme, 506 sayılı Yasanın sigortalı sayılmayanlar başlıklı 3.maddesinin (D) bendinde; ev hizmetlerinde çalışanların (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç) sigortalı olamayacaklarının bildirildiği, davacının sürekli ve ücretle çalıştığına yönelik iddiasını ispatlayamadığı kanaatiyle bu kez davanın sübuttan reddine karar vermiştir. Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez”. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280, 2014/65 sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir. İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır.